Skip to main content

Aşkın “D” hali (Denk düşen bir “Sevgililer Günü” güncellemesi)

Biz “kaybedenler kulübü” sık sık konuşuruz, “Ah şimdi bir aşk olsaydı, böyle mi olurdu? Bir aşk olsa bizi oturduğumuz bu koltuktan çoktan alır, saat günün, gecenin kaçıdır, soğuk, yağmur ve kar var mıdır düşündürmez, kanatlandırırdı. Bir aşk, hem de öyle bir kanatlandırırdı ki bizi, başımız bulutlara değer, o bulutlar ki içine aşk için ağlayanların gözyaşlarını gömer, yağdıklarında yere, ıslatır, okşar ve avundururdu. Bir aşk ki aslında bütün kapılınmış aşkların bir özeti, hatta özet de değil sentezi; garip çıkarsamaların, olmayacak saplantıların, düşlerin ve ütopyaların doğurduğu bir aşk.” Biz kaybedenler kulübü, istisnasız hepimiz, o yaşanamamış aşkla avunuruz.

 

Oysa ona yıllar önce rastladığımda aşkın henüz “A” haliydi, mevsim yazın ilk günleriydi, ne sıcak ne de soğuk. Güneyde savaş vardı, geceler koşulsuz karartmalardı. Ben şaşkın ve telaşlı; nereden başlamam gerektiğini bile bilmiyordum. Hayli garip bir şeydi bu duygu, neşeden çok buruk bir hüzne yatkın, bir tebessümden bile kanatlı, ama bir yaz günü bile yaşanan buruk çehresiydi güzün. Yani tam aşkın “Aaa!” hali, bu muymuş bunca şeye konu olan seli dolu duygu? Aşkın A hali o yazla birlikte sararıp soldu.

Fakat çok geçmedi, tohumlar yeniden filiz buldu. Bir başkası bu kez aşkın “Ü” hali oldu. Alımlı, çalımlı ve kibirli, lakin aynı zamanda akıllı biriydi. Artık bundan mıdır nedir bilmem, aşkımdan da hiç anlamadı; zaten bütün aşklarım böyle bir çıkmazdı. Bana “asıl olan saygıdır” demişti, “biraz da sevgi varsa yeter, o ilişki durmaz, gider”. Oysa benim uykularım kaçar, geceler uzar da uzar, acılar içinde kıvranırdım. Aşkın aslında acı, yekûnun saygı ve sevgi olduğunu Ü halinde anladım.

Aşkın “L” halinde ise durum çetindi, zamansız yeşeren gönlüm bu sefer yalnız değildi. İlk defa karşılık bulmuştu, zaten uçuşan kalbim koşmaktan yorulmuştu. Üstelik uzak mı uzaktı, onun yaşadığı yer başka bir diyardı. Sık sık mektup yazardım, düşünür, özler ve arardım. Özlem çok güçlü bir iksir, zaten hasretti bu aşı büyüten. Lakin gelince yanıma büyü silindi, L hali anlattı ki bana, “onu uzaktan sevmek aşkların en güzeliydi”.

Aşkın “H” halinde durum tamamen karışıktı, aşk aşk olmaktan çıkmış, ama imzaya bağlanmıştı. Yapacak bir şey yoktu, bozulunca yaşamın bir kez dengesi, bir o yana bir bu yana koşturup durursun. Aylar, yıllar gelip geçer, oysa sen günlerle avunursun. Gördüm ki ister haykırmalı ya da fısıldamalı; ister sakınıp gizlemeli ve saklamalı, aşk asla kayıt altına alınmamalı. Aşkın “Haa!” halinde daha çok hüzün oldu, bu kez anladım ki imzalı aşklar sözleşmelerle son bulurdu.

