Greyfurt denince ne anlamalıyız?

Greyfurt aslında portakalla pomelo denen bir başka bitkinin tozlaşmasıyla ortaya çıkan bir ara formdur. İçerik portakala göre daha az tatlı, ekşiye yakın ve buruktur. Ama besin değerine bakıldığında A vitamini ve C vitamini açısından zenginleşmiş bir biçimi oluşturur. Doğruya doğru, buruk, ekşi ve hatta ağızda bıraktığı acılığı aslında doğrudan tüketimini kısıtlar. Ama bunun çözümü kolaydır, suyu içilecekse, ki bu da yeterince besleyicidir, portakal suyuyla karıştırılır. Böylelikle içerikteki yoğun A ve C vitamininden yine faydalanılmış olur. Geleneğin bulduğu diğer çözüm ise reçele dönüştürmektir. Bakın bu özellikle önemlidir, zira reçel dendiğinde esas kabuklar kullanılır. Biz mesela portakalın ya da limonun kabuğunu da yemeyiz, ama o ince sarı katman kurabiyelere karıştırılarak besin değeri geri kazanılabilir. Okumaya devam et “Greyfurt denince ne anlamalıyız?”

Keçiboynuzu ne menem bir şeydir?

Aslında çok ilginç bir şeydir, çünkü yapısal olarak ağaca benzer bir özellik gösterir, ama meyve biçimine baktığınızda aslında baklagiller familyasına dahil görünür. Keçiboynuzunu değerli yapan belki de budur, ama baklanın aksine çekirdekleri yenemeyecek kadar serttir, başka amaçlarla kullanılır. Meyvenin bakla için kabuk sayılacak yuvası yenir ya da kullanılır. Bu bölge aslında çekirdeklerin korunması için mevcuttur, başlangıçta yeşil olmakla birlikte olgunlaştıkça kararıp bildiğimiz koyu kahverengi görüntüsünü alır.  Tarihteki kullanımı ise çok eskidir, hatta tıbbi bitkilerden biri olarak kabul edilmiştir. Nasıl kestane de bu şekilde kabullenilip yaygınlaştırılmışsa, keçiboynuzu da özellikle solunum yolları hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. Yenilen kabuk kısmı etki olmakla birlikte serttir, tadı ise kendine özgündür. Baskın bir tadı alamayabilirsiniz, lakin diğer meyvelerin aksine çok fazla şeker barındırmaz, liften zengindir. Dolayısıyla “bir damla bal için bir çuval keçiboynuzu” yakıştırmasını hak eder, değeri de aslında buradan gelir. Kan şekerini etkileyebilecek kadar serbest şeker barındırmaz, ama mineral açısından çok fazla zengindir. Okumaya devam et “Keçiboynuzu ne menem bir şeydir?”

Nar denen gizemli meyve

Önce size bu yazıları hazırlarken nasıl bir yol izlediğimize dair kısa bilgi verelim. Eğer aktarmaya çalıştığımız doğrudan bilgimiz dahilindeyse kolay anlaşılır biçime sokup yazıyoruz. Ama nar gibi daha az bilinen bir alansa, bu kez bir ön okuma yapıyoruz, bunlar bilimsel makaleler oluyor. Nar bugüne dek üzerinde en çok araştırma yapılan besinlerden biri çıktı, hatta “nar bilimi” diye bir kavramdan söz ediliyor. Narı anlamadım dememin nedeni daha çok yapısı, içinden her biri ayrı çekirdek içeren taneler çıkıyor, doğada pek benzeri yok. Okumaya devam et “Nar denen gizemli meyve”

Patlıcan neden bu kadar sevilir?

Doğrusunu isterseniz bu sorunun gerçek cevabını bilen kimse yok. Patlıcan biz dahil bütün dünyada yemek kültüründe önemli bir yer tutar. Ama doğrudan besleyici değerine baktığınızda, manganezi saymazsanız pek bir şey ifade etmez görünür. Dahası kaynaklara göre tek tüketicisi de neredeyse insandır. Ama iş uygulamaya geldiğinde öyle olmaz, çok severek tüketilir. Dolaysıyla neden bu kadar sevildiğinin açıklaması kolay değildir. Bu durumda bir olasılık kendine has lezzeti ve hemen her şeyin içine yakışmasıdır. Okumaya devam et “Patlıcan neden bu kadar sevilir?”

Salatalık neden bu kadar vazgeçilmezdir?

Bizim yediklerimizin bir kısmı doğrudan besin öğeleri taşır, bir kısmı ise enerji almak için tüketilir. Örneğin maydanozda çok besleyici maddeler vardır, ama patatesi de nişasta, yani enerji kaynağı almak için tüketiriz. Salatalığa baktığınızda ise durum biraz karışıktır, enerji kaynağı değildir, neredeyse hiç kalorisi yoktur, ama aromatik maddeler açısından da çok zengin olduğu söylenemez. Salatalık daha çok liften oluşur, zaten işin tılsımı da buradadır. Okumaya devam et “Salatalık neden bu kadar vazgeçilmezdir?”

Domates nasıl bir yiyecektir?

Lezzetli olduğu kesindir de, zorunluluk meselesi tartışılır, zira Avrupa domatesle sonradan tanışmış ve sonradan sevmiştir. Bu bitkinin meyveleri, diğer kaynaklara göre güneş ışınlarını depolamada olağanüstü bir işlev gösterir. Şöyle anlatalım, insan vücudunun beslenmesi kaynak gerektirir. Ancak hücreler sanıldığı gibi tek bir formdan oluşmaz, içlerindeki mitokondrileri biz “enerji merkezi” olarak tanımlarız, ama bunlar aslında bakteri kökenlidir. Yani ara sıra değindiğimiz “bileşik form” kavramı yeniden ortaya çıkar. Bunların bitkilerdeki karşılığı ise kloroplastlardır, bitkiye özel yeşil görünümünü verir. Kloroplastlar güneş ışınlarının enerjisini tutar ve maddeye çevirir. Enerjinin tutulması gündüz olur, gece ise madde sentezi yapılır. Hayvanların bu becerileri varsa bile çok kısıtlıdır, o nedenle kaynak olarak bitkilere gereksinim duyarlar. Okumaya devam et “Domates nasıl bir yiyecektir?”

Soda mı maden suyu mu?

Biz genellikle aynı anlama geldiklerini düşünsek de maden suyu doğal, soda ise bunun benzeri olarak imal edilmiş bir üründür. Soda karbonatlı su içinde çözülmüş olan karbondioksit içeren herhangi bir içecektir. Birkaç iyi tanımlanmış yöntemle yarı kimyasal olarak elde edilir, içeriğindeki sıvı açıldığında doğal olarak köpürme özelliği gösterir. Soda sindirimi rahatlatır, daha doğrusu sindirime katkıda bulunur. Bu nedenle özellikle yemekte ve yemek sonrasında tercih edilen içeceklerden biridir. Üretimi gereği genellikle tatlandırılır, yani aromalı içecek haline dönüştürülür. Ancak maden suyu dediğinizde durum farklıdır, doğal kaynak suyundan elde edilir? Okumaya devam et “Soda mı maden suyu mu?”

Limon neden vazgeçilmezdir?

Limon sıra dışı bir meyvedir, tüketiriz, ama olası faydalarının bütünü henüz bilinmemektedir. Bizdeki genel algı C vitamini deposu olduğu şeklindedir, bu da abartılmış bir ün sayılmaz. Meselenin arka planı 1700’lere kadar gider. O zamanlar iskorbüt uzak yol denizcilerinin hayatına mal olan anlaşılamamış bir hastalıktır. Alınan erzak C vitamini içermediğinden yola çıktıktan bir süre sonra diş etlerinde ve ciltte kanamalarla kendini gösteren hastalık ortaya çıkar. Çoğu gemi yola çıkarken belli bir miktar “mürettebat firesi” vereceklerini hesaplayarak tayfa almaya başlar. Derken Lind adında bir doktor, olasılıkla tarihin ilk klinik araştırmasını gerçekleştirir, limon verdiği tayfaların tamamen iyileştiğini gösterir, ama bunu tıp camiasına kabullendirmesi elli yıl alır. C vitamini dokuyu oluşturan kollajenin birleştirilip sağlamlaştırılması için gereklidir, limon da bunun ana kaynaklarından biridir.

Okumaya devam et “Limon neden vazgeçilmezdir?”

Baklava neden bu kadar lezzetlidir?

Biz genel olarak tatlıları severiz, ama baklavaya gelince iş değişir. Pek çok tatlı aslında damağımızda şeker ağırlıklı bir lezzet bırakır, oysa baklavada sadece şeker olmaz, tereyağı ve içine konan ceviz, fıstık gibi bileşenlerin lezzeti de vardır. Dil önce şekeri algılar, ama çiğneme gerçekleşince tereyağının ve içeriğin lezzeti ortaya çıkar. Bu ister istemez olağanüstü bir lezzet şölenidir. Hatta lezzetin tam olarak alınabilmesi için baklava diliminin dilin üzerine ters yerleştirilmesi, şerbetli alt tarafın damağa gelmesi önerilir. Böylelikle şerbet ağza süzülür, tat da pekişir. Ancak bu anlattıklarımızın layıkıyla gerçekleşmesi için baklavanın yapıldığı malzemenin has olması gereklidir. Okumaya devam et “Baklava neden bu kadar lezzetlidir?”

Güllaç Ramazan’da neden bu kadar makbuldür?

Bizim bildiğimiz kadarıyla Ramazan’la özdeşleşen üç gıda var, bunlardan hurma, pideyi ve güllaçtır. Güllaç tatlı olarak neredeyse tamamen Ramazan’a özgüdür, sadece Ramazan’da yenir. Bunun gerekçelerini bu tatlının çok hafif olmasında aramak yanlış olmayacaktır. Öyle ya da böyle iftardan sonra insanın canı tatlı çeker. Ancak bu öyle bir tatlı olmalıdır ki, tatlı ihtiyacını gidermeli, insanı ferahlatmalı, ama beri yandan susatmamalıdır. İşte güllaç bunun için biçilmiş kaftandır. O nedenle Ramazan’ın güllaçla özdeşleşmesi de şaşırtıcı değildir. Okumaya devam et “Güllaç Ramazan’da neden bu kadar makbuldür?”