Skip to main content

TGDF iklim ve tarım konusunda uyarıyor: “Sonra aç ve susuzuz demeyin”

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) ilk defa, herkesin “küresel ısınma” olarak diline doladığı sorunun etkilerinin ne olacağı konusunda ciddi bir araştırma yaptırdı. İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Prof. Dr. Yurdanur Ünal, Met. Müh. Aslı İlhan ve Yük. Met. Müh. Cemre Yürük tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de İklim Değişikliği ve […]

Devamını Oku

Sarımsak neden bu kadar faydalıdır?

Biz yediklerimizden gerekli her maddeyi aslında azar azar alırız, sarımsak bunun istisnasını oluşturur. Yediğimiz bitkilerin içerisinde sülfür açısından en fazla yoğunlaştırılmış olan, yani belli maddeleri en çok içeren sarımsak gibi görünmektedir. Bu maddeler çok önemlidir, vücudun sülfüre ileri derecede ihtiyacı vardır, ama bunun organik form olarak alınması kolay değildir, işte sarımsak da bunu sağlar. Bu […]

Devamını Oku

Biz gıdaları neden pişiririz?

Gıdaların nasıl yenmesi gerektiği büyük ölçüde gelenekten aktarılır, ısıl işlemden geçirmek, yani pişirmek de bunlardan biridir. Pişirmenin olasılıkla birden çok gerekçesi vardır, birincisi pişirme bazı gıdaların sindirilebilir olmasını sağlar, yani besleyici unsuru artırır. İkincisi gıdanın tadını değiştirir ve daha lezzetli hale getirir. Pişirmenin önemli bir diğer gerekçesi de varsa bulaşmış mikroorganizmaları ortadan kaldırmak, saklama süresini […]

Devamını Oku

“Varsayıma dayalı tıp” hasta olmayanı da hasta eder

Benim naçizane edindiğim deneyim onkoloji alanında iki ayrı hasta türüne işaret eder. Bunların ilkinde bir şekilde saptanan (ele gelme, tarama vb.) tümör vardır, ama hastada herhangi bir şikayet (ağrı, iştahsızlık, kilo kaybı, halsizlik vb.) yoktur. İkinci grup ise bu saydığım belirtileri gösteren gerçek hastalardır, yani gözlenebilir bir sorun yaşarlar ve kapsamlı bir tedavi yaklaşımını gerekebilir. […]

Devamını Oku

Tıpta “valuasyon” (değerleme) sorunu: Her tümör mutlaka kanser mi olur?

Tıpta görüntüleme tetkikleriyle şikayet oluşturmayan ve belirti vermeyen bir durumun saptanması aslında sorunludur. Bu sorun karşımıza daha çok kontrol amaçlı taramalarda çıkar. Bir durumun (hastalık diyemiyoruz) görüntüleme yöntemleriyle taranıp saptanması, bir sonraki aşamada örnek alma (biyopsi ve patolojik inceleme) ile doğrulanır; buna “onaylama (validasyon) denir. Dolayısıyla durumun kanser olup olmadığını aslında patoloji söyler. Ne var […]

Devamını Oku

Tıpta validasyon (onaylama) sorunu: Taramayla bulunanlar gerçekten ölümcül müdür?

Tıp mesleği uygulamalarının teknoloji zemininde geliştiğini, ama hekimlik nosyonunun ortadan kalktığını sık sık yazıyoruz. Bu durum daha çok görüntüleme alanında ortaya çıkıyor. Örneğin yeni bir görüntüleme yöntemi kullanıma giriyor ya da bilinen bir görüntüleme yönteminin kullanım alanı genişliyor. Bu durumda önceki “klasik” yöntemlerle görüntülenemeyenler de görünebilir hale geliyor.

Devamını Oku

Mayalanma dediğimiz şey nedir?

Biz her ne kadar basite indirgesek ve keskin sınırlarla ayırmaya çalışsak da, mayalanma (fermantasyon) beslenmede tahmin edilenden çok daha önemli bir yer tutar. Tıp genel algı olarak sindirim sisteminin kalın bağırsakların üzerinde kalan ağız, mide ve ince bağırsaklar bölümünü “değirmene” benzetir, yani “besinler öğütülerek ya da kimyasal yollarla yapı taşlarına ayrılır ve emilir, posa da […]

Devamını Oku

Olağan şüpheli: Endüstri ve sosyolojinin “gaz ve supap” dinamiği

Olağan Şüpheliler (The Usual Suspects) aslında sinema tarihinin “yeni kara mizah” (neo-noir) akımının en iyi filmlerinden biridir. Günlük yaşamda ise, herhangi bir olay gerçekleştiğinde bunun faili olabilecek olası şüphelileri ifade eder. Kamuoyuna “olayın takibindeyiz” mesajını verebilmek için en önce bunlar toplanıp nezarethaneye atılır. Bu aslında toplumsal huzursuzluğun (kamuoyu vicdanı denir) yatıştırılmasının da ilk (ve genellikle […]

Devamını Oku

Tavuk sanılan, piliç denilen kuş-I

(Ahmet Aydın Ağabeyin değerli anısına ithaf edilmiştir) Arka plan, beslenme meselesine bulaşma Benim beslenme konusunda bundan yaklaşık beş yıl öncesine kadar herhangi bir kişisel hassasiyetim yoktu. Bu konuda okumaya başlamamın nedeni Vatan Gazetesi köşe yazarlarından Mutlu Tönbekici’nin 5 Ocak 2010 tarihli “Yoğurtlar artık niye bozulmuyor?” başlıklı köşe yazısıdır. Yolumu sonrasında rahmetli Ahmet Aydın’la da birleştiren […]

Devamını Oku