Skip to main content

Kokoreç neden çok kıymetlidir?

Daha önce de sık sık söz ettik, bizim beslenmemiz aslında bağırsakların, özellikle de kalın bağırsakların beslenmesi anlamına gelir. Gıdanın içeriği bu nedenle tam olmalıdır, kalın bağırsak mikroorganizma içeriği sayesinde gıdayı mayalama işleminden geçirerek bizim vücudumuzda yapılamayan maddeleri de sentezler. Dolayısıyla aslında sadece iyi yemek yetmez, bağırsakların mikroorganizma örtüsünün de sağlıklı olması gerekir. İşte kokoreç bunun transferini sağlayan en önemli kaynaklardan biridir. Hazırlanması sırasında bir ön temizlik işleminden geçirildikten sonra haşlanır, dolayısıyla piyasada ocağa konmamış kokoreçler aslında temizlenmiş ve haşlanarak hijyen işleminden de geçmiştir. Buna karşılık kalın bağırsaklar için kaynak oluşturacak bakterilerin bir kısmı yaşamlarını sürdürür. Bu aynen sütün bir taşım kaynatılmasına benzer, zararlı bakteriler ortadan kalkarken, faydalı bakteriler kalır. Bu bakteriler canlılar farklı olsa bile aynıdır.

Resim http://www.gevrekandginger.com/wp-content/uploads/2016/01/kokorecci_asim.jpg adresinden alınmıştır.

Sakatatlar vücut için olasılıkla etten çok daha besleyicidir, kokoreç de buna dahildir. Vücudu beslemekle kalmaz, bağırsakların mayasını da o yıla göre düzenler. Bu sanıldığından daha önemli bir durumdur, özellikle kuzu kokorecinin neden makbul olduğunu açıklar. Kuzulama mevsimi bellidir, doğanın uyanışıyla denk düşer. Kuzuda gelişen mikroorganizma örtüsü de doğanın o baharda büründüğü özelliğin bize aktarılmasını sağlar, aynen peynirin belli bir yaştaki hayvanın şirdeniyle mayalanması gibi, oysa etin bunu sağlaması söz konusu değildir. Dolayısıyla genel bir adaptasyon söz konusudur.

Kokorecin hazırlanmasının püf noktaları

Hazırlayanlardan aldığımız bilgi, kokoreç için temizlenen bağırsak şişe geçirilmiş uykuluğa sarılır. Uykuluk da aynı şekilde bağışıklık sisteminin repertuarını tutar, dolayısıyla repertuarın bütünü aktarılmış olur. Bu makbul olan yöntemdir, ama piyasadaki kokoreçlerin çoğunda uykuluk değil mumbar ya da iç yağı kullanılır. Ama fark etmez, mumbar da bağışıklık sistemi repertuarına sahiptir, biyolojik bilgi yine aktarılabilir. Pişirme usulü de aslında bu bilginin korunmasını sağlar görünmektedir.

Pişirmede ateşin “ağır” olması önemlidir, kokorecin dışı kızarır, ama içi sadece yeterince pişer. Zaten kokoreç kelimesinin kökeni, yani etimolojisi ‘koko’ (pişirmek) ve ‘roti’ (döndürmek) köklerinden gelir, dilimize de bölgenin ortak dili sayesinde geçmiştir. Aslında Akdeniz kültürünün bir parçası olarak görünse de, daha çok bizim coğrafyamıza özgüdür. Nitekim komşu coğrafyalarda da çok iyi bilinen, çok sevilen sokağa özgü bir yemek kültürüdür. Buna karşılık tarihi kaynaklarda kuzu kokorecinin uzun süreli fırınlanmasından da bahsedilir. Nitekim siz sakatatçıdan çiğ kuzu kokoreci alacak olursanız onların önerisi de tepsiyle fırınlanması olacaktır. Ancak bunun piyasa kokoreçlerinde yapılması kolay görünmemektedir, zira iç yağı süzülmeyeceğinden ağır olur. Oysa kuzu kokoreci çok yağlı değildir.

Kokorecin olası iyileştirici etkileri

Kokoreç yapım tekniğine nedeniyle yağlıdır, ama yağın fazlası pişirme tekniği ile bertaraf edilir. Sokakta gerek arabalarda gerekse dükkanlarda mangal ateşinde kokoreç satanlar yağı sızdırarak toplarlar, zaten görürsünüz. Dahası hayvansal yağ meselesi daha en başından tartışmalıdır, zira bilginin kaynağı olan Batı’da hayvanlar bizdeki gibi yetiştirilmez. Ama işin besleyici kısmını daha derinden irdelerseniz kokoreç kadar besleyici olan tek şey olasılıkla karaciğerdir. Ne var ki karaciğer mikroorganizma örtüsünün, yani floranın aktarılmasını sağlamaz.

Yukarıda anlattığımız sebeplerden ötürü, kokorecin olasılıkla iyileştirici olumlu etkileri de vardır. Şöyle ki, günümüz hastalıklarının önemli bölümü bağırsak florasının bozulmasına bağlıdır, zira bağırsak ikinci beyindir. Bunlar içinde otizm, alerjiler, romatizma gibi hastalıklar sayılabilir. Kuzu ya da insan, bağırsak floraları arasında büyük fark yoktur. Dolayısıyla hastalık floranın aktarılmasından olumlu etkilenebilir. Kolay denenebilir, bilimsel mantığı olan bir yaklaşımdır.

10 thoughts to “Kokoreç neden çok kıymetlidir?”

  1. Kokorec asla yenmemesi gereken maddelerden biridir. Ciddi bir sorun olmakla birlikte, temizlik ve hijyen bir yana, kolesterol bombasidir. Piyasada satilan kokorecler sise gecirilmis lop yaglarin uzerine 1-2 sira uykukuk ve bagirsak sarilmasiyla yapilir. Musteriye verirken bicakla dogramalarinin sebebi yag ile bagirsaklari karistirip yaglari kamufle etmektir. Uzerine ekilen baharat da extra “dressing” vazifesi gorur. Carsida satilan kokorecler % 80 yagdir. Bu arada, midye dolmalar da agir metal yukludur. Bu tur gidalarin medeni memleketlerde yasaklanmasinin bir mantigi rasyonel bir mantigi var.

    1. Batılı ülkerde yenen yemek ve yemek kültürü? Temizliği söz ediyorsan mesele yok temizlik altında beslenmeyi kast ediyorsan anadolu ve önder Muhammed mustafa s a v bizim için en güzel rehber Tıbbı nebevi okumanızı öneririm avrupa mutvağı yediği domuzun hesabını yapsın

    2. Sovyetlerin olası bir nükleer savaşta Amerikalıları sağlık yönünden zaafiyete uğratmalarınıın basit bir mantığı vardı;Amerikan halkı her gün dişini otomatiğe bağlı olarak fırçaladığı için savaş başladığında Amerikan su şebekeleri sabote edilip amerikalıların alıştığğı duş ve ağız temizliği sabote edilip halk sağlığı zaafa uğratılması planlar dahilindeydi..Yani steril yaşamak iyi yaşamak olmayıp;Örnek olarak Alman bizde kebab yediğinde ishal oluyor ama bize birşey olmuyor,Hindistan’a gidin aynı kebab yiyen orada curry pilaw yesin aynen ishal.Durum bu.

  2. – Evet, bagirsaklar onemli. Bagirsak mikroplari bazi vitaminleri sentezler. Yalniz benim bildigim, bagirsak bakterilerinin cogu kalin bagirsakta ve sindirim ise daha cok ince bagirsakta oluyor. Kalinbagirsak incebagirsaktan sonra gelir, ve sindirilen materyal tek yone hareket eder, zaten tersi yonde bir hareketle vucut zehirlenebilir, cunku her organin florasi farklidir… Yani vucutta bakteriler tarafindan uretilen vitaminler vucut tarafindan emilmeyebilir. Once atilmasi gerekebilir. Belki kabizligin sebebi bazen vitamin eksikligi olabilir diye dusunuyorum. Cunku vucut sindirdigi maddeyi daha uzun sure tutup icindeki sonradan uretilen vitaminleri almayi planliyor olabilir… Bagirsaklar ayni zamanda serotonin gibi bazi hormonlarin buyuk oranda sentezlendigi yerdir. Mekanizmasini bilmesem de bagisiklik sistemi icin de cok onemli oldugunu biliyorum. Galiba istihbarat saglayan hucreler orada uretiliyor, ya da programlaniyor.
    ..
    – Pisirilen bir gidada B ve C gibi vitaminlerin bile saglam olarak kalacagindan suphe duyarken simdi ise flora bakterilerinin bile kaynama ve pisirmeden sonra canli olarak kalabileceklerini duyuyorum. Bu benim icin tamamen yeni bir bilgi. Probiyotik urunlerde bile mide asidine dayanacak kapsul kullaniyorlar. Ayrica antibiyotikler floraya zarar veriyor. Demek ki mide asidine ve antibiyotige dayanamayan mikroplar yuksek sicakliga dayanabiliyorlar. Ilginc.

    – Sakatat niye daha saglikli olsun. Yani mesela pisirilmis eklem yemek niye eklemlere iyi gelsin. Kendimce iki aciklama oneriyorum. Birincisi, proteinler aminoasitlerden yapilidir, ve sindirilirken aminoasitlere ayrisir. Yani
    kollajenle beslenenin kanina kollajen diye bir sey gecmez. Onun aminoasitleri gecer. Bunu yapilmis bir yapboz’un bozulmasina benzetebiliriz belki. Yapboz bozulur, her parca baska bir yere gider, ama yakin parcalarin hala yakin yerlerde olma ihtimalleri yuksektir. Boylece yapbozu ikinci kez tamamlamak daha kolaydir. Ayrica parcalar birbiriyle orantili dagilmistir. Yani diyelim kollajen icin 5 cesit aminoasit gerekiyor, bunu kollajen iceren besinden alinca hepsi hazir, ama farkli besinlerden alinca ve arada zaman farki varsa, lazim olan aminoasitler bakarsiniz baska yerlerde kullanilmaya baslanmis, ya da belki enerjiye donusturulmus. Ikinci aciklama, mineraller. Eklemlerde bor minerali vardir. Ve hayvanin eklemi tuketildiginde, insan bor minerali almis olur, ve bu da eklemlerde kullanilir. Bor mineralinin kireclenmeye iyi geldigini soyleyen, az sayida da olsa kaynak var. Bunun gercekten boyle olup olmadigini anlamanin en kolay yolu, ulkemizde topraginda bol bor olan yerlerdeki ciftcilerin kireclenme problemlerinin olup olmadigina bakmaktir. Birisi bu arastirmayi yapsin ve master tezi olarak sunsun.

    – Bagirsaklarin deli dana transferi ihtimali anlaminda normal etten farki nedir. Ilk olarak, biz yurt disindan et aliyorsak, muhtemelen bagirsak almiyoruz, ve bu da sakatattaki deli dana ihtimalini azaltir. Ote yandan bagirsaklar ikinci bir beyin ise o zaman beyindeki gibi bozuk prionlari bagirsaktan da kapma ihtimali ortaya cikar. En saglami yaylada otlayan, gdolu, hormonlu, lesli, veya ithal urunle beslenmeyen hayvanlarin kas etleriyle beslenmek, ama sifa ariyorsak diger organlardan da yararlanmak mantikli. Abdde bir suru deli dana vakasi yasaniyormus, ve bunlar da salam sosis gibi seylerden geciyormus, ve hastalara parkinson veya alzheimer teshisi konuyormus, diye ucuncu agizdan duymustum.

    – Hayvanlar dogada da oldurulecekler, insan eliyle de olduruluyorlar. Ote yandan dogada daha az aci cektiklerini saniyorum, cunku yuksek adrenalin gibi seyler salgilaniyor. Belki hayvanlara da vahsi hayvan saldirisi sanal gerceklik olarak yasatilmali ve daha az aci cekmeleri saglanmali. Ya da elektrikli bir uyuma saglanmali (anestezi olmaz, cunku o zaman kendimize de anestezi yapmis oluruz.)

  3. Kokoreç ve kelle paça asla kolesterol yükseltmedi. Bildiğimiz, mutfağı ve alımı düzgün (hijyen kuralları v.b.) bir işkembe salonundan 90 haftadan fazladır hemen hemen her hafta kelle paça ve/veya kokoreç yedik. Kan tahlilleri ile( Kan kolesterol (total, Hdl, Ldl, Trigiliserid) ve ALt, Ast, Hba1c, B12, ürik asit … )) değerlerimizi takip ettik. Ekmek sadece bir kaç dilim yedik. Kolesterol değerlerimizde ve ürik asit değerlerimizde kesinlikle olumsuz bir değişme olmadı … Hergün yenmediği sürece bir sorun olmadığını görmüş olduk. Bunları söyleyenlerin bu tür gıdaları sevmeyenlerin yada bu tür bilimsel çalışmalar yapmadan/okumadan yayan kişiler olduğunu düşünüyoruz. Harika bir yazı olmuş. Teşekkürler.

  4. Bu durumda Avrupa Birliği kokoreçi yasaklayarak, bilimde ve tıpta geri kalıyor hocam. Selamlar. Saygılarımla.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir