Skip to main content

Anatominin açıklanamayan detayları (III): Organların büyüklüğü nasıl belirlenir?

Bu dizinin ilk yazısında da dile getirdiğim gibi, tıp henüz “tanımsal” aşamasını sürdürmektedir, zira canlı sistemin nasıl çalıştığına dair henüz ayağı yere basan bir analiz oluşturamadık. Bu analizin ve buna bağlı modelin ortaya çıkmasındaki en önemli engellerden biri aklın serbest bırakılması zorunluluğudur. Oysa daha doğumundan itibaren sürekli “kabullenmişlik” bombardımanına tabi tutulan akıl kolay kolay serbest […]

Devamını Oku

Anatominin açıklanamayan detayları (II): Dokuların neye dönüşeceği nasıl belirlenir?

Anatominin esaslarına dair dikkatlerden kaçmış bir diğer unsur ise dokuların bileşimine dairdir. Tıp canlıların gözle görülür yapısal özelliklerine “anatomi” adını verir. Yani erişkin bir canlıyı alıp, dokularının özelliklerine bakarsanız, bir önceki yazımızda dile getirdiğimiz “tanımsal” bir sonuca ulaşırsınız. Makroskopik (gözle görünür) anatomi de bu tanımlamayı dikkate alır: “Karnın sağ tarafında karaciğer vardır, karaciğer yukarıdan diyaframa, […]

Devamını Oku

Anatominin açıklanamayan detayları (I): İki taraflı simetrinin belli noktalarda çaprazlaması

Siz ne derseniz deyin, doktorlar ne anlatırlarsa anlatsınlar, aşlında tıp “tanımsal” döneminin çok da ötesine geçememiştir. Tanımsal kelimesinin orijinali “deskriptiftir”, yani isimlendirir ve ne olduğunu tanımlar. Mesela “gözünüzün üstünde kaşınız vardır” deskripsiyonu da buna bir örnektir. Bu durum bir yerde şaşırtıcı değildir, tıbbın geçmişi ustadan çırağa aktarılan bir öğretiden oluşur, hastalıkları anlatır, bunları o dönem […]

Devamını Oku