Ruh emicilikten nasıl korunulur?

Ruh emicilik aslında kişilerin bilinçli seçimi değildir. İnsanlar birbirlerini tüketmekten özellikle haz duymaz, ama “ömür törpüsü” denen durum istemeden de gerçekleşebilir. Kişi karşısındakini genellikle kendinden kaynaklanan nedenlerle didikler, bu bir yansıtma durumudur. Örneğin saçlarının döküleceği endişesini taşıyan erkek, çevresindeki hemcinslerini ister istemez saçlarına takılarak didiklediğinde, “senin de saçların seyrekleşiyor galiba” sözü sık duyulacaktır. İthama maruz kalan saç konusunda takıntılı değilse sorun ortaya çıkmaz, ama “insan insanın kurdudur” gereği aslında kemirilecek çok fazla alan vardır. Dolayısıyla bir başka örnek, simetri hastalığı olan biri dağınık ortamda ister istemez söylenici ve düzenleyici konuma geçer. Bu durumda da ketum kalmak çok kolaydır. O halde ruh emicilikten korunmakta aslında çok ciddi bir sıkıntı yoktur, verebileceğiniz en ağır karşılık aslında dikkate almamaktır.

Okumaya devam et “Ruh emicilikten nasıl korunulur?”

Ruh emiciliğin diğer aşamaları

İnsanlar arası ilişkilerin dinamiklerinin farklı olduğundan geçen hafta söz etmiştik, bunun yaygın görülen biçimlerinden biri ruh emiciliktir. Özetle, bir grup insan kendini geliştirebilmek için okur ve kültürel donanımını artırır. Kültürel donanımı artmış olan insan var olabilmek için yine de başkasına gereksinim duyar; ama bu gereksinim almaktan değil, vermekten kaynaklanır. Bir küpü sürekli doldurduğunuzu düşünün, taşmaması için başkalarına (toplumun) aktarılır. Doğru olan yaklaşım budur, birinin kendini çok geliştirmesi, ileri götürmesi, aslında fayda sağlamasıyla dengelenir.

Okumaya devam et “Ruh emiciliğin diğer aşamaları”

İlişkiler çerçevesinde hayvanlar ve insanlar

Canlılar aleminde insan çevre ile ilişkiler açısından hep farklı bir yerde durur. Hayvanların ilişkileri mantığa ve etiğe daha yakındır. Örneğin hayvanlar zaman zaman birbirlerine zarar verseler bile bu asla eğlenmek amacıyla ortaya çıkmaz, genellikle sağ kalma endişesi biçiminde şekillenir. Hayvan kendine ya da kendinden olanlara zarar verilmediği sürece sorun çıkartmaz. Hayvanlar arasında da bir hiyerarşi vardır, ama bu hiyerarşi hiçbir zaman kötüye kullanılmaz. Hayvanlar insanların aksine yaşadıkları ortama zarar vermez, kötüye kullanmaz. 

Okumaya devam et “İlişkiler çerçevesinde hayvanlar ve insanlar”

Ara bölge: Karın zarı ve gözde arasında kalanlar

Geçen iki yazı evrimin bir ip değil de kurdele modeli ile açıklanmasının daha mantıklı olduğundan söz etmiştik. Bu durumda ister istemez üçüncü bir soruyu gerektirir: Peki arada kalanlar diye bir kavram var mı? Bu soru sadece mantığı anlamak için değil, kavramın doğrulanması açısından da önem taşır. Evet, arada kalan organ sistemleri vardır, bunlar da kontrol ve geçiş dokularını meydana getirirler.

Okumaya devam et “Ara bölge: Karın zarı ve gözde arasında kalanlar”

Evrimin kurdele modelinin biyolojik açıklaması

Geçen hafta evrimin ip değil kurdele gibi olması olasılığından bahsetmiştik, bunun biyolojik mantığını açıklamaya çalışalım. Önce matematik örneğini verelim. İp, yani çizgi, noktaların birleşmesinden oluşur, dolayısıyla başlangıç bir nokta olmak zorundadır. Çizgi daha sonra eksen etrafında dönerek helezonlar oluşturabilir, yani çizgi aslında doğru olmak zorunda değildir. Ama sorun burada çıkmaz, sorun çizginin genleşememesindedir, evrim çeşitliliği açıklarken bu nedenle çatallanmaları kullanır, yani çizginin bir yerinde iki, daha sonra her birinden yeni çatallanmalarla ağaç dallarının ana gövdeden çıkması gibi hiyerarşik bir sistem gelişir. Çizgisel evrim düşüncesi bu ayrımların zaman içinde kaybolabileceğini kabullenir, doğal seçilimle bir soy tamamen sonlanabilir. Bugün dünyanın başlıca doğal tarih müzelerinde sergilenen dinozor iskeletleri düşüncenin yanlış olmadığını doğrular görünmektedir.

Okumaya devam et “Evrimin kurdele modelinin biyolojik açıklaması”

Evrimin ip ya da kurdele modeli

Aslında önceki yazılarda kısmen dile getirdiğimiz bir kavramı bu kez farklı biçimde irdelemeye çalışacağız. Bu kısmen aritmetik, kısmen geometrik öğeler içerse de, aslında biyolojik bir sorun. İnsan kendi de dahil gördüğü formları “bugünkü” halleri olarak algılar. Bu durumda ister istemez bunların bir de “önceki” hallerinin olması gerektiğini düşünmez. Bir varlık tanındığı şekliyle algılanıp isimlendirilir. Mesela bir beldeye “kumluca” adı verilmişse, bu oranın kum zemin okumasından kaynaklanır.  “Kızıltoprak” dediğinizde de aslında asfalt ve beton altında kalmış olasılıkla bakırdan zengin topraklardır. Derken insanoğlu merak ve ihtiyaç gereği kazı yapmaya başlar. Kazı yapmak bir nevi geçmişi aramaya benzer, çünkü ne olursa olsun yerçekimi nedeniyle bir öncekinin üstüne iner.

Okumaya devam et “Evrimin ip ya da kurdele modeli”

Walden

Korkunun üstesinden gelinmesi geçen hafta anlattığımız nedenlerden ötürü çok kolay değildir. Hayatı daha geniş çerçeveden gören birey genellikle bu dar alanla yetinir; dolayısıyla dışarıda daha büyük bir dünyanın var olduğunu bilse bile, görebildiği dar alan hala fazlasıyla yeterlidir. Bu durum bir miktar dibi bilinmeyen ormanın içine yürümek gibidir, ortada bir göl ve bitişiğinde orman vardır (Walden), siz gölün kıyısında dolaştığınız sürece kaybolmak imkansızdır. Ancak cesaret bulur da ormanın içine yürümeye başlarsanız bu durumda güvenlik hissi yitirilir. Önce daldığınız kıyı gözlerinizden uzaklaşır, daha sonra manzara artık ağaçlarla kapanır. Yolu bulurum diye bir kaç değişik ağacı bellersiniz, ama sonra bunun gibi aslında çok fazla ağaç olduğunu fark edersiniz. İleri yürümeye devam ettiğinizde önce içinizi korku bürür, orman aslında belirsizlik olarak görünür. İşte sizin korktuğunuz tam da budur, belirsizlik hissinin bir ucunda yorulana kadar yürümek vardır, oysa birazdan, eninde sonunda hava kararır bu kez göremez olursunuz.

Okumaya devam et “Walden”

Korkunun üstesinden gelmek ne demektir?

Kaynaklar korku nesneleri arasında çok fazla şey tanımlar, ancak bunların çoğu fobi sınıfında yer alır. Fobi içine düşünmesi istenmeyen bir nesne, varlık ya da durumdur. Mesela kediden korkmak aslında fobi sınıfındadır, bilinenlerin çoğunda kişi kediyi uzaktan görebilir, kedinin varlığı değil de, yakınında olması kabullenilememektedir. Asansörde kalmak, açık alana çıkmak gibi, toplum önünde konuşmak zorunda kalmak gibi durumlar da yine fobi sınıfında yer alır. Dolayısıyla fobi aslında kaçınılabilen durumları tanımlar, bilirsiniz, öngörebilirsiniz ve korku haline gelmesini engelleyebilirsiniz.

Okumaya devam et “Korkunun üstesinden gelmek ne demektir?”