Yeni medya

Hemen herkes farkında, medya ile ilgili ciddi bir değişim var. Biz haberleri yakın zaman kadar kütle medyası üzerinden alıyorduk. Kütle medyası denince akla ilk gelen televizyon kanalları olsa bile, bel kemiğini aslında gazeteler oluşturur. Televizyon haberi bir kere, bilemediniz iki kere verir, ama gazete gün boyunca ortalıktadır.  Muhalefetin önemini bilen ülkeler medyadaki çeşitliliği korurlar, çünkü muhalefet olması aslında iktidarlar için büyük şanstır. Öyle ki görüntüde muhalefet bile en azından çatacak bir hedef olmasını sağlar, yani konuştuklarınız boşa gitmez. Köşe yazarları konu bulmakta daha serbesttir, yazarlar arası atışmalar gündemi tek başına kurtarabilir. Muhalefetin olmasından rahatsızlık duyan iktidarlar ise bunu ortadan kaldırmaya çalışır. Zaman içerisinde köşe yazarları tasfiye edilirken, yerlerini iktidar yanlısı kalemlere bırakır. Derken genel yayın yönetmenleri de değiştiğinde artık muhalefet edecek kimse kalmamıştır.

Okumaya devam et “Yeni medya”

Genleşme ya da esneme nasıl olmalıdır?

Geçinmek için gereken asgari koşullar sağlanamadığında bir sonraki aşamanın genleşme ya da esneme olacağından geçen hafta bahsetmiştik. Bu geçinmekten kastedilen giderleri karşılayan ama birikim yapamayan durumdur. Kabullenme doğru olsa bile uygulamaya konulduğunda ikilem oluşturur. Benim kendim için ürettiğim seçenek doğrudan sağlık hizmeti vermekten çok bir sağlık danışmanlığıdır. Aslında bunun için çalıştığım konumdan bağımsız talep vardır, ama özel piyasanın şartları devletle karşılaştırılamayacak kadar farklıdır.

Okumaya devam et “Genleşme ya da esneme nasıl olmalıdır?”

Dualite nasıl açmaza dönüşür? (Garip bir doçentlik hevesi hikayesi)

Dualite, yani ikilik kavramı günlük yaşamda kişinin var olanları ister istemez bir diğeriyle ilişkili biçimde konumlandırmasına neden olur. Kişi var oluşu açısından tektir, ama kendi ile ilişkili kişiler var olduğunda teklik durumunu yitirir. Sokakta yalnız yaşamayı seçmiş bir evsiz için teklik durumu, başkalarının sorumluluğunu taşıyan birine göre çok daha kolaydır. Evsizin sorunu başını o akşam için sokacağı bir çatı altı bulmak ve karnını doyurmakla sınırlıdır. Oysa yükümlülükleri olan biri bu “azat olma” halini yaşayamaz. Kendine ait bir evi olması bile yetmez, ev büyük şehirde beraberinde başka yükümlükleri getirir; elektrik, su parası, apartman aidatı ödenmek durumundadır. Aile olması durumunda ise diğer bireylerin, yetişmekte olan çocukların gereksinimleri buna eklenir, dualite ister istemez sorumluluk doğurur ve “azıcık aşım kaygısız başım” saptaması değerini yitirir. Bu durumda koşullar başka değişkenler, örneğin gelirin yeterliliği, ekonomik göstergeler, enflasyon gibi kavramlarla iç içe girmeye başlar. Gelir kayıpları ve ek harcamaların doğması kısır döngüye dönüştüğünde bu kez kendi içinde bir muhasebe doğar ki, yeni çözüm / uyum arayışı (genleşme ya da esmene) doğar.

Okumaya devam et “Dualite nasıl açmaza dönüşür? (Garip bir doçentlik hevesi hikayesi)”

Dualite / ikilik sorunu

Ezoterik öğretilerde sık geçen kavramlardan biri dualite, yani ikilik durumudur. Genel geçer kural olarak tekliğin sadece tanrı katında olduğu kabul edilir, biraz irdelenince bu kabullenme çok yanlış değildir.  Mevcut dünya algısında “tek” kavramı yoktur, sadece tek görünenler vardır. Örneğin tek bir ağaç olduğundan söz edebiliriz, ama ağaç toprağı gerektirdiğinden müstakil biçimde var olamaz. Ya da bir başka örnek, tek bir insandan söz edilemez, insan yoktan var olamayacağına göre öncülü ve belki de sonrası vardır.

Okumaya devam et “Dualite / ikilik sorunu”

Joker ne zaman ortaya çıkar?

Joker kelime karşılığı olarak “şakacı” demektir, beklenmedik sürpriz davranışlarla karşısındakileri şaşırtır. Karakter olarak sirklerdeki palyaçolarla ilişkili görünse de, popüler sanatın etkisiyle zaman içinde “masum eğlendirici” kimliğini kaybederek “içten pazarlıklı kötü” rolüne bürünür. Bunda kuşkusuz Batman adlı çizgi roman için yaratılan Joker karakterinin etkisi büyüktür. Zaman zaman Batman’e dönüşen Bruce Wayne, Joker’i anne ve babasının katili olarak anlatırken, Joker’i oraya sürükleyen nedenleri hiç sorgulamaz.

Okumaya devam et “Joker ne zaman ortaya çıkar?”

Savaşların dinamiği ve sonrası

Savaşın zaman içinde özel dinamiğini yaratarak, kendi kendini ortaya çıkardığından geçen hafta söz etmiştik. Bunda iki faktör rol oynar; bunlardan ilki patlama gücünün elde edilmesiyle savaşın ayrılmaz bileşeni olan insan ve cesaret öğelerinin geri plana itilmesidir. Patlayıcılar gübre üretimine benzer işlemlerle elde edilir; yaprak dökücü ilaçlar gibi unsurları da kapsadığında, tarımdaki insan emeğini ortadan kaldırarak barış dönemlerinde de patlayıcı üretimini olanaklı kılar.

Okumaya devam et “Savaşların dinamiği ve sonrası”

Savaşların kısa tarihi

Savaş, eski adıyla harp; ülkeler, hükümetler, bloklar ya da bir ülke içerisindeki toplumlar, isyancılar veya milisler gibi büyük gruplar arasında gerçekleşen topyekûn silahlı mücadeledir ve genellikle dini, milli, siyasi ve ekonomik amaçlara ulaşmak için gerçekleştirildiği kabul edilir. Eric Gombrich tarafından yazılan Genç Okurlar için Kısa Bir Dünya Tarihi, tarihin kilometre taşlarının ve akış referanslarının hep savaşlar üzerine kurulduğunu özetler. Tarih çok erken dönemlerde bile nedense hep savaşları anlatır. Hatta “Asıl olan savaştır, zaman zaman barış dönemleriyle kesilir”; bu tanım bir televizyon yorumcusuna aittir. Gerçekten Yüz Yıl Savaşları, Otuz Yıl Savaşları ve elbette dünya savaşları gibi büyük ve uzun süreli çarpışmalara baktığımızda yorum pek hatalı görünmez. İnsanlar bir alana yerleşir, çoğalır, bir medeniyet kurar ve derken o medeniyet diğerleriyle girdiği savaşların sonucu olarak ortadan kalkar.

Okumaya devam et “Savaşların kısa tarihi”

Julia ile Akşam Yemeği (Batı bilimi için farklı ve anlaşılabilir bir yeni bilim senaryosu)

Julia ile Akşam Yemeği geçen hafta da sözü bağladığımız üzere bir “bilimsel kurgu” olarak yazılmıştır: (1) İçerikte bilimsel kavramlar anlatılmaktadır, bahsedilen bütün kavramların seçilmiş referansları vardır. (2) Anlatılan bilimsel kavramlar diyaloglar halinde sunulur. Bunda amaç okuyucunun sıkılmasını önlemek, konuları araya giren arka plan (akıldan geçen) düşüncelerle tamamlamamaktır. Yine de her bölümün ardından iki sayfa halinde, kurgudan bağımsız, aktarılmak istenen bilgi ayrıca açıklanır.

Okumaya devam et “Julia ile Akşam Yemeği (Batı bilimi için farklı ve anlaşılabilir bir yeni bilim senaryosu)”

“Bilimsel kurgu” üzerine bir deneme: Julia ile Akşam Yemeği

Edebiyat kendi içinde pek çok türe ayrılır, bunlardan biri de bilimkurgu (science fiction) olarak adlandırılan biçimdir. Bilimkurgu, adından da anlaşılacağı üzere daha çok “henüz olmamış, gelecekte olabilecek” bir kavramı temel alır. Buna yakın bir alanı ise fantastik edebiyat oluşturur. Ancak bilimkurgunun aksine fantastik edebiyatta anlatılanların olma olasılığı yoktur. Türün ilk ve çok başarılı örneklerinden biri J.R.R. Tolkien tarafından yazılmış olan Yüzüklerin Efendisi’dir. Sinemaya da aktarılan ve büyük ilgi uyandıran dizi, aslında var olmayan (hoş, belki de var olmuş) bir diyardaki fantastik olaylardan bahseder. Sonraki yakın örneği ise J.K. Rowling tarafından yazılan Harry Potter dizisidir. Her iki örnekte de doğaüstü güçleri olan kişilerin ötesinde doğaüstü güçler, sihir, büyü, görünmezlik vb. kavramlar işlenir.

Okumaya devam et ““Bilimsel kurgu” üzerine bir deneme: Julia ile Akşam Yemeği”

Ders vermenin esasları

Ders “edinilmiş bilginin başkalarına aktarılması” biçiminde tanımlansa da herkeste farklı bir karşılık çağrıştırır. Kelime Arapça kökenlidir, anlamı “bir metnin cümle cümle açıklanmasıdır”. Aramicede ise “yorum” kavramı eklenir, yani “Tevrat’ı cümle cümle yorumlayarak öğretme” olarak karşılık bulur. Bunlardan anlaşılacağı üzere daha çok kutsal metinlerin anlamlarının açıklanması olarak yorumlanır. Oysa ders günlük yaşamda başka başka karşılıklar bulur. Bir örnekten yola çıkarak kendine bir şeyler çıkartma da (kıssadan hisse) derstir. Buna akademik camiada “take-home messages”, yani eve götürülmesi gereken nihai çıkarımlar ifadesi yakıştırılmıştır.

Okumaya devam et “Ders vermenin esasları”