Julia ile Akşam Yemeği (Batı bilimi için farklı ve anlaşılabilir bir yeni bilim senaryosu)

Julia ile Akşam Yemeği geçen hafta da sözü bağladığımız üzere bir “bilimsel kurgu” olarak yazılmıştır: (1) İçerikte bilimsel kavramlar anlatılmaktadır, bahsedilen bütün kavramların seçilmiş referansları vardır. (2) Anlatılan bilimsel kavramlar diyaloglar halinde sunulur. Bunda amaç okuyucunun sıkılmasını önlemek, konuları araya giren arka plan (akıldan geçen) düşüncelerle tamamlamamaktır. Yine de her bölümün ardından iki sayfa halinde, kurgudan bağımsız, aktarılmak istenen bilgi ayrıca açıklanır.

Ve…

(3) Julia karakteri “karma” olmakla birlikte, anlatımda geçen bütün kişi, mekan ve tarihi olaylar aslında gerçektir. Anlatılan bilimsel kavramlar kurgu içinde sunulsa bile, bir üst bilimsel sentezle sonuçlanır. Böylelikle bilimsel kurguyu bilimkurgudan ayıran özellik ortaya çıkar, yani bilinen kavramlardan yola çıkarak gerçekten bilimsel yeni bir yoruma varılır.

Julia ile Akşam Yemeği sindirim sisteminin işleyiş temasını zemin alır, ama özellikle embriyonun gelişim mantığını sorgulayarak bu senteze erişir. Konu konuyu açar, başlıca karakterler kendi yorumlarını karşılıklı tartışarak evrim konusunda bile sorgulama düzeyinde bir senteze erişir. Lakin aktarım çeşitliliği sadece bununla sınırlı kalmaz.

Arka planda anlatılan temalar

Örneğin bir irdeleme metodu olarak tarihe başvurulur. Merovenj Hanedanı’ndan Pera’nın ortaya çıkışına, Rosey Enstitüsü’nden Liszt ve Liebestraum’a kadar pek çok kavram kurguya dahil edilir, dipnotlar yardımıyla irdelenir. Böylelikle bilimin bugün vardığı noktanın aslında bambaşka bir sentezle sonuçlanabileceği düşüncesi pekiştirilir.

Buna karşılık kitabın ana arka plan teması kültürel çeşitlilik ve “öncekilerin / ötekilerin” haklarıdır. Tek cins kültürün (mono-kültür) ve bunu amaçlamanın verdiği toplumsal zarar kitap boyunca sorgulanır. Zaman zaman ortaya çıkan, büyük göç hareketleri ve hatta soykırıma dek varabilen tahammülsüzlüğün insanları ve insanlığı ne kadar fakirleştirdiği arka plan teması olarak işlenir. Zaten kitabın son bölümü Kristal Gece’ye gönderme yaparak tamamlanır.

Kristal Gece ne demektir?

Kristal Gece ve benzeri hareketlenmeler tarih boyunca hep yaşanmıştır. Baskın düşünce, en sonunda düşman bellediği, oysa varlıklarıyla zenginleştiklerini anlamadıkları “öncekileri / ötekileri” tamamen ortadan kaldırmaya kalkıştığında yeni bir Kristal Gece ortaya çıkar. Ne var ki bu dışlayıcı yaklaşım düşünce ve kültür çeşitliliğini ortadan kaldırırken; geriye baskın düşüncenin mutlak, lakin sığ hakimiyetini bırakır. Nitekim bilim de II. Dünya Savaşı sonrasında giderek daha fazla Ortodokslaşmış ve aynı nakaratı tekrarlar hale gelmiştir.

Bu nedenle Julia ile Akşam Yemeği sadece bilimsel kurgu olmanın dışında bir bilimsel eleştiridir. Amaç, Batı biliminin ve düşüncesinin bir yerde yaşanmasına ses çıkartmadığı ‘Kristal Gece’leri, Julia üzerinden yaklaşarak (ve nazikçe) Batı biliminin ‘Kristal Kitabı’na çevirmektir.

Kitabın okunmasını özellikle bu nedenle talep ediyoruz. İnsan varlığı gereği içine doğduğu alanı yorumlamaktan acizdir, dolayısıyla bilgi bir betimleme manzumesinin ötesine geçemez. Elde bulunan yoruma açık tek veri embriyonun gelişimidir. Bu alan bile içeriğini, bilimsel otoritenin zaman zaman uygulanmasına müsaade ettiği sistematik kısırlaştırma politikasına (Roman halkının genç kadınlarının rahimlerinin alınması, değişik evrelerde ceninler elde edilmesine) borçludur.

Julia ile Akşam Yemeği işte bu betimleme daralmasının ötesine geçip, olayları yorumlamayı hedeflediğinden (naçizane) önem taşır.

Keyifli okumalar dileriz.

NOT: İmza Günleri:

İstinyePark Alışveriş Merkezi D&R, 6 Ekim Pazar, saat 15.00, Maslak

Buyaka Alışveriş Merkezi D&R, 20 Ekim Pazar, saat 15.00, Ümraniye

“Julia ile Akşam Yemeği (Batı bilimi için farklı ve anlaşılabilir bir yeni bilim senaryosu)” için 2 cevap

  1. Türünün tek örneği şahane bir kurgu.

    Kalem sahibinin dediği gibi bilimsel bilgilerin sunumundaki ağır hava zarif tonda bir aşkla mükemmel bir örüntüye dönüşmüş. Aslında metamorfoz sistemin değişmeyen ezeli özelliğiymiş de yolu geçince anladım…

    Kitap sanki bir koro… “Satın alınamayanın değeri sonsuz olur.” koronun unutulmaz şarkısı…

    Beri yanda tılsımlı bir iksir gibi… Birbiriyle muhteşem bir kompozisyon oluşturan ton ton büyüleyici kokulardan meydana gelmiş sanki…

    Düşüncelerin, kabullenmelerin tutsağı olduğunu fark edenler duyumsadıkları kokunun peşinden gidecekler…
    Koronun şarkılarını hiç unutmayacaklar…

    Final beklenendir: Unutma beni…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir