Skip to main content

Yetersiz eğitimin sosyal sonuçları

Geçen hafta değindiğimiz “gençlerin eğitimi ve iş sorunu” anlatmaya çalıştığımızdan ve tahmin edilenden çok daha ciddi; “eğitim alarak yükselmekten değil de, yatay giderek zaman kaybetmekten söz ediyoruz”. Bölümlerin çoğu iki yıllık olduğundan, eğer iş bulunamazsa (bu zaten dört yıllık bölümlerin de genel sorunu) yeni bölüm okumanın kapılarını açar. Eğer ailelerin imkanı varsa özel üniversite, yoksa […]

Devamını Oku

“Eğitim şart”, ama iş yok

İnsanın içine doğduğu sistemi anlamasındaki zorluklardan zaman zaman söz ediyoruz, ama insanın içinde olduğu durumu anlaması ve müdahale etmesi konusunda da bir sorun olduğu açık. Bu saptamanın özeti “olaylar olur, biz bazen gözlemleyebiliriz, ama genellikle etkimiz olmaz” biçimindedir. Günümüzde bu olaylara daha çok medya ve sosyal medya üzerinden tanık oluyoruz, kendi görüşümüzü paylaşıyoruz, ama olay […]

Devamını Oku

Venedik Sarayı’nda, çikolatanın peşinde…

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u alması bir fetihten çok vuslatı, yani ”kavuşmayı” anlatır. Roma’nın başkenti İstanbul hem Anadolu’dan hem Rumeli’den komşu devlet konumundadır. Vuslat olup, gün geldiğinde, komşuluk yerini bir iç içe geçmeye bırakır. Dolayısıyla yeni konum kolay kabullenilir, ticaret başta olmak üzere, ilişkiler sürmeye devam eder. Dönemin Avrupa ticaret merkezi aslında Venedik’tir, ortada henüz bugün […]

Devamını Oku

Referandumda renkler neye göre belirlendi?

Algı konusunda yazmaya başlarken amacım belirttiğim gibi “günlük yaşamda yerleşmiş olan algının” nedenlerinin irdelenmesiydi. Ancak renklerin algıdaki önemini örneklemek amacıyla verdiğim referandumdaki seçeneklere çok fazla yorum geldi. Bu yazının amacı ise referandumun neden öyle ya da böyle sonuçlandığı, seçmenin kararının politik yorumu gibi çıkarımlar değildir. Yazının amacı 16 Nisan Anayasa Değişikliği Referandumu gibi “iki seçeneğe […]

Devamını Oku

Algı / kanaat oluşumunda köpük dinamiği

Algı günlük yaşamda sık kullandığımız, insanların beklenmeyen tepkilerini açıklamada başvurduğumuz, ama gelin görün ki pek de anlaşılamamış kavramlardan biridir. Algıdan bizim algıladığımız, insanlarda oluşan yüzeysel kanaattir. Bu kanaat (fikir), konunun detaylı irdelemesi yapılmaksızın “sevdim / sevmedim”, “beğendim / beğenmedim” ya da “evet / hayır” gibi iki kutuplu biçimlenir. Kanaatte göründüğü kadarıyla üçüncü bir kutup bulunmaz, […]

Devamını Oku

Toplumsal yapıyı çözmenin basit ve güvenli yolları (III): İşsizliğe rağmen refah ve yüksek binalar

Universe 25 Deneyi’nin detaylarını geçen hafta açıkladık, John B. Calhoun aslında fareler için cennet (ütopya) yaratır; yiyecek ve koşullar tamamen yeterli, üstelik düşman da yoktur. Ama beklenen olmaz, üreme tahmin edilenin aksine yavaşlar ve durur, sonunda hepsi ölür. Sorun bu verilerin insanlara doğrudan yansıtılmasının mümkün olup olmadığındadır. İnsan benzer koşullarda sosyal bozulmadan uzak kalmayı başarabilir […]

Devamını Oku

Uzaktan izleme (tele-vizyon) uygarlığı nasıl etkiler?

Uygarlığın gelişimi görüldüğü kadarıyla teknolojiye erişimle zıt bir ilişki gösterir. Teknolojinin (mekanizasyon ve programlama) çıkış noktası aslında insanın kültür, sanat, felsefe gibi düşünce faaliyetlerine daha çok zaman ayırabilmesidir. İşleri makineler yapacak, insan da uygarlığının derinliğini artırabilecektir. Ne var ki uygulama böyle gerçekleşmez, insan kazandığı zamanı sanat ya da felsefeye aktarmaz, çünkü aynı teknolojinin diğer uygulamaları […]

Devamını Oku

Teknolojiye bağlı dil körelmesi

İnsanlar bütün modern olanaklara rağmen eskisi kadar duygulu olamamaları aslında şaşırtıcı görünmemektedir. Duygu insanın iç muhasebesi sonucunda ortaya çıkar, aslında vardır, ama etkinleştirilmediği sürece varlığından haberiniz bile olmaz. Müzik bunun etkinleştirilmesinde çok güçlü bir rol oynar, aynı şey elbette sözle de gerçekleşebilir. Ne var ki sözün anlam ifade edebilmesi, söylendiği kişinin bunu algılayabilmesine bağlıdır. Gelişen […]

Devamını Oku