Skip to main content

Bir artı bir nasıl yine bir eder?

Anatomi betimleme sanatı olmakla birlikte doğru yorumlayabilirseniz aslında gördüğünüzden fazlasını verir. Zira “yapı taşları vardır, aslında var olan biçimleri doldurur, bunlar nihayetinde olaylarla sonuçlanır” önermesi doğru görünmektedir. İş bu sonuca neden olan süreci algılamaktadır, nitekim aritmetik veya geometrik diziler de bunun üzerine kuruludur. Ortalama bir insan kendi içinde tekrarlamakta olan düzeni zaten fark eder, fark etmese bile beden buna adapte olur, örüntüyü içselleştirir. Bu anlatmaya çalıştığımızın klasik örneği şartlanma, yani “Pavlov’un köpekleri” modelidir. Pavlov köpeklere yiyecek vermeden önce çaldığı zil sesiyle onları “yemeğin gelmekte olduğuna” şartlar. Bir süre sonra yemeğin kendisi değil, zil sesi salgıları uyarmaya başlar. Bu örneğin günlük yaşamımızda da çok fazla fark etmediğimiz karşılığı bulunur.  Asansörün geldiğini çınlamadan, turnikenin pasoyu gördüğünü yine sinyal sesinden anlarız. Daha karmaşık durumlar ise bir ses duyulmasa bile hissedilebilir, ama adlandırılamaz. Peki biyolojide böyle bir örüntü varsa bile bunun modellemesini nereden çıkarabiliriz?

(Görsel https://doowans.com/one-plus-one-equals-one/ adresinden alınmıştır.)

Gelişmekte olan bir canlının iki damar ağı bulunur

Sorunun cevabı aslında zaten olmakta olan doğal sürecin izlenip anlamlandırılmasındadır. Örneğin tümör dokusunda baktığınızda da biçim mevcut olasılıkların tekrarından ibarettir, tümör ya salkımlar, ya parmaksı uzantılar ya da derinden yürüyen yollar oluşturur. Ama doğal sürecin nasıl geliştiğine dair en iyi anlamlandırma embriyoloji, yani canlının yumurtadan itibaren geçirdiği aşamalarda kendini gösterir. Yumurta önce bölünerek katlamalı sayıda bir hücre kütlesi meydana getirir. Sonra bu kütle ortada bir plaka bırakacak biçimde iki yarım küre boşluk oluşturur. İki balonun yan yana yapıştırıldığını düşünün, embriyo bunların temas yüzeyinden meydana çıkar. Bu yarım kürelerin biri yumurtanın sarısıdır, gelişen canlının içine emilirken sindirim kanalı tarafından yutulur. Diğer yarı, “balonun diğer balonun üstüne sarılması”  şeklinde bütününü kapatır. Dolayısıyla sinir sistemi ve onun algılayıcısı olan deri bütünün etrafına kaplanmış olur. Buraya kadar anlam açısından bir sıkıntı yoktur.

Ama anlamlandırmanın üçüncü aşaması damarlanma ağlarında kendini gösterir. Doğmakta olan canlıda göbek bağı tek bileşke gibi görünse de gelişimin erken aşamalarında birinci damarlanma yumurta sarısı üzerindedir. Bu damarlar (vitellüs, yani yumurta sarısı damarları) sarının içeriğini karaciğer üzerinden canlıya aktarır, sindirim kanalının tüp haline gelip kapanmasıyla yok olur. Göbek bağının içinde yer alan ikinci damarlanma ise bacaklara giden ana atardamarlara bağlanır. Bu durum gerek anneden doğan memelilerde, gerekse yumurtadan çıkan canlılarda aynıdır. Yani alında civcivin de göbek bağı var görünmektedir.

Resim: Memeli gelişiminde iki farklı damar ağının şeması. Vitellüs damaları yumurta sarısından, göbek bağı damarları ise anne ile ara bağlantıdan gelir. Bu durum yumurtadan çıkan canlılar için de geçerlidir (resim https://cardiovascularsystemud.weebly.com/formation-of-the-blood-vessels-arteries.html adresinden alınmıştır).

İki beden kalp merkezinde birleştirilir

Zaten bağlayıcı soru da tam bu noktada belirir: “Tek canlı gelişmekte ise neden iki ana damar ağı vardır?” Bu sorunun klasik bakış açısıyla bir cevabı yoktur, yani “böyle olmaktadır”, lakin durum “bir damar – bir organ” mantığıyla çelişir. Her organın getiren götüren damarları ve kendisi vardır. O halde madem tek canlı gelişiyor, neden iki damar ağı ortaya çıkar? Cevap aslında ortadadır, “bir değil, iki canlı gelişmektedir”. Bu canlılardan ilki sindirim ve solunum sistemi de dahil yumurta sarısından beslenen iç kısımdır. Bu kısım canlının irade ile kontrol edilemeyen kısmıdır, yani kendiliğinden çalışırlar, spazm ya da guruldama dışında hissedilemezler, embriyoloji buna “vejetatif” (bitkisel) adını verir. ikinci damarlanma ise ortaya çıkmakta olan bedeni (animal, hayvan) besler. Canlı gelişirken bu iki dolaşımdan vejetatif olan (yumurta sarısını karaciğere bağlayan) körelirken, göbek bağı sistemi kalır ve kalp dolaşımı kapalı hale getirir (dolayısıyla kalbin gelişim aşamasında delik olması gereklidir, doğumdan sonra kapanır). Beyin de “iki canlı” yaklaşımında pek istisna göstermez, kalp, solunum hızı gibi temel gereksinimler iradi değildir. Ama idrak ve eylem kaslar üzerinden aktarılır.

Üçüncü çıkarım: Yen doğan canlı aslında tek birey gibi görünse de aslında iki canlının bileşik formudur.

2 thoughts to “Bir artı bir nasıl yine bir eder?”

  1. Başlık 1+1=1 matemetik gibi görülsede aslında doğanın tam tanımı canlılığın oluşması için daima 2 birlik gerekmekte gerçeğini sunuyor bize (+) (=) kutbun birbirini cekmeside hep bir yaşam formunun oluşumu için belkide.
    Geliyoruz , yaşıyoruz vede gidiyoruz , ama önce oluyoruz 2′ den 1 oluyoruz ve o büyük (1) ‘e gidiyoruz.
    Özünde hepsi bu 1’e ulaşmak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir