Skip to main content

İlim ve bilimde algılama becerisi nasıl yitirildi?

Bilim ve ilimin farklı kavramlar olduğunu sık sık vurgulamamızın nedeni iki kavramın karıştırılmasıdır. Bilim bir şeyin bilinmesi durumudur, yani olay açıktır ve bilgi düzeyine erişmiştir. İlimde ise açık olan bir şey yoktur, gözlemlerden hareketle büyük çıkarımlar ortaya konur. Genel örneği yeniden dillendirelim, elmanın düşmesi “durum”dur. Bunun bırakılınca düşeceğinin bilinmesi, hızının zamana karşı hesaplanması yine bilimdir. […]

Devamını Oku

Bilimsel tutukluğun açıklanmasında anahtar-kilit örneği

Bilimsel gelişmenin orijinal düşünce geliştirmesi aslında “kale ya da yale” anahtar mantığına benzemez. Kale anahtar genellikle odalarda kullanılan basit dişler içerir, eksen dişlerin karşılıklarının sabit olması mantığına bağlıdır. Yale anahtara ise anahtarın ayrıca eksensel girintileri, daha sık ve değişken yivleri vardır. Bu sistem açmayı sağlayacak uygun pozisyonu çok daha yüksek bir kombinasyona sokar, dolayısıyla ekseni […]

Devamını Oku

Yaşam sürprizlere açıktır, yeter ki algınız açık olsun

Bilim dogmanın sorgulanması üzerine kuruludur. Oysa varlığını her zaman sürdüren dogma, “işte yeni bilim budur” diye öne sürülen ve coşkuyla karşılanan yeni algıyı kısa sürede ele geçirir. Mesela bilimde asıl olan bulgudur, ama “ölçülebilir” olmasını ister. Kanıt diye bir kavram aslında hiç olmasa da, “ölçülebilir değişkenlik” kanıt olarak kabullenilir. Oysa ilimde esas olan algıdır, yani […]

Devamını Oku

Bilim nasıl ilerler: İki aşamalı antibiyogram örneği

İlim ya da bilimde tek dogma vardır, o da düşüncelerin değişime açık olduğudur. Bununla birlikte düşünce değişikliği nadiren çok kolay gerçekleşir, çünkü öncesinde yerleşmiş olan düşünce dogmayla sonuçlanır. Bunun iyi bilinen örneklerinden birini yeniden hatırlatalım. Uzak deniz seferlerinin başladığı keşifler döneminde tayfalar iskorbüt denen hatalıkla karşılaşırlar. Uzun süre denizde olmak gerektiğinden taze sebze ve meyve […]

Devamını Oku

Bilimsel düşüncenin değişiminde dostluğun önemi

Biz üç boyutlu bir koordinat sisteminin varlığı üzerinden eğitim alırız. Üç boyutlu uzayda herhangi bir yerin tarif edilebilmesi, üç boyutlu yönlendirmeyi zorunlu kılar. Aslında bu sistem bile üç boyutlu değildir, bir noktanın tarif edilebilmesi için erişimin başlangıcını bilmek gerekir, bu da sıfır noktasıyla anlatılır. Sıfır olmadan üç boyutlu konum tanımlanamaz. Ama bütün koordinat sistemleri üç […]

Devamını Oku

Batı / ABD neden beyin göçü alır?

Mühendislik kendi geliştirdiklerinden aynı mantığı kullanarak giderek daha iyilerini yapar. Cep telefonları herkesin bildiği en iyi örneklerden biridir. İlk modeller sadece konuşmayı ve mesajlaşmayı sağlayan, ama işlemci kapasitesi sınırlı başlangıçlardır. Bu sırada bilgisayarlar da benzer aşamayı sürdürür, yani bugün artık kullanımı olanaksız olan disket sürücülü 80286 mikro-işlemcili modellerin hafızları ortalama 50 megabaytlarla başlar. Bu hard-disk […]

Devamını Oku

Değerli olan bilgi hangisidir?

Ana bilim dallarının ortaya çıkışları ve gelişmeleri biz farkına varmasak da kısmen gözlenebilir. Bir ana bilim dalı genellikle konuyla doğrudan ilişkili olmayan bir amatör tarafından temellendirilir. Bu kişiler aslında bilimin her alanına meraklıdır, sanata tutkundur, kısmen içine kapanıktır, ama merakları ve koşullar, yeni yapılacak binanın temelinin kazmalarıyla sonuçlanır. Örneğin genetiğin babası sayılan Gregor Mendel (1822-1884) […]

Devamını Oku

Yeni kitap: Vicdan Hayat Kurtarır

Bazı projeler planlanarak hazırlanır, ama bazıları da kendiliğinden gerçekleşir, hayat gibi. Sonradan projeye dönüşecek bu çalışmanın başlangıcı Şükriye Özgül’ün “Haberuçur” sitesi için bir röportaj talebiyle başladı; buna bir ikincisi eklenince bir nehir söyleşisine dönüşmesinin daha iyi olacağına karar verdik. Böylelikle söyleşimiz genellikle haftalık buluşmalarla sürdü.

Devamını Oku