Skip to main content
Resim. Gözle görünmeyen tiksindirici ama sevimli mikrop karakteri (https://i.ytimg.com/vi/Mo7Gl68gv5k/maxresdefault.jpg adresinden alınmıştır).

Olağan şüpheli: Endüstri ve sosyolojinin “gaz ve supap” dinamiği

Olağan Şüpheliler (The Usual Suspects) aslında sinema tarihinin “yeni kara mizah” (neo-noir) akımının en iyi filmlerinden biridir. Günlük yaşamda ise, herhangi bir olay gerçekleştiğinde bunun faili olabilecek olası şüphelileri ifade eder. Kamuoyuna “olayın takibindeyiz” mesajını verebilmek için en önce bunlar toplanıp nezarethaneye atılır. Bu aslında toplumsal huzursuzluğun (kamuoyu vicdanı denir) yatıştırılmasının da ilk (ve genellikle tek) adımıdır, “kapsamlı soruşturma başlatıldı” ya da “jetlerimiz bomba yağdırdı” açıklamaları sık telaffuz edilen biçimlerinden sadece ikisidir.

Ne var ki olağan şüphelilerin anlattığı aslında bundan çok daha ötesidir, çünkü kavram endüstrilerin gelişiminin de merkezi düşüncesini oluşturur. Şöyle açıklamaya çalışalım, bir işe ya da tüketime yönelik yeni ürün çıkarılmıştır, ama aslında böyle bir ürüne gereksinim yoktur. Bu durumda yeni ürünün benimsetilmesi için olağan şüpheliler yaratılmak zorundadır; var olan ama sorun yaratmayan eski (geleneksel) malzeme ve yöntem, bir şekilde şüphe altına sokulmalı ya da yeni yöntem aslında önemli olmayan bir özelliği bahane edilerek benimsetilmelidir. İşin ilginç ve hoş yanı, ortalama bir toplumda sadece modernite adına yeni ürünü benimseyecek ve savunacak sıradan tüketiciler de zaten bulunmaktadır.

Resim. Gözle görünmeyen tiksindirici ama sevimli mikrop karakteri (https://i.ytimg.com/vi/Mo7Gl68gv5k/maxresdefault.jpg adresinden alınmıştır).
Resim. Gözle görünmeyen tiksindirici ama sevimli mikrop karakteri (https://i.ytimg.com/vi/Mo7Gl68gv5k/maxresdefault.jpg adresinden alınmıştır).

O halde iyi bir olağan şüpheli;

  • “Gelenek ya da kabul görmüş tercih” gibi “marka unsuru içermeyen” bir alanda ya da konuda tezahür etmelidir.
  • Herkes tarafından bilinmeli, ama çıplak gözle görülememeli ya da diğer duyularla hissedilememelidir.
  • Mevcut dingin durum (denge hali, işlerin tıkırında olması, statü vb.) için sözüm ona bir tehdit oluşturmalı, ama bu tehdit karşı-tez olarak sunulan yeni seçenekle ortadan kalkmalıdır (çamaşır suyunun mikrobu yok etmesi, ambalajın gıdanın hijyenik olmasının garantiye alması gibi).

Margarinden kansere geniş bir alan

Birkaç örnekle açıklamaya çalışalım:

Margarin bitkisel sıvı yağların suya doyurulmasıyla üretilen katı formdur, ama esas üstünlüğü raf ömrünün çok uzun olması (dağıtım maliyetini azaltır) ve ambalaj gerektirmemesidir, erime sıcaklığı vücut sıcaklığının bile üstünde olduğundan form verilip yağlı kağıda sarılarak satılabilir. Suyla doyurulmuş olduğundan “yağ niyetine” birim fiyatı da düşük olacaktır. Margarinin benimsetilmesindeki olağan şüpheli “hayvansal yağların kan kolesterol düzeyini artırabileceği” dayatması olmuştur, zira kolesterol hayvan hücresine ait bir bileşendir.

Asgari temizlik (sanitasyon) koşulları sağlandığında (su ve sabunla temizlik) enfeksiyon hastalıkları sorun olmaktan çoktan çıkmıştır. Oysa envai çeşit kimyasal temizlik malzemesi üretilmektedir ve bunların da pazarlanması gerekmektedir. Bu durumda gözle görünmeyen mikroorganizmaların var olabileceği ve tehlikeli enfeksiyonlara neden olabileceği düşüncesi olağan şüphelileri oluşturur. Bunlar özellikle tuvalette yaşamakta ve bizi hasta etmeye çalışmaktadır (çizgi reklam yüzleri tiksindirici, ama çok sevimlidir), dolayısıyla yoğunlaştırılmış çamaşır suyunun tuvalete dökülmesi kalıcı hijyen sağlayacaktır (üstelik margarin ve deterjan aynı üretim zincirinin iki akraba ürünüdür).

Çamaşır makinesi keşfedilmiş ve çamaşır işi de çok kolaylaşmıştır. Ancak suda gözle görülmeyen ve hissedilemeyen kireç vardır, rezistanslarda kireçlenmeye neden olarak tamburun dönüşünü bozabileceği gibi, çamaşır makinesinin temizleme gücünü de azaltabilir (bunun elbette kurumuş yağları çıkartan veya su damlası izini engelleyen bulaşık makinesi versiyonları da vardır, muhteşem reklamlardır). İşte bu durum özellikle “tülleri her dem kar beyazı ve evi tiril tiril kadınlar” için kabul edilemez bir risktir, sudaki kireç olağan şüphelidir. Gelişen mekanizasyon sayesinde onlarca programlı makineler neredeyse 500 TL’ye satılıyor olsa da, makine artık çamaşır işini kolaylaştırmak için değil, kireç çözücünün sürümü için gereklidir. Nitekim beyaz eşya üreticileri hangi kireç çözücünün kullanılması gerektiğini de tavsiye olarak bildirirler.

Resim. Sudaki kirecin etkisine ilişkin bir reklam karesi, beyaz gömlekli “bilen” adam ayrılmaz bileşendir (https://i.ytimg.com/vi/Ocxd0l6bh6Q/maxresdefault.jp adresinden alınmıştır).
Resim. Sudaki kirecin etkisine ilişkin bir reklam karesi, beyaz gömlekli “bilen” adam ayrılmaz bileşendir (https://i.ytimg.com/vi/Ocxd0l6bh6Q/maxresdefault.jp adresinden alınmıştır).

Kanser herkesçe bilindiği üzere artmaktadır, ama gıdalardaki kimyasalların sorgulanmaması için bu artışı açıklayacak “no-name” (markasız) olağan şüphelilere gereksinim vardır. Sigara bu role mükemmel oturmuştur (hiçbir tıbbi bilimsel araştırma sigaraları markalarına göre tasnif etmez); ama kimsenin değiştiremeyeceği genetik potansiyel, bireysel olarak üstesinden gelemediği kilo fazlası ve kolay kolay vazgeçemeyeceği alkollü içecekler de olağan şüpheliler arasında tanımlanır. Böylelikle endüstrinin uzun raf ömrünü neye binaen becerdiği, civcivin nasıl 40 günde 2 kilogram ağırlığa geldiği vb. da sorgulanmayacaktır.

Olağan şüpheliler sosyolojinin en bakir alanıdır

Yukarıda saydıklarımız günlük hayatımıza girmiş olağan şüphelilerin yüzlercesinden sadece birkaçıdır. Ama tanımadığımız kimselerin tehlike arz edebilecekleri, kültürel hakları tanınmış azınlıkların bölücü unsur oluşturacağı, Bizans kültürünün tanıtılmasının Roma’yı dirilteceği, Müslümanların potansiyel terörist olduğu, başörtüsü / türban takmanın hilafeti geri getireceği gibi sosyolojik karşılıkları da bulunmaktadır; dolayısıyla olağan şüpheliler aslında mevcut durumun sürdürülmesinin ayrılmaz parçasıdır. Onu kötülemeyi ya da yaftalamayı üstelenecek “tarafsız” (!) bilim camiasının ya da sözüm ona entelektüellerin bulunması ise en kolayıdır. Bunu ücret (bağış) karşılığı yapacaklar (tavsiye eden dernekler vb.) çıkacağı gibi, sistemi modernite adına ve statü beklentisiyle gönüllü savunacaklar da (“wannabe” olarak adlandırılır, daha sonra irdelenecektir) hazır bulunmaktadır.

Olağan şüpheli: Endüstri ve sosyolojinin “gaz ve supap” dinamiği” hakkında 9 yorum

  1. Steve Jobs’ un dediği gibi “insanlar neye ihtiyacı olduğunu bilmez, bunu onlara siz gösterirsiniz. ” Kapitalist dünya her yeni günde pazarlanacak bir şey buluyor sağolsun. Hiçbirşey yapamazsa eskisinin adını, kutusunu ve rengini değiştirip yeniden piyasaya sunuyor. .

    Bir de şu var: Doğa insan sağlığına zararlı olan maddelerin kokusunu kötü yapmıştır. Yani bozuk birşeyi yiyemezsiniz çünkü berbat kokar kaçarsınız. Lakin bu deterjan malzemeleri çok zararlı olmasına rağmen o kadar güzel kokuyor ki, beyin kimyanızı bile değiştiriyor. Moraliniz bozuk olduğunda banyo ya da mutfağınızı cifleyin, 10 dakika sonra dünyanın en mutlu insanı gibi hissedersiniz kendinizi. Tecrübe ile sabit. Zaten bütün ev hanımları cif ve domestos bağımlısı olmuşlar. Yemek yedikleri tencereleri bile cif ile temizliyorlar.

    Bence insan elinden çıkan herhangi birşeyi almadan, kullanmadan, yemeden önce iyice bir düşünmek gerek.

  2. Ülkemizdeki sorunlar icin, yatıştırıcı sözler, kalıplaşmıştır gercekten.
    Öte yandan modern olmak koşulu ve hep dayatılan, yenileri almak , giyinmek, tüketmektir günümüzde.
    Kabul görülmüş, doğru ve geleneksel olanlar da, bizzat taraflı bilimsel şüphelerle “tu kaka” gösterilip, alternatifleri çok daha degerli ve gerekli olarak halka sunulmaktadir.
    Toplumsal sorunların da, tuketilmesi gerekli olan herşey gibi, olagan şüphelilerden nasibini aldığını, yasam tahribatinin kaçınılmazlığını, üretim, tüketim ve toplumsal olayların birbirleriyle etkilesimlerini adeta bir sihirbaz maharetiyle aralarında bağ kurarak çok güzel anlatmışsınız.
    Sunulan herseyi, bilgiyi sorgulamadan kabul etmemizi saglayan; tiksindirici, kaygı verici planlamalari ama bir okadar da gerçekleri, anlamadıklarımızı, bilmezden geldiklerimizi, bakıp da goremediklerimizi ortaya koyup , düşündürmeye çalıştığınız için ,
    Cesur yüreğinize, ellerinize sağlık

  3. 1. Baska bir ornek. Karbondioksitin zararli oldugu, kuresel isinma sebebi oldugu iddiasi. Bunu soyleyenler karbon vergisi dayatmaya calisiyorlar, ve Teslanin fikirlerinden esinlenilen yontemlerle dev firtinalar, tsunamiler, yaratiyorlar (artik pek yapmiyorlar nedense). Sozde kuresel isinmayi azaltmak icin havaya toksik nanoparcaciklar saciyorlar. Esas amac nufusu azaltilmis bir dunyada tek dunya fasist devleti kurmak.
    2. Kendi kontrollerinde bir Isid yaratiyorlar, bunu yokedilmesi gereken bir canavar olarak tanitiyorlar, esnek bir arac olarak her sekilde kullaniyorlar, sonra Rusya bunlara saldirdiginda deliriyorlar, bizim ilimli muhalifleri vurma diyorlar.
    3. Ikiz kuleleri ve oradaki ucuncu bir kuleyi yuksek teknoloji kullanarak toz haline getirerek iceriden mukemmel sekilde yikiyorlar. Bunun uzerine birsuru tutarsiz haber yapip hic alakasi olmayan kisileri sucluyorlar hala. Kulelere ucak carpmadan once yikildigi haberleri servis ediliyor.
    4. Komunizm bas dusman ilan ediliyor. Komunizm yikildiktan sonra da ayni ulkeler hedefte. Mesele ideolojik degil jeopolitik.
    5. Turban konusu hassas bir konu. Bunun siyasi malzeme haline getirilmesi halinde kimin bundan kazancli cikacagi belliydi. Devletin tutumu hukuk yoluyla belirlenmeliydi.
    6. Kulturel hak olarak ne kastettigimize bagli. Anadilde egitim ise bu, hem pratik bir cozum olmaz, hem bundan “yaralananalar” zarar gorur ve ikinci sinif olurlar. Bolunmeye de gidebilir, Yugoslavya orneginde oldugu gibi. Bazi konularda biraz homojenlesme gerekli.
    7. Her zaman soyledigim gibi, esas sorun Batidaki karteldir.
    Artik guclerini kaybediyorlar, ve son kozlarini oynuyorlar.
    Tarihteki en onemli kirilma noktalarindan birine hizla yaklasiyoruz.

  4. Yavuz Bey,
    Yazınızın bir bölümünde “Suyla doyurulmuş olduğundan “yağ niyetine” birim fiyatı da düşük olacaktır. ” demişsiniz. Bunu fark edeli bir kaç yıl oldu. Marka vermiyorum. Ürün; margarin… Etiketinde: “% şu kadar yağ içermektedir.” demekteydi. Kendi kendime şunu sordum: “Yahu, bu margarin. Niye %100 yağ değil?”
    NOT: BU yorumdan sonra, Siz’e özel mesaj yazacağım.

  5. ” aman efendim ne haddime” BU SÖZCÜK KÜMESİ SİZİN SAYIN DİZDAR.SİZ BİR BİLİM İNSANISINIZ.BİR TV POROĞRAMINDA SAYIN A.RASİM KÜÇÜKUSTA ”ben bilim İNSANI degilim.bilim İNSANI ” SİZİ İŞARET EDEREK” karşımızda duruyor.bazı PROSEDÜRLERİ YERİNE GETİREREK PROFESÖR OLDUM AMA BEN BİLİM İNSANI DEĞİLİM.DEDİĞİNDE SAYIN DİZDAR SİZ BU SATIRLARIN EN BAŞINDAKİ OLGUNLUĞU DİLE GETİRDİNİZ.TÜM YAZDIKLARINIZI VE HEMEN HEMEN TÜM KONUŞMALARINIZI (YAYIMLANAN) GÖZDEN GEÇİRDİM.BİR FEN BİLİMCİ OLARAK BİLDİĞİM HER ŞEYİ UNUTARAK TAAAAAA ………….BAŞTAN YENİDEN TEKTEK İNŞAAA EDİYORUM.BUNU BANA SİZ GÖSTERDİNİZ.İŞTE BİLİM İNSANI BİLİMİNİ,BİLMEK İSTEYENDE SİZİ BULMASINI BİLİYORSA BİLİM O ZAMAN BİLİM OLUR ”yol olur,yordam olur,gönül olur,gül olur ”. SAYGILARIMLA…..

  6. İyi günler hocam bir araştırma yapıyorum bir sorum olacaktı. Tavukları büyümesinde kullanılan antibiyotikler ağır metal (Cd, Pb, Hg, Zn, As vs.) içeriyor mu??

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir