Skip to main content
Kimera (Resim http://vignette2.wikia.nocookie.net/dragonsdogma/images/0/06/Chimera01.png/revision/latest?cb=20120615060217 adresinden alınmıştır)

Tıbba “anlam” temelinde bakmak açıklamayı değiştirir

Tıpta modelleme ciddi bir sorundur, bunu sık sık ifade ediyoruz. İnsanın içine doğduğu ve bugün artık molekülünün detayına kadar inceleme becerisine sahip olduğu biyolojik sistemi, yani yaşayan canlıları anlaması olasılığı ise çok düşüktür. İnsan görebildiklerini bu nedenle kendi yapabildiklerine (motor, boru vb.) benzeterek açıklar. Oysa meselenin felsefi kısmı daha derindir. Meme örneğini vererek açıklamaya çalışalım, meme erkeklerde de bulunan, ama dişilerde süt verme özelliği gösteren bir dokudur. Bu doku dişinin adet döngüsünden, ama memelilerde özellikle hamilelik halinden etkilenir. Bebeğin anneden ayrılmasıyla birlikte süt salgısı başlar. İlk salgıya kolostrum adı verilir, süte çok fazla benzemez, büyüme faktörleri ve bağışıklık moleküllerinden çok zengindir. Süt bundan sonra gelmeye başlar. Felsefi soru ise şudur: “Meme dokusu annededir, ama işlev olarak yeni doğanın beslenmesini sağlar. Bu durumda meme kime aittir, anneye mi bebeğe mi?” (daha&helliip;)

Olan biten, aslında kendi içinde gerçekleşmektedir

Yukarıda olan, nasıl aşağıda da varsa ve nasıl sürekli tekerrür ederse tarih, olmakta olanlar da aslında birbirlerinin biçim değiştirmiş benzerleridir. Ne var ki tutukludur insanının aklı, kapısı açılsa bile çıkamaz hücresinden ve “açıklamak” olduğunda mesele bağlarını çözemez zihin; “anlamın” derin sularına dalacağına, yani hücresinden sonsuz bir hürriyetle çıkacağına, yerinden kıpırdamaz, “aklına uydurmakla” yetinir. İnsanın doğaya ait olayları inceleme mantığı öncelikle akla uydurma, ama beri yandan kendi yapabildikleriyle benzerlik kurma üzerine kuruludur. Bu algılama biçimi başka yorum olasılıklarını ortadan kaldırmakla kalmaz, gözlemlediklerini ister istemez anlayabildiği algı biçimine oturtur. Oysa olan biten ne varsa aslında kendi içinde de gerçekleşmektedir.  Bu nedenle akıl son derece kullanışlı olsa da, aslında bir o kadar da yanıltıcıdır. Okunanın düz haliyle anlaşılması başkadır, görünenin (zahiri) ardında yatan diğer anlamların (içrek) anlaşılması bambaşkadır. O nedenle yapılabileceğin en iyisi, bilgiyi gönül imbiğinde damıtmaktır. Çöktüğünde akıl tortusu, geriye kristal berraklığında bir bilgi kalır. Akıl gözüyle okunamayanlar, ancak gönül gözüyle anlaşılır. Bilgi vardır, aşikardır, ancak onu anlamlandırmak bambaşka bilgilerin varlığını ister. Mesela harfleri herkes bilir, bu Mısır hiyeroglif alfabesinden, Latin biçimine kadar kavramlar bütünü olarak aslında farklı değildir, ancak o harfin hangi sese karşılık geldiğini, o sesin ne anlam verdiğini kimse bilmemektedir. (daha&helliip;)

Dengesiz gıda kilo aldırır

Resim

Değişen beslenme alışkanlıkları içerisinde özellikle çocukları bekleyen en büyük tehlike “junk food” olarak adlandırılan, bol kalori içermelerine karşılık besleyici özellikle olmayan endüstriyel hamburger gibi yiyecekler, şekeli mamuller, cips vb. yağa doyurulmuş atıştırmalıklardır. “Atıştırmalık” adı bizim bulduğumuz bir kavram değildir, zaten çocuklar ve bu tür ürünlere ilgi gösteren erişkinler tarafından türetilmiştir. Ay çekirdeği gibi çerezler bunun dışında kalırlar, zira atıştırmalıkların genel özelliği kolay tüketilebilmeleri, tat olarak ise özellikle yağ ve şeker duyusunu uyarmalıdır. Dolayısıyla “atıştırmalık” tekrarlayan yeme eylemine neden olan ve paketten birden çok sayıda çıkan cips benzeri ürünler, ambalajlı kekler gibi ürünleri kapsar.

(daha&helliip;)

Vücut anatomisinin farklı halleri, doku enerjisinin saklanma biçimleri

Canlının anatomisini biz hep dokuların yerleri olarak değerlendiririz. Böyle bakıldığında anatomi hiç değişim göstermeyen statik bir bilim dalı olarak görünür. Kaşın, gözün yeri nasıl belliyse, karaciğerin de yeri hep aynıdır. İşin ilginç yanı, dokuların yerleşimleri diğer omurgalılarda da pek değişiklik göstermez, peki ama gerçekten hepsi bu kadar mıdır? Saf bir bilimsel merakla ve giderek uç örnekleri okumaya başladığınızda durum değişiklik gösterir, yeter ki siz doğru soruları bulup peşinden gidin. Evrim teorisi canlıların dış görünüşündeki farklılıkları açıklamada “olunan durumun avantaj sağladığı” düşüncesine sığınır, farklılaşma sonucu doğal seçilmenin çok uzun bir sürede gerçekleştiğini kabul eder. (daha&helliip;)