Skip to main content

Enginar neden bu kadar faydalıdır?

Bizim tükettiğimiz sebzelerin çoğu sadece besin değildir, bir kısmı şifa verici özellik de gösterir. Örneğin çayı yapılan bitkiler bu şifa verici özellikleri nedeniyle tüketilir. Bu şifa verici özelliklerin bir kısmı insan vücudunda yapılamayan bileşiklerden kaynaklanır. Mesela kereviz gibi bitkilerdeki aroma, olasılıkla aromatik maddelerin yapımında kullanılır. Kabak, salatalık ise aslında neredeyse hiç kalori içermez, ama bağırsak bakteri florasının beslenebilmesi ya da bizi besleyecek bileşikleri sentezleyebilmeleri için gereklidir. Ama iş enginara geldiğinde durum değişir, enginar neredeyse tıbbi bitkiler sınıfında yer alır. Zaten ait olduğu bitki sınıfı da bu özellikleriyle bilinir. Ne var ki bu özellik bizim yediğimiz kısmına, yani çiçeğe sınırlı değildir. Hatta olasılıkla taç yaprakları ve sap bileşim açısından daha değerlidir. Geleneksel pişirme yönteminde de aslında günümüzdeki kadar ayıklama söz konusu değildir, sap kısmen bırakılır, ama bunun için çok körpe enginar gerekir. Taç yaprakları ve saptaki bileşiklerin ne olduğu kesin olarak bilinmez, ama bunların kolesterolün düşürülmesinden karaciğerin desteklenmesine dek gösterilmiş pek çok olumlu etkileri var.

Resim https://kafeinsiz.com/8908/enginari-nasil-bilirsiniz/ adresinden alınmıştır.

Karaciğerin desteklenmesi nedir?
Enginarın karaciğeri temizlediği, kolesterol seviyelerini düşürdüğü şeklinde çok fazla bulgu var. Bu etkilerin özellikle yapraklar ve saptan kaynaklandığı kabul edilmekte, yani bizim yemek olarak tükettiğimiz çiçek kısmı daha az etkili görünüyor. Etki haşlama suyunun içilmesi ve taç yapraklarının emilmesiyle ortaya çıkıyor. Yapraklar aslında etlidir, önerilen de bu yaprakların emilmesi, etli kısımların kemirilmesidir. Bana eriştirilen denenmiş en güvenilir örnek bu uygulamayla karaciğer yağlanmasının en azından bir derece azaltılabildiğini gösterdi. Malum karaciğer yağlanması, tıpta hepatosteatoz adı veriliyor, çocuklarda bile görülebilen ve nedeni bilinmeyen bir tablo. Bugüne dek herhangi bir amaçla gelen ultrasonografi tetkiklerinde birinci ve ikinci derece karaciğer yağlanması olmayan sonuç neredeyse yok. Karaciğer yağlanmasının bir derece azaltılmasından kastım da bu, enginar bir şekilde karaciğer yağlanmasını geri çevirebiliyor.
Enginarın besleyici diğer özellikleri nelerdir?
Enginar bitkinin çiçeğidir, bu bitkinin kendini gerçekleştirmesinin en yüksek formu anlamına gelir. Bir canlının gereksinim göstereceği vitamin, mineral ve diğer besleyici unsurların tümünü içerir. Ama beri yandan liften de çok zengindir, bu özellikle kalın bağırsakların beslenmesi için önemli bir katkı sağlar. Zaten saydığımız besleyici unsurların doğrudan mı dolaylı mı olduğu bilinmemektedir, etki kalın bağırsaklar üzerinden dolaylı da olabilir. Nitekim benzer sınıftan bitkiler mayalama işleminde de kullanılmaktadır, maya özelliği sapın özündedir. Burada hatırlatılması gereken bir diğer unsur, enginar tüketiminin düzenli yapılmasıdır. Bitki aslında yapısı gereği dondurulmaya uygundur, yani zamanında alınıp hazırlanırsa yıl boyunca da tüketilebilir.
Beri yandan enginar soyulur soyulmaz tuzlu limonlu suya konulmazsa hemen kararır. Bir sebze ya da meyve dokusu havayla temas ettiğinde hızla kararıyorsa antioksidan özelliği güçlü demektir. Pişirme işleminin ağır ateşte uzun sürede yapılması içerik kaybını azaltır. Buna katkıda bulunan önemli bir diğer unsur ise zeytinyağıdır. Pişirme esnasında bir miktar zeytinyağı da yeterlidir, ama zeytinyağının geri kalanı esas piştikten sonra eklenir, böylelikle lezzet de kaybedilmemiş olur. Ağır ateşte pişmiş enginarla harlı ateşte bir nevi haşlama haline gelmişinin arasında ciddi bir lezzet farkı vardır.

6 thoughts to “Enginar neden bu kadar faydalıdır?”

  1. Kolesterol vücutta çok kıymetli, bir çok faydalı işlevi olan bir moleküldür. Kötü olan kolesterol değil, şekerdir
    Yazıda kolesterolü düşürür ifadesi yer almamalıdır. Çünkü statin grubu ilaç pazarlamak için türetilmiş bir ifadedir.

  2. Yararli bilgiler. Ozellikle yapraklarin kemirilmesi kismi ilgimi cekti. Bundan anladigim pisirmeye gerek yok.

    Su cumleye katilmiyorum: “Bir canlının gereksinim göstereceği vitamin, mineral ve diğer besleyici unsurların tümünü içerir. ” Ya da dogru olsa bile yeterince icerir mi sorusu akla gelir. Benim bildigim B12 ve K2 yalnizca hayvansal besinlerde bulunur, ya da bakteriler, mayalar falan tarafindan uretilirse vardirlar (mesela soya zararli iken fermente hali olan tofu K2den dolayi yararlidir). Bir de neyin vitamin oldugu canliya gore degisir. Insanlar ve maymunlar icin C vitamini bir vitamin iken, hayvanlarin cogu icin degildir, cunku onlar kendileri de uretebilirler. Mineraller is topraga bagli. Toprakta olmali, ve bitki de bunu almali. Mesela cay bitkisi flor’u alir, flor genelde kotu olduguna gore belki bu da kotu birsey. Ama belki daha patalojik flordan bizi koruyordur kim bilir. Ya da belki bitki minerali aliyordur, ama bitkideki ilac kalintilari bunlarin vucuda alinmasini engelliyordur.

    Tecrubeme dayanarak diyebilirim ki kararmasini onlemek icin limonlu su yeterli, ama pazardaki saticilarin limon kullandigini sanmiyorum. Limon tuzu denen daha ucuz olan ve zararsiz olan sitrik asit kullandiklarini saniyorum, ama belki zararli kimyasal bir antioksidan da kullaniyor olabilirler. Ya da C vitamini denen zararsiz ama tam C vitamini de olmayan askorbik asit te kullanilabilir sanirim. Alfa lipoik asit te olur bence, cunku suda (ve yagda) cozunur, ama daha pahali olur o zaman. Sitrik asit urunlerinde bazen MSG yoktur yazar, yani niye olsun ki zaten. MSGye cin tuzu diyorlarmis. Belki limon tuzuna benziyordur. Tavsiyem: limon tuzu diye satilan seylere supheyle yaklasmak gerekir.

    Turgay’a cevap: Bence kismen haklisiniz, ama “kolesterol” ayni zamanda bir enflamasyon isaretidir.
    Yani bence kolestrolu dusurur derken yuksekliginin sebebini ortadan kaldirir gibi olumlu bir anlama gelir.
    Zaten galiba koesterol degil Hdl ve Ldlden bahsediyoruz, o da ayri bir konu.

  3. Yavuz bey kaleminize sağlık. Beslenmeye taalluk eden yazılarınızın devamını bekliyoruz inşaallah.

  4. Dikkatiniz doğayı incelemeye yatkınsa sebzenin belki atası, belkide farklı formu olan hali deve dikeni, bizim cocukkenden beri bildiğimiz ismi kenker, mahallemizin ortasından bir çay geçer alüvyonlu kıymetli topraklarla cayın kenarı doğal bir bahçeye dönüşürdü oyun oynarken o bitkilere aşina oluyorsunuz mesela beyaz ve mor çiçekleriyle hayıtların keskin kokusu hala hafızamda.Büyüklerinizden öğrendiğiniz gibi soyuyorsunuz kenkeri marul ortasındaki beyaz kısım gibi bir yeşil sap çıkar ortadan , öyle kolay deildir soyması etrafı hep diken soyar yersiniz dikene galip gelmişçesine.Kenkerin çiçekleri büyür ileriki evrede , deli pembe çiçekler , dikenler içinde dikkatlice bakıldığında aynen enginara benzer 2 çeşit gibi gördüm ben biri parmagim kadar çiçekler diğeri kocaman oklar gibi dikenleriyle mandalina büyüklüğünde, bitkisel ilaçların ilk çıktığı zamanlara öğrendik farklı isimlerinerini faydalarını zaten tükettiğimiz sebze .Bizde sadece sap ve çiçekleri deil dalları dahi ayıklanır iplik gibi uzanan lifler vardır onlar ayıklanarak yemeğe dahil olur.Ilk başlarda çiçekler yetişmeden ilk çıkan dalları keserler ve satarlar , aynı zamanda bitki çiçeklerini de ıyi beslesin diye , tada asina olan dallari bile alip pişirirler.Dondurulmuşun taşınması mümkün deil o yüzden konservesini yapıyorum. Aslında çocukların alışması çokta kolay deil bu tür sebzelere , benimde usulüm sevdiği şeyle birleştirip tada alıştırmak oldu .Çanak kısmı lezizdir (en leziz kısmının en faydalı kısmı olmadığını ancak zaman içinde öğreniyorsunuz )Çanakları pişirip üzerine kaşar koyarak alıştırdım. Mantarla bileşimi misali , erimiş kaşarın lezzeti tartışılmasa gerek .

  5. Enginarla ilgili 6 yıl önce yaşanmış komik bir olay dinledim.
    Iç Anadolu’lu olmayıp o bölgede yaşayan bir tanıdığımıza, kargo ile karton kutu içinde enginar yollamış bir dostu.
    Kargo gecikme ile adrese ulaşmış ama kutusu açık bir halde.
    Alıcı yakınım paketin neden açık olduğunu sorunca, kargo görevlisi gülerek ” Abla biz kutudakileri bomba sandık, kutuyu açtık emniyete götürdük incelenmesi için, ” demiş.
    Hepimizin bildiğini sandığımız, birçoğumuzun, daha çok Egelilerin çok sevdiği enginarı hiç tanımayanlar da varmış ülkemizde.
    Yıllar önce börülce sipariş ettiğimiz arkadaşımız, börülcenin kasap yada nalbur nerede satıldığını sormuştu bize…
    Kimbilir, belki benim de ülkemizde yetiştiği halde tanımadığım sebze meyve vardır.
    Bu yazıyı tohum takas sayfasından kopyaladım .EnginAr ismi gereği esprili , görüntüsü de buna eşlik etmiş 🙂 ))
    Arada gülmekte gerek degilmi ?

  6. Ben de bir forumda Vanli bir bayanin pazarda enginar gorup cicek zannederek aldigini ve haftalarca vazonun icinde masasina koydugunu okumustum. Gelen bir komsusu soylemus cicek degil, sebze oldugunu.
    Yine aynı sayfadan 🙂 🙂 ♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir