Bilim nasıl ilerler: İki aşamalı antibiyogram örneği

İlim ya da bilimde tek dogma vardır, o da düşüncelerin değişime açık olduğudur. Bununla birlikte düşünce değişikliği nadiren çok kolay gerçekleşir, çünkü öncesinde yerleşmiş olan düşünce dogmayla sonuçlanır. Bunun iyi bilinen örneklerinden birini yeniden hatırlatalım. Uzak deniz seferlerinin başladığı keşifler döneminde tayfalar iskorbüt denen hatalıkla karşılaşırlar. Uzun süre denizde olmak gerektiğinden taze sebze ve meyve alınması söz konusu değildir. Gemilere erzak olarak tuzlanmış et ve peksimet, bunun yanı sıra da su ve rom yüklenmektedir. Gemi açıldıktan sonra kıyıya yanaşıp taze ikmal yapılmıyorsa diş etlerinde çekilme ve kanama, sonrasında deri kanamalarının da iştirak ettiği ve ölümle sonuçlanan iskorbüt tablosu yolculuğun kaçınılmaz bileşeni haline gelir. Çoğu gemi sorunu fazladan tayfa alarak çözmeye çalışır, çünkü hastalık daha çok tayfaların sorunu gibi görünmektedir, Rütbeli mürettebat az miktarda da olsa ya da kıyıya yanaşıldığında taze sebzeleri tercih etmektedir. Durumun ayırtına giden Kaptan James Cook ve Dr. James Lind tarihin olasılıkla ilk klinik araştırmasını yaparak narenciye verilen gemide iskorbüt görülmediğini saptar. Bu sonucu tıbba kabul ettirmeleri yaklaşık kırk (40) yıl alır. Tıp ya gemicilerin sorunlarıyla ilgilenmemekte ya da açıklamayı dinlemez görünmektedir. C vitamin ve işlevinin keşfi ise daha iki yüz (200) yıl bekler. Okumaya devam et “Bilim nasıl ilerler: İki aşamalı antibiyogram örneği”

Bilimsel düşüncenin değişiminde dostluğun önemi

Biz üç boyutlu bir koordinat sisteminin varlığı üzerinden eğitim alırız. Üç boyutlu uzayda herhangi bir yerin tarif edilebilmesi, üç boyutlu yönlendirmeyi zorunlu kılar. Aslında bu sistem bile üç boyutlu değildir, bir noktanın tarif edilebilmesi için erişimin başlangıcını bilmek gerekir, bu da sıfır noktasıyla anlatılır. Sıfır olmadan üç boyutlu konum tanımlanamaz. Ama bütün koordinat sistemleri üç boyutlu değildir, koordinat iki boyutla ifade edilebileceği gibi dört ya da daha fazla koordinata sahip sistemler de geliştirilebilir. Okumaya devam et “Bilimsel düşüncenin değişiminde dostluğun önemi”

Batı / ABD neden beyin göçü alır?

Mühendislik kendi geliştirdiklerinden aynı mantığı kullanarak giderek daha iyilerini yapar. Cep telefonları herkesin bildiği en iyi örneklerden biridir. İlk modeller sadece konuşmayı ve mesajlaşmayı sağlayan, ama işlemci kapasitesi sınırlı başlangıçlardır. Bu sırada bilgisayarlar da benzer aşamayı sürdürür, yani bugün artık kullanımı olanaksız olan disket sürücülü 80286 mikro-işlemcili modellerin hafızları ortalama 50 megabaytlarla başlar. Bu hard-disk kapasitesi günümüzde çoğu dosyayı bile alamaz. Derken yeni telefon modelleri çıktığında başlangıçta 40 isimle kısıtlı telefon hafızaları yüzlere erişirken, bilgisayarlar da daha yüksek hızlı işlemcilerle donanır. Gelişme ne kadar hızlı ve gözümüzün önünde gerçekleşse de, kavranamaz, dokunmatik ekranların geliştirilmesi tuş sistemlerini ortadan kaldırır. Bu telefon modelleri daha karmaşık, ama tuş sisteminin mekaniğini içermediğinden daha kolay üretilebilir sistemlerdir. Benzer durum hızla bilgisayarları da kapsamaya başladığında ister istemez bir sonraki aşama telefon ve bilgisayarın birleşmesi olacaktır. Bu günümüzün akıllı telefon denen modellerini doğurur, artı istediğiniz yerden istediğiniz bilgilere erişebilir, bambaşka karmaşık işlemleri yapabilirsiniz. Okumaya devam et “Batı / ABD neden beyin göçü alır?”

Kitap okuma alışkanlığı neden azaldı?

(10-18 Kasım 37. İstanbul Kitap Fuarı için hatırlatma)

Farkında mısınız bilmiyorum, özellikle üniversite gençliğinde kitap okuma alışkanlığın giderek azaldı. İşim gereği karşılaştığım gençlere “ne sürede kaç kitap” okuduklarını sorduğumda, genellikle kitap okumadıklarını anlıyorum. Üniversitelerde çoğunluk yılda bir kitap, “o da belki” düzeyinde kalıyor. Bunların kendini daha akıllı sananları “ben bilimsel kitaplar okurum” derken, biraz kurcalayınca aslında okunması mümkün olmayan “textbook”ları kastediyor. “Textbook”  denen kitaplar okumak için değildir, bilimsel alana özgüdür, ama aslında başvuru amacıyla alınır. Birkaç bin sayfa kuşe kağıda basılmış bu külliyatlar yayın periyotları içerisindeki gelişmelerin dökümünü vermeyi amaçlar. Dolayısıyla bunlar gerçek kitap sınıfında yer almazlar. Okumaya devam et “Kitap okuma alışkanlığı neden azaldı?”

Cezvede kaynatılan kutu süt neden patlar?

Kutu sütlerin cezve içinde ısıtılması sonucu patlamaları sosyal medyada ciddi karşılık buldu. Konuyla ilgili üreticiler “bu durumun o ürün serisine özel olabileceği, ama genel bir durum olmadığı” şeklinde açıklamalar yaptı. Ne var ki gözlenen ve aktarılanlar (medya mensupları dahil) göstermektedir ki, “süt patlaması” genel bir sorundur. Bizim UHT kutu süt konusundaki görüşümüz açıktır, hele hele çocukların beslenmesi amacıyla “kesinlikle önerilmez”, olsa olsa kahveye konabilir. Ama bu yazı kötüleme amacı taşımamaktadır. “Süt patlamasını” naçizane bilgilerimiz çerçevesinde, endüstrinin de yararlanması amacıyla açıklamaya çalışacağız, değerlendirmeyi size bırakacağız. Okumaya devam et “Cezvede kaynatılan kutu süt neden patlar?”

Sekreter yapılanmasının temel prensipleri

Sekreter mafyasından kastedilen elbette bizim günlük yaşamdaki mafya algısı değildir. Şirketler ya da resmi kuruluşlar gibi çok kişinin çalıştığı ve bir yönetim merciinin bulunduğu ortamlarda bir ya da daha çok sekreterin varlığı kaçınılmazdır. Sekreter yöneticinin sadece yardımcısı olmaz, yeri geldiğinde “yönetici sekreteri”, ama daha doğru bir ifadeyle “yönetici sekreter” konumu kazanır. Yönetimden sorumlu kişi işleri sekreter üzerinden yürütür, dolayısıyla olup bitenden birinci derecede haberdar olan kişi aslında sekreterdir. Sekreter randevuları ayarlar, ağırlama sorumluluğunu üstlenir, gerek duyulan bilgilere en kısa yoldan erişimi sağlar. Dolayısıyla sekreter iyi bir sırdaş olmak zorundadır, bu sırdaşlığı yanında durduğu kişinin özel işlerine dek varır. Bunlar genellikle sekreterin bilgisi dahilinde gerçekleşir, aksi takdirde risklidir. İyi bir sekreter edinmek bu nedenle çok zordur, karşılıklı güven zaman içerisinde oluşur. İyi bir sekreter de şu aşamalardan geçer: Okumaya devam et “Sekreter yapılanmasının temel prensipleri”

Mafyanın yozlaşması cinin lambadan çıkmasıdır

Gelişmiş olduğu varsayılan toplumlarda devletin idare biçiminde roller belirlenmiştir. Seçildiği varsayılan kişiler (meclis) kanunların konulmasını üstlenir, konulan kanunlar hukuk sisteminin süzgecinden geçirilir, kabul görürse bunlara uymak vatandaşların sorumluluğundadır. Vatandaştan kendi seçtiği temsilcilerinin koyduğu kanunlara uyması beklenirken, denetleme özerk kurumların, ihlalleri saptama güvenlik birimlerinin, suç unsuru olup olmadığının sorgulanması yargının, ama nihai karar yine bağımsız olması gereken mahkemelerin tasarrufundadır. Eğitim seviyesi yüksek toplumlar konulan kurallara uyar, kuralın eleştirisi ise sivil toplum örgütleri tarafından yapılır. Okumaya devam et “Mafyanın yozlaşması cinin lambadan çıkmasıdır”