Skip to main content

Ekose sistemin işleyiş prensipleri

Ekose (tartan) özgün renklerde, paralel ya da birbirine dik kesen çizgilerden oluşan desenlerdir. Çizgilerin tek başlarına bir anlam taşımamalarına karşılık, ekose form karakteristik biçimi verir, dolayısıyla desenler çıkış yerleri olan İskoçya’da belli klanların ifadesine dönüşür. Vücudun ekose hali derken ifade etmek istediğimiz budur. Aslında hiçbir doku tek bir biçimsel özellik göstermez, başlangıçta ayrı olsalar da nihayetlerinde birbirinden farklı dokuların bileşiminden oluşur. Bu biçimlendirici öğenin ne olduğu uzun süre düşünülmüş, sonunda sırttaki sinir sisteminin hemen komşuluğunda gelişen “crista neuralis” (sinir ibiği) adı verilen hücrelerin biçimlendirmeyi yaptıkları sonucuna varılmıştır. Bu hücreler ileride beyin ve omuriliği geliştirecek sinir tüpünden göçerek nihai yerlerine vardıklarında çevre dokuyla etkileşime girerler ve biçimi ortaya çıkarırlar. Ortaya çıkan biçim ise kısmen benzer, ama başlangıçlarının sinir dokusu olduğu düşünüldüğünde karmaşıktır. Örneğin yüzdeki mimik kaslar, kafatasının tabanı, kalbin kapakçıkları, sindirim sisteminin sinir ağı, tene rengini de veren melanositler gibi pek çok hücre ve doku nöral kristanın vücuda göçü sayesinde ortaya çıkar.

yks_ekose29.3.2017 090957
Resim: Nöral kristanın (yeşil) vücuda dağılımı (Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Neural_crest#/media/File:Neural_crest.svg)

Desenin ortaya çıkışı

Dolayısıyla aslında basit bir çizgi olarak başlayan süreç deseni oluştur, hatta desenle de kalmaz, işlevi meydana getirir. Dokunun ekose halinden kastımız da budur, tek bir doku değil, iç içe geçmiş sistemler ortaya çıkmaya başlar, işlevin mükemmele erişmesi de bu düzenin sağlanmasına bağlıdır. O halde nöral krista aslında biçimsiz gelişme özelliği olan kütleyi biçimlendirir, özelleşmiş işlevini verir (ancak üç boyutlu yapının nasıl belirlendiği yine bir sorundur), dolayısıyla anatominin dokuları birbirinden ayrıştırıcı düşünce biçimini de dışlar. Dokular yapısal olarak birbirinden farklı görünseler de aslında geçişlidir. Nöral krista ilk tanımı ta Galen zamanını bulan “synew” yapısını da oluşturur. Kelime olasılıkla sonrasında “sinir” kelimesine dönüşür, siyatik sinir gibi kalın sinirlerin etrafını saran inci rengi ve parlaklığındaki dokudur.

Sürekli kendini yineleyen döngü

Bu anlatmaya çalıştığımız modellemenin moleküler gelişimi, bütünsel mantığından daha iyi bilinir. Zira günümüz teknik imkanlarında moleküler detayı araştırmak, bütünsel anlama vakıf olmaktan daha kolaydır. Oysa genel bir bakış açısıyla şunları söylemek de mümkündür:

(1) Sinir sistemi ve beynin gelişimi ile sindirim sisteminin gelişimi birbirinden tamamen farklıdır. Eskiler sindirim sisteminin geliştiği tarafa “vejetatif” (bitkisel), sinir sisteminin geliştiği tarafa ise “animal” (hayvansal) yakıştırmasını yaparlar. Nöral krista bu ikisinin bir arada şekillenmesini ve çalışmasını sağlayan ara yüzdür, her iki yüzün ihtiyaca binaen uyumunu sağlar, ruh halinizi yüzünüze yansıtır.

(2) Sinir sistemi vücudun geri kalanından ayrı bir sistem özelliği gösterir, örneğin kendi kolesterol sentezini yapar, dahası vücutta işlev gördüğü bilinen bütün moleküllerin sinir sisteminde de karşılıkları vardır; aslında birbirinden bağımsız çalışan iki canlı formunun bileşimi gibi görünmektedir.

(3) Vücudun döllenmiş tek bir yumurta hücresinden geliştiği görüşü ise hatalıdır, yeni canlı bu hücrenin çoğalmasıyla ortaya çıkan kürenin yarıldığı iki yarım kürenin değme yüzeyinde (blastodisk) gelişir.

(4) Çoğalma (germ) ve kan hücreleri ise hep vardır, vücuttaki taslaklarına yuvalanıp bir sonraki canlıya aktarılırlar. Bunun sinir sistemi için de benzer gerçekleşmesi ciddi bir olasılıktır, nitekim sinirleri saran beyaz cevherin yapımını sağlayan hücreler de yumurtanın sarısından aktarılır.

2 thoughts to “Ekose sistemin işleyiş prensipleri”

  1. Ellerinize, yüreğinize sağlık…
    Ekose gömleğe bayılırım. Oduncu gömleğidir diğer bir adı. Çizgiler ve renkler gönlümün uyumuna uyarsa alır, severek giyinirim. Spor ve rahattır. Elbette model için yazmadınız. 🙂
    Herbir farklılıktan oluşan düzen, mükemmeliyeti meydana getiriyor…
    Toplum düzeni gibi…
    Günümüzün önemli olayı anayasa referandumunu getirdi öncelikle aklıma. Sanırım gündemdeki en önemli konu olduğu için.
    Herbiri farklı olan kişileri tıpkı vücudumuzdaki işleyiş gibi herbir varlığı önemseyen, eşitleyen, değerlendiren kurallar konulunca, bazı Avrupa ülkelerindeki toplum huzuru kazanılır. Mükemmel yasam oluşur .
    Âdil, vicdanlı, merhametli, insani degerlere önem veren, farkli düşüncede bile olsa hakkaniyetli bir sistem kurulmalıdır . Yaradanın
    Sinir ve sindirim sistemleri gibi…
    Bitkisel ve hayvansal, güzel yakıştırma doğrusu. Birbirinden ayrı olup da sistemde uyumu yakaladıklarını anlıyorum.
    Birbirleriyle ilişkileri de ilginç. Üzülünce çikolata, ıvır, zıvır yemek, ya da midene kramplar girmesi…sindirim sinsi bir şekilde etkiliyor. Sinir sistemi ise elinde olmayanları yaşatıyor . Her ikisinin doğru ve uyumlu olması da, yumurta hücresinden baslayıp, birbirleriyle ilişkileri, uyumları, dışardan kazandıklarıyla şekilleniyor.
    Sonuc olarak;
    Ne yersek ‘o’yuz …
    Ne düşünüyorsak da ‘o’yuz.

  2. Beyin ve bağırsakların görsel olarak benzerliği. yazınız bağlamında ne kadar düşündürücü…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir