Skip to main content

Kahve nereden gelir?

Kahve dünyada en çok tanınan ve tüketilen, ama aynı zamanda en az bilinen içeceklerden biridir. Tarihe baktığınızda aslında Orta Doğu ve Afrika’dan kaynaklanan bir kültürdür, zaten bitki de tropikal bölgelerde yetişir. Dünyanın kahveyi tanımasında Osmanlı’nın neredeyse tek söz sahibi olduğunu ileri sürersek yanlış olmayacaktır. Ne var ki kahve denince akla sadece keyif ve kafein gelir. Oysa kelime bir öneriye göre “kuvvet” ile aynı kökten türemekte, diğer öneri ise “açlığı bastıran” anlamına geldiğidir. Dolayısıyla kahve sadece kafein nedeniyle uyanıklığı pekiştiren bir içecek olmaktan çok, dinç olmaya, dinç kalmaya yardımcı görünüyor.

Resim http://www.lazpresso.com/hangi-ulkede-hangi-kahve-icilir/adresinden alınmıştır.

Kahve bitkinin aslında elle ayrıştırılan tohumlarıdır, dolayısıyla tohum özelliği gösteren bir yeşil çekirdekten bahsediyoruz. Kahve elde etmek için bu kısmen mayalanıyor, ardından kavruluyor, sonra da çekiliyor. Bizim Türk kahvesi olarak bildiğimiz hali ince çekilmiş olanı. Başka kültürlerde daha kalın çekilip çok sıcak suyla demleme usulüyle de hazırlanmakta. Ürünün neye dönüşeceğini bu işlemler saptıyor, mayalanma ve özellikle kavrulma süresi içerikteki yağ asitlerini, dolayısıyla aromayı ve etkiyi de değiştiriyor. Mayalama bazı hayvanların sindirim sisteminden geçmiş olmasıyla da sağlanabiliyor, çekirdekler hayvanın dışkısından toplanıyor, en pahalı ürün de budur, zira doğrudan sindirim sisteminde mayalanma ayrı bir özellik kazandırıyor. Her kültür kahveye kendine ait bir takım özellikler kazandırmış görünüyor.

Kahve sadece kafein değildir

Kahve kafeinden çok daha fazlası, kafein içerikteki uyarıcı bileşik, ama aromayı veren yağ asitleridir. Türk kahvesi söz konusu olduğunda telvenin kendisinin bile ciddi bir içeriği var olsa da, bu konuda gözlemden fazlasını söylemek mümkün değil. Mesela özellikle küçük çocuklar telveyi yemeyi sever, ama aynı ilgi büyümekte olan kedi yavrularında da vardır, telve belli ki bir kaynak ve istek oluşturuyor. Madem spekülasyon yapıyoruz, ayni şey pişirme sırasında ortaya çıkan köpük için de geçerli. Türk kahvesi mutlaka ağır ateş altında karıştırılarak pişiriliyor, köpürme ise aynen sütün taşması gibi bir durum, derinden kabarmayla ortaya çıkıyor, ama bu kaynama değil. Bir kere oluşabiliyor, yakalayıp servis edemezseniz bir daha oluşmuyor, kahvenin bir cins “esası, esansı ya da ruhu” gibi. Bu kadar özel bir şeyi elbette eritilerek hazırlanan granül kahvede saklamak olası görünmüyor.

Kahvenin tıbbi kullanımları var mı?

Biz kahve ve kahvaltıyı hep birbiriyle ilişkilendirip, ilk öğünün “kahve altı” anlamına geldiğini düşünüyoruz, ama kahve “kuvvet” kelimesinden türediyse, bu hatalı bir çağrışım da olabilir. Ama daha ilginci kahvenin içecek olmanın dışındaki tıbbi kullanımları. Mesela detoks amacıyla doğrudan bağırsaklara uygulanabiliyor. Bu uygulama özellikle iltihabi bağırsak hastalıklarının işe yarayan bir tedavi yöntemi, bağırsakların yüzey bileşiminin ve mikroorganizma örtüsünün uzaklaştırılmasını sağlıyor görünüyor. Kim ne derse desin, sağlıklılık hali bir iç-dış uyumundan meydana geliyor, aksi takdirde yaşam sürdürülemez. Dolayısıyla kahvenin olası bir etkisi de bu uyumu sağlamakta rol oynadığı şeklinde.

Yapılan pek çok geniş çaplı araştırma doğrudan bir sağlık avantajı gösteremiyor. Zaten akıl karıştıran durum da bu, bu kadar sevilerek tüketilmesine rağmen “saptanabilir fayda yok” sonucuna varılması. O zaman böyle bir etki varsa bile, mesela “açlık hali” ya da “kahvenin işlenme biçimi” gibi hesaba katılmayan bir etkene bağlı olmalı. Klinik araştırmaların ve gözlem çalışmalarının genel sorunu budur, bütün değişkenleri kontrol etmeniz mümkün değildir. Ama hiçbir çalışmadan “kahve zararlıdır” şeklinde bir sonuç çıkmadığını da unutmayalım, faydalı olduğu yönündeki veriler ağırlıklı.

3 thoughts to “Kahve nereden gelir?”

  1. türk kahvesi hakkında çok yanlış bilenen bir şeyi düzeltelim: türk kahvesi denilen şey, bir tür kahve hazırlama yöntemidir. ve bu yöntem türklere ait değildir. kökeni olan, kahvenin de ilk bulunduğu yer olan etiyopyadır.

    hemen hemen dünyada çoğu ülke kahveyi bu şekilde hazırlar; sadece adı değişir. balkan kahvesi, yunan kahvesi, boşnak kahvesi, arap kahvesi, dahası nicesi… kahve hazırlama yöntemi ‘tür’ yaratmaz, sadece varyasyon değiştirir, hepsi bu.

    neden ‘türk kahvesi’ namı geniş derseniz, geçenlerde bununla ilgili çok keyifli bir yazı okumuştum, bilgilenmiştim; paylaşayım… uzun bir süre ‘kahve yolunun’ osmanlının elinde olmasından dolayı, geniş coğrafyaya yayılı bir durum olmasından mütevellit, kahve buralardan pek dışarı çıkamamış. yine ilk kahvehaneler osmanlı kontrolünde açılıp, gelişmiş ve maalesef kapatılmış. okuduğuma göre bu yerleri açanlar türk değilmiş ama kapatanlar onlarmış 🙁 osmanlı güçten düşünce, kahve kontrolünü de elinden kaçırmış ve bu sihirli içecek dünyaya açılarak yeni türlerin yaratılmasına olanak sağlanmış. bu zaman zarfında adı/namı kalmış ancak atı alan üsküdar’ı geçmiş ve dünyada kahve namına çoktan yerini almış. bize de kala kala adı kalmış.

  2. Kahvenin bir antioksidan oldugunu soylerler. O zaman belki sorabiliriz, hangi madde antioksidan gorevi goruyor, onu ayristirip kullansak ya. Iste bu mantik saglik konusunda calismiyor. Izole ve sentetik antioksidanlar yarardan cok zarar veriyor. Besinleri, ve sifali maddeleri bir butunluk icinde almak gerekiyor, izole bir madde yerine bir ekstre olabilir. Ayni seyi gunes isigi icin de soyleyebiliriz. Cam arkasindan guneslenince zarar goruyoruz (yani oyle tahmin ediyorum), ama dogada bir butun olarak gunesten gelen yararli ve “zararli” isinlara maruz kalinca daha cok yarar goruyoruz. Tabi ozon tabakasinin yapay olarak inceltildigi bir bolgede degilsek, ve gunes kremi kullanmiyorsak bu durum gecerli. Sovyetlerin sporculari UVBye maruz birakarak basarili olmalarini sagladiklarini Canan Karataydan ogrendik. Yine de bence yapay UVB kaynagi, zararli isinlar da iceren gunes’in yerini tutmaz..”Iyi kolesterol hapi”nin da yarari olmadigini biliyoruz (ref: Ahmet Rasim Kucukusta).

  3. Kahve sevilen , aranılan bir içecek kimi zaman sohbete bir başlangıç bir vesile , pekcok konuda etkileri tartışılmaz uyarıcı oluşuylada tercih sebebi , bilhassa uyanık kalmak isteyenler icin.
    Çok çeşitli türleride var ,heleki son yıllarda, çeşitli kahve makinalarından tutun, basınçlı pişirme kazanlarında pisirme denenmiş ve gelenekselleşmiş özel üretilmiş şekillerini bir belgeselde izledim.Genellikle kahve kültürü de beslenme gibi alışkanlıklar üzerine kurulu .
    80’lerin sonundan beri dışa açılımla herşeyimi de değişimler olduğu gibi kahve tüketim alışkanlıklarıda değişti ,birazda bu değişim iş hayatının hızına ayak uydurarak , çabuk hazırlanan hatta tek içimlik paketlere kadar ilerledi.Nescafeylede ülke olarak böyle tanıştık.
    Kahve bir büyük içeceği iken içine konulan süttozu karışımıyla yada sütle çocuklara dahi icirilebilir oldu,kesin sebebini bilmiyorum ama granül kahvenin zararlı olduğu bilgisi her yerde karşımıza çıkıyor, bu tadı sevenlere bir tüyo vermek isterim ,daha 80 li yıllar liseye giden bir öğrenciyim ,sadece Amerikan pazarlarında bulunan bir üründü o zamanlar bu kahve , kimbilir belkide kahvenin ülkede bulunamayan 12 Eylül yoklukları zamanlarından sonra bir kesimin yeni yaşamımıza soktuğu ürünlerden biriydi.Daha ince bir kahveydi aşılmaya başlamıştı ülkede , bir aksam birkac komşumuz geldi kahvel yaptım ,bir kısmı içmedi ,daha o zamanlardan döküp atmayı sevmeyen ben ,ertesi gün sıcak sütün üzerine o soğuk kahveyi telvesini kaçırmadan koydum , nefisss bir tatdı , biz sütlü kahve yapardık ama erimeyen kahve parçaları dilinize gelirdi o zaman , sütün tadı ve kahvenin lezzeti birlikte ne hoştu .
    Himmm bu kahveyi pişirip suyunu kurutuyorlar diye aklımdan geçirmiştim , yeni tatlara yeni yeni alıştığımız zamanlardı.
    Pideyi bilen pizzayı bilmeyen ktem şantiyle yeni tanışmış mayonez ketçapların henüz raflara görücüye çıkmadığı yıllardı o zaman ,ülke olarak kapılarımızın , evlerimizin pencerelerinin de reklamlarla aralanmamış perdelerimizin sıkı sıkı kapalı olduğu yıllardı .O zamanları İyi kötü diye bir ayrıma sokmanın hiç bir anlamı yok , yaşam süreğen birşey , ülkeye giren iyi yada kötü şeylerin müsebbibi hükümetler olsa da ,evimize girecek olanların karar vericisi sadece biziz .
    Sonuç olarak kahve güzel leziz bir içecek nasil içeceğimizede , kimle içeceğimizede karar veren kendimiziz , kahve gibi hatırlı ,kahve gibi leziz sohbetleri yaşamak dileğiyle

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir