Dualite / ikilik sorunu

Ezoterik öğretilerde sık geçen kavramlardan biri dualite, yani ikilik durumudur. Genel geçer kural olarak tekliğin sadece tanrı katında olduğu kabul edilir, biraz irdelenince bu kabullenme çok yanlış değildir.  Mevcut dünya algısında “tek” kavramı yoktur, sadece tek görünenler vardır. Örneğin tek bir ağaç olduğundan söz edebiliriz, ama ağaç toprağı gerektirdiğinden müstakil biçimde var olamaz. Ya da bir başka örnek, tek bir insandan söz edilemez, insan yoktan var olamayacağına göre öncülü ve belki de sonrası vardır.


Görsel https://3spxpi1radr22mzge33bla91-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2011/07/Dualite.jpg adresinden alınmıştır.

Dolayısıyla insan var olanları ancak başka bir kavramla ilişkilendirerek ifade edebilir, dolayısıyla günlük yaşamda her kavram onun öncüsü ya da sonrası şeklinde nitelendirme bulur. Bu durum ister istemez en azından dualite ile sonuçlanır, bunu üçlülük (trinite) ile takip etmek mümkündür, yani var olana ikinin ötesinde bir değer de eşlik edebilir, ama teklik sadece kavramsal olarak vardır.

Örtü örneği

Daha basit örneklerle ifade etmeye çalışalım, mesela elimizde bir örtü olsun, örtü tek olarak algılanabilir. Ama örtü adı bile aslında tek olamaz, zira bir şeyin örtülmesi söz konusu olduğunda bunun en azından altı ve üstü olmak zorundadır. Nitekim örtünün oluşumu da bir alt ve bir de üst yüzeyi gerektirir, örtü tek olsa bile onun bizim dünyamızdaki varlığı sınırları sonsuz olabilen iki yüzeyinin var olmasına bağlıdır. Bu nedenle dualite genel geçer kanun olarak işler.

Bu kanun zorunlu olarak canlı sistemleri de içerisinde kapsar, tek yüzeyi olan herhangi bir canlı varlık söz konusu olamaz, hücre zarının iki katman olmasını bile dışlayın, içinde sitoplama olarak adlandırılan kısmı taşıyorsa zar için teklik kavramı kalkar. Siz zarı hücreden koparsanız bile, ki bu ilaç biliminde iyon kanallarının araştırılmasında yerleşmiş bir yöntemdir, “zarın içi ve dışı” diye yine dualite sorununa gönderme yapan bir durumla karşılaşırsınız.

İkilik kavramının algılanması zordur

İnsan dimağı teklik algısına doğal olarak sahipken nedense ikilik kavramını algılamada sınırlıdır. Bu algı sınırlılığı en çok da biyolojide yer edinir. Örneğin yeni bir canlı geliştirecek olan hücre anne ve babadan gelen iki hücrenin birleşmesiyle başlar, oysa algı onu tek bir hücreye indirger. Nitekim gelişimin sonraki aşamasında hücreler çoğalır ve boşluğu yine iki tabaka (altta hipoblast ve üstte epiblast) şeklinde ikiye böler, bir olduğu düşünülen yine ikiye dönüşür, oysa boşluk tek tabaka ile de ikiye bölünebilir. Nitekim yaşam formları içinde sadece tek tabakadan oluşan bir canlılık gözlenmez, en basit formlardan biri kabul edilen denizhıyarlarında bile iç ve dış tabakalar vardır, iç tabaka sindirimi sağlarken, dış tabaka onu sabitler ve destekler.

Dolayısıyla bizim bildiğimiz dünya farkında olmasak bile en az iki tabakanın varlığını gerektirir. Dualite bu nedenle bir sorun olmaktan çok bir zorunluluktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir