Skip to main content

Felsefi sorulara bir örnek: Emziren annenin meme dokusu kime aittir?

Bilimin büyük bir kısmı tanımlamalar ve betimlemelerden oluşur. Örneğin ne olduğu bilinmeyen bir organ bulunduğunu varsayın, ilk ve en kolay yapabileceğiniz şey o organın dış görünüşünü, diğer dokularla olan komşuluklarını betimlemektir. Hatta bazen betimleme zaten yapılmıştır, ama ortaya konmuş olan şeyin bir organ olduğu yüzyıllar sonrasında anlaşılabilir. Mezenter denen doku bu durumun son örneklerinden biridir. […]

Devamını Oku

Meraklısına bilim (II) : Tıpta ve biyolojide gözlemin sorunları

Aslında iyi bir deneyin temel özelliği “basit” olmasıdır, ancak basit deney planlamak çok zordur. Newton örneğinden anlatmaya çalışalım, “elma yüksekten bırakılınca yere düşer” temel gözlemdir. Siz elmanın düşme (ya da yeryüzü ve elmanın birbirini çekme) durumunun detaylarını (hız, kuvvet); yükseklik, elma büyüklüğü gibi bileşenleri değiştirerek ölçtüğünüzde deney yaparsınız. Ne var ki ortamın hava yoğunluğu, deneyin […]

Devamını Oku

Gerçeğin kurgulanamaması: Biyolojik bilimlerde “aksiyom / postulat / belit” sorunu

Bizim kurduğumuz uygarlık iki farklı alanda ortaya çıkar. Bir alan bizim yaptıklarımızdan oluşur; örneğin mühendislik alanları, bir şeyi önce aklınızda planlar, sonra uygulamaya geçirir, ardından verimini sınar ve sonra seri imalatının peşine düşersiniz. Otomotiv endüstrisinden tutun, cep telefonları, inşaat ve kombilere kadar her mühendislik alanı aslında bizim kurguladığınız düzenekleri içerir. Bu alanda kısıtlayıcı olan kavram […]

Devamını Oku

Bileşik form (kimera) sadece yapıya değil, işlev ve kişiliğe de yansır

Geçen hafta sözünü ettiğimiz insanın kimera modelini destekleyen pek çok önermede bulunabilinir. Genel kısıtlılık “içine doğulan dünyayı anlamak” olduğunda önermeler de aslında insandan değil, hayvan ve bitki modellerinden gelir. Bunlar aynı örüntünün farklı biçimleridir, dolayısıyla biçim doğru bakış açısına oturtulursa arkada yatan anlam ortaya çıkar. Ancak öyle ya da böyle açıklanması çok zor “özgül” durumlar […]

Devamını Oku

İnsanın kimera modeli

İnsanın kimera (birden fazla canlının dış görünüş özelliklerini taşıyan) modeli kavramı aslında çok eskidir. Mitolojide geçen pek çok figür kimera özelliği gösterir. At gövdeli, kuş başlı, kanatlı figürler hep kimeraları tanımlar. Kimeralar onu görenlerin aklında hayranlıktan dehşete çok farklı duygular ortaya çıkarır. Bunun bir örneği Leonardo Da Vinci için anlatılır. Henüz çocukken, resme olan yeteneği […]

Devamını Oku

Algı / kanaat nasıl değiştirilebilir?

Tıbbın algı dinamiğinin çok zor değişmesinin nedeni, daha önce sık sık dile getirdiğimiz gibi, “içine doğulmuş sistem” olmasıdır. İnsan içine doğduğu, yani bilinçsiz olarak yola çıktığı bir dinamiğin nasıl işlediğini kolay anlayamaz, anlayamadığında da kendi yaptıklarıyla örneklemeye çalışır. Kongreler mevcut algı üzerine kuruludur, doktorlar bunu temel alırlar, hastalar ve toplum algısı da buna göre şekillenir.

Devamını Oku

Tıbbın algı / kanaat dinamiği çok zor değişir

Toplum başta tıp olmak üzere biyolojik bilimleri “pozitif bilim” kapsamında kabul etmek eğilimindedir. İşin kötüsü bu düşünceye en çok da doktorlar inanır. Oysa tıp pozitif bilim olmanın başlıca gereksinimi olan “tekrarlanabilir olmaktan” hayli uzaktır. Örneğin hastalıkların tedavisinde bir yaklaşım (cerrahiyi bir kenara koyacak olursanız) her zaman aynı sonucu vermez. Mesele kanser olduğunda patologların “aynı” tanı […]

Devamını Oku

Ekose düşüncenin anayasa ile ilişkisi

Önceki üç yazı ile tartıştığımız “dokunun ekose hali” düşüncesinin özeti şudur: Gelişmekte olan embriyo aslına karında sindirim tüpü ve sırtta da sinir tüpü olarak gelişmeye başlar. Bu iki tüpün birbirlerine uzunlamasına temas hattının yanlarından gelişen mezoderm ise kas ve kemik gibi dokuları meydana çıkarır. Ne var ki bu dokular kendi başlarına kaldıklarında biçimsiz kütle yığınlarına […]

Devamını Oku

Ekose düşünceden “kimerik” biçime

İnsan vücudunun “ekose” özellik göstermesi bazı hastalıkların, daha doğrusu sendromların açıklanmasında önemlidir. Sendrom “belli belirtilerin birlikte göründüğü (yani ekose desen oluşturduğu) tablolardır”. Örneğin Marfan sendromu dediğinizde göz merceğinin yerinden çıkması, kalp kapakçıklarının gevşek olduklarından kan kaçırmaları gibi birbiriyle alakasız görünen değişiklikler bütünü ifade edilir. Hastanın dış görünüşü de ayırt ettirecek kadar karakteristiktir. İşte ekose sistem […]

Devamını Oku

Ekose sistemin işleyiş prensipleri

Ekose (tartan) özgün renklerde, paralel ya da birbirine dik kesen çizgilerden oluşan desenlerdir. Çizgilerin tek başlarına bir anlam taşımamalarına karşılık, ekose form karakteristik biçimi verir, dolayısıyla desenler çıkış yerleri olan İskoçya’da belli klanların ifadesine dönüşür. Vücudun ekose hali derken ifade etmek istediğimiz budur. Aslında hiçbir doku tek bir biçimsel özellik göstermez, başlangıçta ayrı olsalar da […]

Devamını Oku