Skip to main content

Sarımsak neden bu kadar faydalıdır?

Biz yediklerimizden gerekli her maddeyi aslında azar azar alırız, sarımsak bunun istisnasını oluşturur. Yediğimiz bitkilerin içerisinde sülfür açısından en fazla yoğunlaştırılmış olan, yani belli maddeleri en çok içeren sarımsak gibi görünmektedir. Bu maddeler çok önemlidir, vücudun sülfüre ileri derecede ihtiyacı vardır, ama bunun organik form olarak alınması kolay değildir, işte sarımsak da bunu sağlar. Bu […]

Devamını Oku

Biz gıdaları neden pişiririz?

Gıdaların nasıl yenmesi gerektiği büyük ölçüde gelenekten aktarılır, ısıl işlemden geçirmek, yani pişirmek de bunlardan biridir. Pişirmenin olasılıkla birden çok gerekçesi vardır, birincisi pişirme bazı gıdaların sindirilebilir olmasını sağlar, yani besleyici unsuru artırır. İkincisi gıdanın tadını değiştirir ve daha lezzetli hale getirir. Pişirmenin önemli bir diğer gerekçesi de varsa bulaşmış mikroorganizmaları ortadan kaldırmak, saklama süresini […]

Devamını Oku

“Varsayıma dayalı tıp” hasta olmayanı da hasta eder

Benim naçizane edindiğim deneyim onkoloji alanında iki ayrı hasta türüne işaret eder. Bunların ilkinde bir şekilde saptanan (ele gelme, tarama vb.) tümör vardır, ama hastada herhangi bir şikayet (ağrı, iştahsızlık, kilo kaybı, halsizlik vb.) yoktur. İkinci grup ise bu saydığım belirtileri gösteren gerçek hastalardır, yani gözlenebilir bir sorun yaşarlar ve kapsamlı bir tedavi yaklaşımını gerekebilir. […]

Devamını Oku

Tıpta “valuasyon” (değerleme) sorunu: Her tümör mutlaka kanser mi olur?

Tıpta görüntüleme tetkikleriyle şikayet oluşturmayan ve belirti vermeyen bir durumun saptanması aslında sorunludur. Bu sorun karşımıza daha çok kontrol amaçlı taramalarda çıkar. Bir durumun (hastalık diyemiyoruz) görüntüleme yöntemleriyle taranıp saptanması, bir sonraki aşamada örnek alma (biyopsi ve patolojik inceleme) ile doğrulanır; buna “onaylama (validasyon) denir. Dolayısıyla durumun kanser olup olmadığını aslında patoloji söyler. Ne var […]

Devamını Oku

Tıpta validasyon (onaylama) sorunu: Taramayla bulunanlar gerçekten ölümcül müdür?

Tıp mesleği uygulamalarının teknoloji zemininde geliştiğini, ama hekimlik nosyonunun ortadan kalktığını sık sık yazıyoruz. Bu durum daha çok görüntüleme alanında ortaya çıkıyor. Örneğin yeni bir görüntüleme yöntemi kullanıma giriyor ya da bilinen bir görüntüleme yönteminin kullanım alanı genişliyor. Bu durumda önceki “klasik” yöntemlerle görüntülenemeyenler de görünebilir hale geliyor.

Devamını Oku

“Epeydir canımı sıkıyorsunuz sizi takip etmeyi bırakıyorum”

Türk Dil Kurumu sözlüğü “canını sıkmak” sözünü “sözlerle veya davranışlarla kişinin neşesini kaçırmak, huzurunu bozmak” olarak tanımlar. Yani “canını sıkmak” karşılıklı bir ilişki söz konusu olduğunda geçerlidir. Günlük yaşamda karşılaştığınız iğnelemeler, laf sokmalar, kinayeli konuşmalarla biri haklı ya da haksız neşenizin kaçmasına neden olabilir.

Devamını Oku

Nuray Mert’in Cumhuriyet’teki köşesi neden boş kaldı?

Doğrusu ilk duyduğumda pek bir şey ifade etmedi, “Nuray Mert’in Cumhuriyet gazetesindeki yazılarına son verildi” diyordu köşe yazarları. Damdan düşenin neden düştüğü bilinmez, olabilir dedim, bu zamanda ‘vakayı adiye’dendir. Lakin sonra tartışma sürünce, gazetenin köşe yazarları cephelerine çekilip savunma verince okumam farz oldu. Nuray Mert’in Cumhuriyet Gazetesi üzerinden konuşan kalemi iki yazısı nedeniyle susturulmuştu. İlki […]

Devamını Oku

Gündem denen kavram nasıl oluşur?

Alternatif söylem, söylem sahibinin duruşu, medyanın bunu yansıtışı, bilinirlik ve takipçilerin oluşumu dinamiğini geçtiğimiz iki yazıda aktarmaya çalıştık. Konuyu irdeleyen bu son yazıyı lütfen kendi adınıza da okuyun, yani mesele sadece büyük ölçekte bilinir olmakla ilişkili değildir, toplum içinde (mahalle, okul, cemiyet vb.) bilinir olmanın herhangi bir biçimine de kolaylıkla adapte edilebilir, özellikle de siyasete…

Devamını Oku

“Dünya tersine dönse vazgeçmem. Gökteki güneş sönse vazgeçmem…”

Önceki iki yazıda “herkesi ilgilendiren beslenme gibi bir konuda görüş beyan edip, bunu adabıyla savunanların” yaşayabilecekleri sorunları anlattık. Ancak toplum içinde bilinir olmak, o kişinin kendinden kaynaklanmayan sorunlar da doğurur. Herkesi ilgilendiren bir konuda görüş bildireni izleyenler aslında kendi içinde “homojen” ( aynı) değildir. Konu “ye ya da yeme” ikilemi olduğundan (boğaz davası) değer verip […]

Devamını Oku