Skip to main content

Çikolata mutluluk ve sağlık kaynağıdır

Herkesin her şey için elbette bir yorumu var, kaliteli bir çikolata gerçekten mutluluk kaynağıdır. Ancak bu “mutluluk verici etkinin” çikolatanın hangi bileşeninden, kakao, süt ya da şeker, kaynaklandığı açık değildir, bu bir deneyimdir. O nedenle bir değerlendirme yapacaksak kakao ve çikolatanın da birbirinden ayrılması gerekir. Kakao Orta Amerika Maya ve Aztek kültüründe sağlık etkileri nedeniyle “tanrıların içeceği” nitelendirmesiyle tüketilmişken, çikolata Amerika’nın keşfi sonrasında kakaonun Avrupa’ya taşınmasıyla ortaya çıkmıştır. Kakao, ağacın meyvesinin çekirdekleridir, aynen kahve gibi, aslında “tıbbi” yakıştırması yapılabilecek bir üründür.

Resim: “Çikolata” filminin afişinden alıntıdır. Joanne Harris’in aynı isimli romanından sinemaya uyarlanan 2000 İngiliz/Amerikan ortak yapımı film; tutucu bir Fransız kasabasına gelen genç bir anne (Juliette Binoche) ile altı yaşındaki kızını ve onların çikolata dükkânını anlatır.

Kakao çekirdekleri kendine özel flavonoid denen maddeler ve kakao yağı açısından zengindir. Çekirdekler toplandıktan sonra kısa bir mayalanma süreci ile işleme başlanır, çekirdeğin kabuğu uzaklaştırılır, ezilir, bundan sıcak çikolatanın ham maddesini de oluşturan şerbet elde edilir. Mayalar ve Avrupa’nın sağlık amacıyla kullandıkları ürün budur. Bileşimindeki maddeler kalp sağlığı, kanın pıhtılaşması ve bağışıklık sistemin uyumu açısından çok yararlı görünmektedir, dahası antioksidandır. Bu etkiler Avrupa’ya ilk girdiği zaman bile rapor edilmiştir, yakın zamanda yapılan sağlık etkilerine yönelik araştırmalar ise doğrudan çikolatayı dikkate alır. İşlenmiş bir ürün olmasına rağmen onlar da özellikle kalp sağlığı açısından faydalı olduğunu destekleyici sonuçlara erişmiştir. Yani Aztek ve Maya toplumunun kakaoya bu kadar önem atfetmeleri rastlantı değildir.

Bütün çikolatalar aynı değildir

Oysa piyasada birbirinden çok farklı kalitede ve dolayısıyla farklı fiyatta ürünler bulunur. Kakao miktarı yüksek olan ürünler siyah çikolata olarak adlandırılır, bunların sağlık üzerine olumlu etkileri daha yüksektir. Kakao çekirdeklerinin mayalanması onu bakır, demir gibi bileşenlerinden yararlanılabilmesi açısından zenginleştirir. Aromayı veren flavonoidler ise özellikle kalp-damar sağlığına yönelik olumlu etkilerden sorumludur. Bunlar gerçek bir bitter çikolatada yoğun bulunur, ama tadı acılaştırır, bir cins “acı ilaç” olarak kabul edebiliriz. Azteklerin içtiği de zaten budur. Bu etki sınırlı işlemden geçen gerçek çikolatalar için de geçerlidir, ancak kakao miktarı çok az ucuz ürünler için geçerli değildir.

Az yiyin, ama mutlaka kaliteli olsun

İstanbul’un en kaliteli profiterolü yapan pastane kilosu 40 liraya da 4 liraya da kakao olduğunu söylüyordu. Çikolata zaten bol bol yenmesi gereken bir ana gıda maddesi değildir. Belçika gibi özel kaliteli ürünler yapan ülkeler en kaliteli ürünün “butik üretimle” gerçekleştirilebildiğini bilirler. Ölçek büyüdüğünde sağlık etkisi sınırlanır, çünkü ucuzlaması için kıvamı ve tadı tutturacak başka malzemeler işin içine girer, mesela bitkisel yağlar, lesitin gibi maddeler karıştırılır. Oysa çikolata diyebilmeniz için kakaonun dışına çıkmamanız gerekir. Çikolata yüksek kakao yağı içeriğine rağmen kan yağlarını olumlu etkiler. Tadını veren çekirdeğe özel flavonoidleri kanın pıhtılaşma eğilimini azaltır, inme ya da enfarktüs gibi sorunlardan korur. Aşırı tüketimin sorunu fazladan kalori alınmasıdır, ama çikolatanın kalitelisini tüketir ve makul sınırlar içinde kalırsanız kilo almak endişesi yersizdir.

Herkese çikolata ve çikolata tadında bir yeni yıl diliyoruz…

5 thoughts to “Çikolata mutluluk ve sağlık kaynağıdır”

  1. Dileğiniz için çok çok teşekkür ediyorum , bende size sütlü çikolata tadında bir yıl diliyorum , siz sütlüyü seviyorsunuz , çikolata gerçekten muhteşem bir tat ve müthiş bir buluş ve çikolata bir aşk …❤️ belkide bu yüzden yeni başlayan ilişkiler verilen sözler çikolata paketi ve bir çiçek buketiyle taçlandırılır,
    Çikolata Aşkı temsil ediyor bence , öyle ki daha görünce mutlu oluyorsunuz ve ağzınız o tadı almak için heyecanlanıyor salgılarınız artıyor ,beynimiz de aşık olunca dopamin ve oksitosin salgılarmışya Hatta minik bir bebeğe çikolata tattirsaniz anında aşkının tepkilerini görürsünüz heyecanı tatmasiyla birlikte başlar , dilimizin ve damağımızın çikolata ağza girer girmez yaşadığı da aşk, dilimizle damağımızın birlikte tattigi şey çikolata /aşk nasıl ki aşk iki kişiliktir bu tatta hem dil hemde damakta yaşıyor aşkı .
    Bende aşk tadında çikolatamı dilesem , yoksa çikolata tadında aşkmı ?
    Her ne dilersek dileyelim ilk önce sağlık olsun dileğimiz sağlık 1 rakamı gibi o varsa 1 in yanındaki 0 ların değeri var , ilk olarak sağlık sevgi ve saygı herkesin yaşamından eksik olmayanları bunlar olsun.
    Aşk güzel bir duygu heyecan verici heyecan sevgiye dönüştürülüyorsa müthiş birşeydir , aşkı kaybedebilirsiniz ama sevgi o çok daha özeldir aslında , aşkın aklı idraki yoktur sevgiyse tüm bunlarla birlikte varolur , işte bu yüzden eski Türk filmlerinde sevgililer derlerya “ölüm bizi ayıran kadar diye ”
    Çikolata bir aşk bir heyecan bir tat , ağzınızda bitene kadar süren bir AŞK , tadılmalı ama yaşamın devamı , bedenimizin sağlıklı olması için kalıcı tatlara ihtiyacımız var , ruhumun sağlığı içinde SEVGİYE

  2. Elbette kalite belli bir yere kadar sağlıklı manasına da geliyor. Aslolan yağın ısıl işlem sırasında trans yağ haline gelmemesi. Yazıda zikredildiği gibi az miktarda da tüketilebilirse ne âlâ.

  3. Makalenizi okurken ağzıma bir parça bitter çikolata atarak okumaya devam ettim,teşekkürler..
    Ben de ,başta size olmak üzere herkese çikolata tadında yeni bir yıl diliyorum..❤️

  4. Ben de bitter cikolata hakkinda hep olumlu seyler duydum. Bir de kahverengi seylerin bagirsak florasina yararli oldugunu duymustum. Tadlarinin ve renklerinin birbirine yakin olmasi sebebiyle kakao, kahve, tarcin, keciboynuzunu birlikte tuketmenin sinerjik bir etkisi olabilir. Kahvede bir toksik madde kalintisinin bolca bulunabildigini duymustum, ayni sey belki kakao icin de gecerlidir. Sonucta boyle bir sey varsa yikayip bundan kurtulma gibi bir secenegimiz yok. Tarcin demisken, tarcinin iki cesidi vardir, ve birinin coumarin orani cok yuksektir, kanin pihtilasmasini olumsuz etkiler, bu yuzden zararli olabilir, gibisinden seyler okumustum. K1 vitamini kanin pihtilasmasini sagladigi icin ovulur, aspirin, omega3, kiraz, kakao, e vitamini, sarimsak, tarcin ise engelledigi icin. Hangisine inanalim, ikisine de mi. Sodyum florur de kanin pihtilasmasini engeller, ama bu belki K1 vitaminini engellemesiyle ilgili, o zaman K2 yi de engelledigi dusunulebilir, ve bu tahmin florun kalsiyum metabolizmasina zararli oldugu bilgisi ile uyumludur. Bence oncelikle sentetik olanlara dikkat etmeli, mumkunse organik urunler tercih edilmeli, ve bu fonksiyonel gidalari kararinda ve pozitif sinerji olusturacak sekilde tuketmeli.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir