Skip to main content

Yeni bir Rönesans mümkün müdür?

Bize anlatılan, Rönesans “yeniden doğuş” demektir. Yani aslında öncesinde de bir doğuş vardır, aradan bir süre geçmiştir ve yeniden doğuş ortaya çıkmıştır. Üstelik bu özellikle doğa bilimlerinin araştırılmasına tahammül edemeyen karanlık çağ denen dönemin sonrasında gerçekleşmiştir. Peki bugün yeniden bir Rönesans mümkün müdür, irdelenmeye değer bir soru gibi durmaktadır.

Devamını Oku

Soma

Geçen hafta yaşadığımız Soma faciası elbette hepimizi çok üzdü. Bir kazanın nedenleri, ancak ondan ders çıkarılabilirse bir şey ifade eder. Çıkarılan dersin kalıcı çözüme dönüştürülebilmesi ise bundan çok daha sonra gerçekleşir. Velhasıl bu yazının amacı da bunların sorgulanması değildir. Ama beri yanda bir de kazanın toplum tarafından algılanması vardır. Toplum kötü bir olayı saklansa bile […]

Devamını Oku

Anayasaların kökenleri ve esasları

Devletler işlerin yürütülmesi ve milleti oluşturan vatandaşlarının çeşitliliği gereği (sınıf kavramı da bunun içine girer) bir anayasaya ihtiyaç duyarlar. Anayasa uygulamadaki detaylar konusunda bir bilgi vermez, ama ana ilkeleri belirlemelidir. Üstelik anayasanın yazılı olarak bulunmadığı İngiltere gibi ülkeler de söz konusudur. Bu ülkelerde teamüller (gelenekten gelen yazılı olmayan kurallar) işleyişi belirler, yeter ki kuralın ne […]

Devamını Oku

Gezi yollarında dolanıyorum, yitirdim umudu, aranıyorum

Eminim çoğumuz Taksim Gezi Parkı’ndan öyle ya da böyle geçmişsinizdir, bazılarınız oturup çay da içmişsinizdir. Evlendirme Dairesi’nin yanındaki küçük çay bahçesi, gide gele dost olduğum çayhanecileri, parkın kaldırılacağını söylediklerinde doğrusu pek inanmamıştım. Aslında yeşil alanların ortadan kaldırılması yaklaşımı yeni de değildi, Ulus Arberetumu, Karayolları arazisi birer birer alış veriş merkezi, villa ve rezidansa dönüşürken, kentsel […]

Devamını Oku

J.P. Morgan, “Amerika’yı yapan adam”

Tarih salaklığın bulaşıcı olduğuna dair sayısız örnekle dolu olsa da, araya giren bazı insanlar seyir defterine derin değişiklikler bırakır. Aradan geçen zaman, bu sıra dışı insanların izlerini silikleştirir, hatırlanmalarını zorlaştırır. Oysa onlara kimi zaman gelen bir haberde, kimi zaman girdiğiniz bir binada dolaylı olarak rastlarsınız. Bugün anlayabilmenin yolu onların belki de istemeden açtığı, bugün çaresiz […]

Devamını Oku

Şeker kamışı üretiminin yol haritası, yeni bir sömürgeleştirme dalgası

Geçen hafta da vurguladık, şeker kamışının geleceği biyoetanole odaklanıyor. Londra’daki toplantının genel görüntüsü, endüstrinin biyoetanole doğru yönelmiş olmasıydı. Biyoetanol şehir içi ulaşımda olası bir seçenek. Ana sorun ise üretim alanlarının genişletilmesinin gerekli olması, mevcut üretim alanları endüstriyel amaçlar açısından yetmiyor. Lakin şeker kamışı sıcak ortamın bitkisi, kıtanın gelişmiş, enerjiye ihtiyaç duyan bölgeleri kuzeyde yer alıyor.

Devamını Oku

Kamışın şekeri, bir uluslararası yapışkan ticaret zinciri

Geçen hafta Uluslararası Şeker Organizasyonu’nun (International Sugar Organization, ISO) artık gelenekselleşmiş kasım ayı toplantısının yirmi birincisini izlemek üzere Londra’daydık. ISO, Dr. Peter Baron tarafından geliştirilmiş bir birlik, özellikle şeker kamışı ve artık ciddi bir yan ürünü haline gelmiş biyoetanol konusunda görüş alışverişinde bulunulan bir topluluğu oluşturuyor. Herr ‘maechtiger’ Baron (kudretli anlamında) topluluğu ilk oluşturduğunda 33 […]

Devamını Oku

İstanbul Üniversitesi yönetiminin başarı felsefesi: Ayinesi iştir kişinin… (Cumhurbaşkanımıza bir bilgi ve teşekkür yazısıdır)

Bugünden tam bir ay sonra benim de mensubu bulunduğum İstanbul Üniversitesi Rektör seçimini gerçekleştirecek. Bu nedenle İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus Söylet’le yönetim döneminde yapılanları ana hatlarıyla değerlendirdik, çünkü konu başta sağlık alanında olmak üzere hepimizi ilgilendirmektedir. Rektör Söylet, yapılanları üniversite yönetimi, eğitim, araştırma fonksiyonu ve fiziksel mekanların yenilenmesi açısından dört başlık altında topluyor. Çağdaş yönetimle […]

Devamını Oku

Seçmenin küçük partilere bakışı, yeni kurulacak partilere öneriler

Geçen haftadan yarım kalan seçim değerlendirmesini üç büyük parti açısından değil, seçmenin küçük partilere bakışı ile kapatmak istiyorum. Sözünü ettiğim gibi, bu seçim sokak sokak dolaşıp seçmene ulaşmanın ne olduğunu anlamaya çalıştım. Büyük partilerin seçmene ulaşması elbette çok daha kolay, ancak küçük partiler söz konusu olduğunda seçmene ulaşmak, düşüncelerini değiştirmeye çalışmak iyice zorlaşıyor. Küçük partilerin […]

Devamını Oku

Kafka’nın Samsa’ları, ak iktidarın kapkara hamamböcekleri

Yaklaşık iki ay sonra genel seçimler yapılacak. Ne var ki bu seçim öncekilerden gerçekten farklı, zira göründüğü kadarıyla “elma zehirli çıktı”, muhalif olabilecek kim varsa, gazeteciler de dahil olmak üzere bir bir içeri alındı. Ben bu noktadan sonra iktidar partisinin samimi olduğuna ne yazık ki inanmıyorum. AKP’nin bu samimiyetsizliği sadece dışarı karşı değil, aynı zamanda […]

Devamını Oku