Skip to main content

Heisenberger Belirsizlik İlkesi en çok tıpta karşılık bulur

Heisenberger Belirsizlik İlkesi aslında kuantum fiziğinde detaya varmaya çalıştıkça ortaya çıkan bir netlik kaybını anlatır. Ancak biyolojideki durum da bundan farklı değildir. Canlıyı biz daha çok formu çerçevesinde tanımlar, adını ona göre veririz. Fil iri gövdesinden daha çok hortumuyla kafamızda şekillenir. Oysa sağlık ve hastalık durumu gibi, aslında işleve dayanan bir durumu irdelenmeye başladığınızda durum […]

Devamını Oku

Heisenberger Belirsizlik İlkesi: Kesin sonuca varmak zordur!

Bilimleri karşılaştırdığını zaman ‘kesinlik kavramı’ açısından birbirinden derin farklar içerdiklerini görürsünüz. Aslında bu çok da yadırganacak bir durum değildir. Eğer matematiği bir bilim olarak sayarsanız, en büyük kesinlik matematikte olacaktır. Bir artı bir her zaman ikidir, yine de doğal sayılar için olan bu kesinlik durumu detaya gidildiğinde azalmaya başlar. Çünkü bir dairenin çapını hesaplamaya kalktığınızda […]

Devamını Oku

Okul yemeklerinin kalitesizliği, almanız gereken ciddi önlemler

Okulların açılmasıyla birlikte çocukların beslenme sorunu yeniden gündemimize oturacak. Lütfen “bizim okul zaten yemek veriyor, dahası kantin de var” diye düşünmeyin. Geçtiğimiz yıl yaşadığımız birkaç ciddi durum, okullarda bir beslenme sorunu yaşandığını açık bir şekilde ortaya koydu. Bu okulların her üçü de tanınmış kolejler, bulundukları bölge de aslında yiyecek bulmak açısından son derece zengin, balıktan […]

Devamını Oku

Başkalarını ‘diğerleri’ olarak tanımlamayana halk denir

Halk ve tercihleri konusunda bir fikir ileri sürmek isteyenler önce halk tanımlaması yapmak zorundadır. Çünkü içinde bulunulan koşullardan memnun olmayan herkes siyasi tercih açısından bir şekilde halkı suçlar. Çaycıya da sorsanız, taksiciyle de konuşsanız, sermaye sahibinin de görüşünü alsanız, bilinmeyen üçüncü şahıs halka giydirir. Bilinmeyen üçüncü şahıs halk diye bir tanım olamayacağına göre, bu giydirmenin […]

Devamını Oku

Halk tanımının irdelenmesi, toplumun işlevini yitirmiş halk melekesi

Toplumu oluşturan sınıflar içerisinde soylular (günümüzdeki karşılıkları daha çok soylu olmaya özenen elitlerdir), entelektüeller (günümüzdeki aydın sözü bunları karşılamaz) ve bürokratların yeri üç aşağı be yukarı bellidir. Sorun yasalara en çok tabi olması beklenen halkın nasıl tanımlanacağındadır. Çünkü “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” temelinde oluşturulan anayasanın en fazla ilgilendirdiği kesim aslında halktır. Halk mevcut üretimin çoğunu […]

Devamını Oku

Anayasaların kökenleri ve esasları

Devletler işlerin yürütülmesi ve milleti oluşturan vatandaşlarının çeşitliliği gereği (sınıf kavramı da bunun içine girer) bir anayasaya ihtiyaç duyarlar. Anayasa uygulamadaki detaylar konusunda bir bilgi vermez, ama ana ilkeleri belirlemelidir. Üstelik anayasanın yazılı olarak bulunmadığı İngiltere gibi ülkeler de söz konusudur. Bu ülkelerde teamüller (gelenekten gelen yazılı olmayan kurallar) işleyişi belirler, yeter ki kuralın ne […]

Devamını Oku

Devlet kavramının kısa öyküsünde siz hangi sınıftansınız?

Bayramı bir şekilde yasa kavramını ve yönetim modellerini okuyarak geçirdim desem yeridir. Bunu yapmamın gerekçeleri bu kadar tartışılan “yeni Anayasa yazılması” kavramına aşina hale gelmek ve yasa yazmanın tarihçesini öğrenmekti. Aslında benim gibi ortalama birinin yasalarla ilişkisi çok yoğun değildir, hele hele genel uğraşı alanı sağlık olduğunda ve yasaya aykırı şeyler yapmaya da çalışmıyorsanız, düzenin […]

Devamını Oku

Önünüze çıkan yollardan “diğerine” saptığınızda…

Yaşam boyunca hayat önünüze birtakım yollar açar ve siz onlardan birine saparsınız. Yollar kimi zaman kolay ve çekici, kimi zaman zor ve meşakkatli olsa da, seçiminizi siz genellikle kendiniz yaparsınız. Çocukken, yani henüz safken yolları çevrenizdekiler fısıldar kulaklarınıza. Daha iyi not almak için öğretmenin gözüne mi girmek kolaydır, yoksa daha mı çok çalışmalısınız? Sınıfın seçkinlerine […]

Devamını Oku

Eğitim-öğretim anlayışımız yeni düşünceye ne kadar elverişli?

Bizim ilkokuldan üniversiteye dek süren eğitim-öğretim modelimiz size geçen hafta sözünü ettiğim mevcut bilginin sorgulanmasını ne kadar karşılar, ciddi bir tartışma konusudur. Eğitim davranış modelleri kazandırmayı hedeflerken, bilginin sorgulanması ve kazanılması kavramıyla zaten ilgilenmez, asgari özelliklere sahip bir birey yetiştirmeyi yeterli bulur. Dahası eğitim süreci ilköğretim yıllarına sınırlıdır, üniversiteler misyonları içerisinde eğitimi sıralasalar da, genellikle […]

Devamını Oku

Düşünceyi kalıptan kurtarmak, öncekinin sorgulanmasını gerektirir

İnsanın bugün geldiği yere baktığımızda, “uygarlık” adına geliştirdiğimiz her şeyin aslında bir şekilde doğanın taklidi ya da en azından tekrarı olduğunu görürüz. Bu yeteneksiz olduğumuz anlamına gelmez, ancak beraberinde “faydacı” bir yaklaşımı ister istemez barındırır. Bana bir zamanlar sorulan soruyu (aslında bir istem) bir defa daha size yönelteyim. Sorulduğunda içimden ilk geçirdiğim “şimdi nasıl cevaplar […]

Devamını Oku