Aşkın sondan bir önceki hali en büyük aşkıma vesiledir. Yağmurlu bir gündü hatırladığım ve ben zamandan ilk kez bu kadar uzaktım. Oysa akşam artık çökmüştü, benim için hava çoktan dönmüştü, ilk kez yalnızlıktan medet umuyordum, bir başka geleceğe sığınıyordum. Nitekim yağmur ve yalnızlık yeni bir aşka vesile oldu. Aşkın beklentisiz “O” hali de çok değil iki yıl önce doğdu. İşte ben onunla mühürlendim.

Aşkın halleri artık eminim alfabe ve heceler kadar sonsuz, çoğu hüzünlü, bazen neşeli, ama hep fütursuz. Biz kaybedenler kulübü yine de “Ah şimdi bir aşk olsaydı, böyle mi olurdu?” diye konuşuruz. “Bir aşk olsa bizi nasıl kanatlandırır, bulut olur, yağmur olur, kurumaya durmuş toprağı avundururuz…”

Biz kaybedenler kulübü, istisnasız hepimiz, aşkın o yaşanmamış “D” halini hayallerimizle buluştururuz.

“Gizli, saklı ya da yasak, olacak ya da olmayacak, ancak hallere dair ütopik bir aşk …”

Notlar:

  • Yazı 14.2.2004 tarihinde “Aşkın halleri” başlığıyla Dünya Gazetesi’nde yayınlanmış, günümüze birkaç harf ve kelime değişikliğiyle uyarlanmıştır.
  • “D” hali Dulcinea’ya gönderme yapmak amacıyla eklenmiştir. Dulcinea del Toboso Cervantes’in Don Kişot’unun ütopik (hayali) aşkıdır, romanda sık sık özlemle betimlenir, ama aslında hiç var olmaz.
  • Sevgililik hali aşka dair değildir, birbirini seven her canlının en korumalı sığınağıdır.

4 thoughts to “Aşkın “D” hali (Denk düşen bir “Sevgililer Günü” güncellemesi)”

  1. Kayahan geldi aklıma (nurlarda olsun ) ve ona ait şarkı sözleri pek çoğu güzeldir şarkılarının ama biri varki parçada geçen o iki satır o anlatıyor işte aşkın halini ,
    Aşık olunan deildir aşkı tanımlayan
    Yada aşık olanın hisleri
    Aşkın kendisidir insanı aşka bağlayan
    Kayahan’da zaten bunu söylüyor
    BİR DAHA BÖYLE SEVECEK OLSAM ( ! )
    BİR KALEMDE SİLERDİM SENİ …

  2. Hocam kaybedenler klübü üyesi olsada pek çok kişi bence Aşkın her halini, her durumda,her şeye rağmen yaşamak yinede her şeyden güzel derim ben.

  3. aşk icin begenmek ve kimya lazim. begenmek icin tesadufen gormek lazim. gorulen kisiyi begenmek riskli, cunku gercek tipi ve karakteri makyajin altinda gizli, ve gercek aşk potansiyli onda degil biraz otedekinde olabilir. risk alinip bir bahaneyle sohbet firsati olursa ordan ilerlenebilir. bir kimya ya da elektrik olup olmadigi zamanla anlasilir. insanlarin yaydiklari kokular, auralari gdo ile wifi ile, akilli telefon ile bozuluyor, ya da manipule ediliyor. Yani yanlis kisiye aşik olunabilir. Sonra da bosanmalar baslar. Bir de insanlar gittikce yobazlasan ulkede artik modern bir yer olan izmiri tercih ediyorlar, ve izmirin emlak fiyatlarindaki artis diger yerleri katliyor. Bu gidisle halkin genetik hasari artacak, halkin yarisi otistik olacak, kimse kimseye aşik olmayacak, gururlu otistikler gibi dernekler kurulacak, bir yandan halkin diger yarisinin durumuna sukretmesi saglanacak, diger yandan onlara aciyanlar bu derneklere para akitacaklar, ve bir sure sonra otenazi isteyenler cogunlugu ele gecirecek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir