Skip to main content

Göz dıştan içe açılır, ama görme içten dışa olur

Geçen haftanın nihai sorusu “göz içeriden dışarı mı, yoksa dışarıdan içeri mi açılmaktadır?” şeklinde belli derecenin ötesinde bir felsefe gerektirse de, aslında çaprazlaşma meselesi pratik açıklamaya gereksinim duyar. Bu bilimin betimlediği, ama felsefenin yeterli kalmadığı bir durumdur. Nihayetinde görme yollarının iç kısmı çaprazlarken dış kısmı çaprazlamaz. Arada açıklamaya çalıştığımız gibi, her iki görme alanının kendi […]

Devamını Oku

İlim / bilim algısı nasıl kurulur?

Geçen haftaki yazıda geçen ilim / bilim ikilemine “aslına birbirlerinin farklı dillerdeki karşılıklarıdır” şeklinde bir açıklama gelince konunun daha karmaşık bir başka örnekle geliştirilmesinin yerinde olduğu sonucunu ilettim. Aslında görünen ve görünenin yorumuyla ilgili bu duruma yerinde bir örnek, henüz çözümlenememiş bir organ olan gözden çıkar. Gözün ne olduğunu açıklamanın bilmem ne kadar gereği var, […]

Devamını Oku

Değerli olan bilgi hangisidir?

Ana bilim dallarının ortaya çıkışları ve gelişmeleri biz farkına varmasak da kısmen gözlenebilir. Bir ana bilim dalı genellikle konuyla doğrudan ilişkili olmayan bir amatör tarafından temellendirilir. Bu kişiler aslında bilimin her alanına meraklıdır, sanata tutkundur, kısmen içine kapanıktır, ama merakları ve koşullar, yeni yapılacak binanın temelinin kazmalarıyla sonuçlanır. Örneğin genetiğin babası sayılan Gregor Mendel (1822-1884) […]

Devamını Oku

Kart oyunlarının biyoloji modeli

Geçen haftalarda kısaca anlatmaya çalıştığımız oyun ve özellikle oyun kartları aslında biyoloji için de bir model oluşturur. Poker dahil bütün kart oyunlarında (blöf olasılığını saymazsanız), sonucun anlamlı olabilmesi için renk ya da dizi temelinde birliktelikler gerekir. Kartlarda temel iki renk kırmızı ve siyahtır, ama bunlar dört farklı dizide tezahür eder. Kartların bir anlam ifade edebilmesi […]

Devamını Oku

Bir artı bir nasıl yine bir eder?

Anatomi betimleme sanatı olmakla birlikte doğru yorumlayabilirseniz aslında gördüğünüzden fazlasını verir. Zira “yapı taşları vardır, aslında var olan biçimleri doldurur, bunlar nihayetinde olaylarla sonuçlanır” önermesi doğru görünmektedir. İş bu sonuca neden olan süreci algılamaktadır, nitekim aritmetik veya geometrik diziler de bunun üzerine kuruludur. Ortalama bir insan kendi içinde tekrarlamakta olan düzeni zaten fark eder, fark […]

Devamını Oku

Dalak konusunda bir irdeleme, anatomi nasıl yol gösterir?

Günümüzde matematik ve fiziğin biyolojik bilimlere yol göstermesi aslında biraz geri plana itilmiştir, zira arkadan gelen kimya ve biyokimya konuyu moleküller düzeyine indirir. Buna karşılık detay anlamı berraklaştıracağına bilakis bulanıklaştırır. Buradaki temel sorun “yapının mimarisinin yapı taşından anlaşılamayacağı” gerçeğidir. Yapıtaşları, yani moleküller zaten bütün canlılarda üç aşağı beş yukarı benzerdir. Siz ne kadar detay görürseniz, […]

Devamını Oku

Ördek gagalı platipus meselesi

Bilim camiasında daha önce karşılaşılmamış bir canlının bulunması beklentisi düşüktür, ama bu canlının başka canlıların bileşimi olarak görülmesi ise fazlasıyla şaşırtıcıdır. Geçen hafta tanımlamaya çalıştığımız ördek gagalı memeli ise gerçektir, platipus olarak adlandırılır. “Gagalımemeligiller” (Ornithorhynchidae) familyasındandır. Avustralya ve Tasmanya nehirlerinde yaşar, ağzı ördek gagasına benzer, çok iyi yüzer, ayakları beş parmaklı, perdeli ve kanca tırnaklıdır, […]

Devamını Oku

Bulmak ve anlamak üzerine bir örnek, yeni sorular nasıl doğar

Soru sormak iyi bir şeydir, ancak doğru soruyu sormak zor bir eylemdir. İnsanı sormaya, sorgulamaya götüren şey merakıdır, ama merak bilgi ile donanmazsa doğru soruya erişmesi olanaklı değildir. Bir örnekle açıklamaya çalışalım, bir gün ormanda yürürken canlılığını kaybetmiş, ama bildiğimiz hiçbir şeye benzemeyen bir varlık bulduğumuzu düşünelim. Bu durum eğer merakımız varsa bulunanın ne olduğunun […]

Devamını Oku

Gerçeklik durumunun erişilemez hali: Yumurta örneği

Felsefi soru sormak ve buna yanıt aramak biyoloji alanında da kaçınılmaz bir durumdur. Geçen yazıda anlattığımız “memenin anneye mi yoksa bebeğe mi ait olduğu” sorusu bunlardan biridir. Bizim rutin gündelik düşünce biçimimizde sorunun yanıtı “anneye ait” gibi görünmektedir, zira memenin salgıladığı süt bebeğe ait olsa da, doku annededir. Oysa sütün salgılanması doğumun gerçekleşmesiyle başlar, annenin […]

Devamını Oku

Felsefi sorulara bir örnek: Emziren annenin meme dokusu kime aittir?

Bilimin büyük bir kısmı tanımlamalar ve betimlemelerden oluşur. Örneğin ne olduğu bilinmeyen bir organ bulunduğunu varsayın, ilk ve en kolay yapabileceğiniz şey o organın dış görünüşünü, diğer dokularla olan komşuluklarını betimlemektir. Hatta bazen betimleme zaten yapılmıştır, ama ortaya konmuş olan şeyin bir organ olduğu yüzyıllar sonrasında anlaşılabilir. Mezenter denen doku bu durumun son örneklerinden biridir. […]

Devamını Oku