Skip to main content

Olağanüstü bir devrim öyküsü, New Orleans’lı Laz Mustafa

Bu hafta size birinci dereceden tanığından dinlediğim çok ilginç bir hikayeyi anlatacağım. Arkadaşım aslen mimar, yaptığı iş ise fuarlarda stand düzenlemek, özellikle uluslararası vit/fayans fuarlarının aranan simalarından biri. Sohbetimiz, bizim toprağın insanının ister Avrupa olsun, ister Amerika, olağanüstü yaratıcı zekası ve adaptasyon yeteneği üzerine kurulmuştu. Pek çok hikayeyi ve örneği karşılıklı paylaştık; ancak örnek New […]

Devamını Oku

3G teknolojisi üzerine şimdiden hatırlatmalar

Aylardır beklenen 3G teknolojisi nihayet kullanıma sunuldu, bunan böyle çok hızlı veri transferi, buna bağlı olarak görüntülü konuşma da dahil pek çok olanak 3G kullanıcılarını bekliyor. Sisteme yatırım yapan Turkcell, Vodafone ve Avea’ya ve altyapıyı hazırlayan iletişim devlerine müteşekkiriz; böyle bir olanağı sunmakla kalmadılar, devlete de çok ciddi bir kazanç kapısı açtılar. Görüntülü iletişim elbette yeni ufuklar açacak, ancak ister istemez ir takım sıkıntıları da beraberine getirecek. Benim bu yazıyı yazmamın amacı, 3G teknolojisinin yol açacağı bazı sosyolojik sonuçlara yeniden dikkat çekmek, bu teknolojiye geçmek isteyenleri olası sakıncalar konusunda uyarmak.

Devamını Oku

Bayram adında ıssız bir adam

Hayatta karşılaştıklarınızı siz ne kadar görmezden geçebiliyorsunuz bilmiyorum. Benim yaşamla olan en büyük uyuşmazlığım belki de budur; yani görüp geçememek. Bundan yaklaşık bir ay önceydi, bir pazar sabahı eve dönerken bastırıveren sağanak yağmur beni sığındırıvermişti de Beyoğlu’ndaki bir sokak kahvesinin saçağının altına, Bayram’la tanışmamız işte öyle oldu. Bakmayın Bayram dediğime, yaşı yetmiş beş, elinde bastonla […]

Devamını Oku

Geride kalan çocuğa mektup

Çok değil, on beş gün önce öksüz kaldın, pek azımızın ansızın sarılıverdiği bir yalnızlıktır. Öyle bir yalnızlık ki, içten gelir, kalıverir ve insanla kapanmaz. Soracağın sorulara, diğerleri gibi, ben de yanıt veremem. Sözlerimi yanıtın yetmediği yerden başlayan sevgi cümleleri olarak hatırla. O sevgidir seni tanımasam bile bana bağlayan, sakın unutma.

Devamını Oku

Vakko Beyoğlu’ndan çekilirken…

Siz bilmem ne kadar yakından hatırlarsınız, ben zaten dünyada yoktum, Vakko Beyoğlu’ndaki mağazasını 1962’de açmış. O yıllar Beyoğlu’nun kuşkusuz altın yılları değildi, Cadde-i Kebir için daha çok rüzgarın dönmeye başladığı dönemlerin başıydı. Eski salon komedisi yerli filmlerin “gece hayatı” göndermeleri her ne kadar abartıyor olsa da, Beyoğlu yine de bugününden daha hareketliydi. Benim Vakko ile […]

Devamını Oku

Beni kim yetiştirdi?

Bundan yıllar önce muhtemelen herkesin de kendine sorduğu soruyu ben de kendime sormuştum. Soru aslında son derece basitti: “Beni kim yetiştirdi?” Doğru, soru çok basitti ama, cevabı son derece karmaşık ve karışıktı. Çünkü o zamanlar bu sorunun bir tek cevabı olması gerektiğini düşünecek kadar cahildim ve verebildiğim cevap da “önce ailem, sonra da mezun olduğum […]

Devamını Oku

Evet biz romantiğiz ve bunu ikrar ediyoruz

Bu satırlarda size yazdıklarımın arkasında hakim olan duygu daha iyinin yapılabileceğine olan katıksız inançtır. Ama inanç dediğiniz şey eylemle birleştirilmediği sürece, işe yaramaz bir hayalin ötesine geçemez. İşte bundandır, ben lafta kalınmamasına, gerekenin bilfiil yapılmasına inanırım. Yine de arka planda kalan garip bir çelişki vardır, bu çelişki genelin herhangi bir şeyden beklentisi olmazken, konuşmak, eleştirmek […]

Devamını Oku

Gazetelerin değişen kimliği, okurlardan beklentileri

Medya hepimizin ortak tutkusu, bu nedenle bugünkü yazımı medyaya ve medyanın okurlardan beklentileri üzerine kaleme almak istiyorum. Siz belki bilirsiniz, belki bilmezsiniz, medya yazarlarının ve çalışanlarının ortak sıkıntısı okunur olmaktır. Gazetenin ve yazarların okunduklarının bilinmesi onlara çok olumlu bir motivasyon getirecektir. Özellikle bizim gibi, asıl mesleği gazetecilik olmasa bile, yazma şansı elde etmiş olan çevrelerin […]

Devamını Oku

Bağlantısızlık sözleşmesi

Nedendir bilinmez, yaşam bazen çok uzun bir toplantı gibi gelir bana, hani ne zaman başladığını unuttuğunuz, ne zaman biteceğini ise asla kestiremediğiniz bir toplantı. Her toplantı gibi zaman zaman heyecanlandıran ya da pinekletip uyutan, inişli çıkışlı oturumları vardır, ama her zaman süren uzun bir toplantıdır. Oysa sıkıcı dönemlerinde artık bunalıp çıkıp gitme şansınız yoktur, sadece kısa aralar ve ara değerlendirmeler; en azından toplantının sonraki oturumlarına yönelik strateji belirlediğiniz, öncesinde görüşülenlerden hareket yolu çizdiğiniz kısa fasılalar.

Devamını Oku