Skip to main content

İnsanın kimera modeli

İnsanın kimera (birden fazla canlının dış görünüş özelliklerini taşıyan) modeli kavramı aslında çok eskidir. Mitolojide geçen pek çok figür kimera özelliği gösterir. At gövdeli, kuş başlı, kanatlı figürler hep kimeraları tanımlar. Kimeralar onu görenlerin aklında hayranlıktan dehşete çok farklı duygular ortaya çıkarır. Bunun bir örneği Leonardo Da Vinci için anlatılır. Henüz çocukken, resme olan yeteneği […]

Devamını Oku

Tıbba “anlam” temelinde bakmak açıklamayı değiştirir

Tıpta modelleme ciddi bir sorundur, bunu sık sık ifade ediyoruz. İnsanın içine doğduğu ve bugün artık molekülünün detayına kadar inceleme becerisine sahip olduğu biyolojik sistemi, yani yaşayan canlıları anlaması olasılığı ise çok düşüktür. İnsan görebildiklerini bu nedenle kendi yapabildiklerine (motor, boru vb.) benzeterek açıklar. Oysa meselenin felsefi kısmı daha derindir. Meme örneğini vererek açıklamaya çalışalım, […]

Devamını Oku

Venedik Sarayı’nda, çikolatanın peşinde…

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u alması bir fetihten çok vuslatı, yani ”kavuşmayı” anlatır. Roma’nın başkenti İstanbul hem Anadolu’dan hem Rumeli’den komşu devlet konumundadır. Vuslat olup, gün geldiğinde, komşuluk yerini bir iç içe geçmeye bırakır. Dolayısıyla yeni konum kolay kabullenilir, ticaret başta olmak üzere, ilişkiler sürmeye devam eder. Dönemin Avrupa ticaret merkezi aslında Venedik’tir, ortada henüz bugün […]

Devamını Oku

Algı / kanaat nasıl değiştirilebilir?

Tıbbın algı dinamiğinin çok zor değişmesinin nedeni, daha önce sık sık dile getirdiğimiz gibi, “içine doğulmuş sistem” olmasıdır. İnsan içine doğduğu, yani bilinçsiz olarak yola çıktığı bir dinamiğin nasıl işlediğini kolay anlayamaz, anlayamadığında da kendi yaptıklarıyla örneklemeye çalışır. Kongreler mevcut algı üzerine kuruludur, doktorlar bunu temel alırlar, hastalar ve toplum algısı da buna göre şekillenir.

Devamını Oku

Tıbbın algı / kanaat dinamiği çok zor değişir

Toplum başta tıp olmak üzere biyolojik bilimleri “pozitif bilim” kapsamında kabul etmek eğilimindedir. İşin kötüsü bu düşünceye en çok da doktorlar inanır. Oysa tıp pozitif bilim olmanın başlıca gereksinimi olan “tekrarlanabilir olmaktan” hayli uzaktır. Örneğin hastalıkların tedavisinde bir yaklaşım (cerrahiyi bir kenara koyacak olursanız) her zaman aynı sonucu vermez. Mesele kanser olduğunda patologların “aynı” tanı […]

Devamını Oku

Referandumda renkler neye göre belirlendi?

Algı konusunda yazmaya başlarken amacım belirttiğim gibi “günlük yaşamda yerleşmiş olan algının” nedenlerinin irdelenmesiydi. Ancak renklerin algıdaki önemini örneklemek amacıyla verdiğim referandumdaki seçeneklere çok fazla yorum geldi. Bu yazının amacı ise referandumun neden öyle ya da böyle sonuçlandığı, seçmenin kararının politik yorumu gibi çıkarımlar değildir. Yazının amacı 16 Nisan Anayasa Değişikliği Referandumu gibi “iki seçeneğe […]

Devamını Oku

Algı / kanaat oluşumunda köpük dinamiği

Algı günlük yaşamda sık kullandığımız, insanların beklenmeyen tepkilerini açıklamada başvurduğumuz, ama gelin görün ki pek de anlaşılamamış kavramlardan biridir. Algıdan bizim algıladığımız, insanlarda oluşan yüzeysel kanaattir. Bu kanaat (fikir), konunun detaylı irdelemesi yapılmaksızın “sevdim / sevmedim”, “beğendim / beğenmedim” ya da “evet / hayır” gibi iki kutuplu biçimlenir. Kanaatte göründüğü kadarıyla üçüncü bir kutup bulunmaz, […]

Devamını Oku

Ekose düşüncenin anayasa ile ilişkisi

Önceki üç yazı ile tartıştığımız “dokunun ekose hali” düşüncesinin özeti şudur: Gelişmekte olan embriyo aslına karında sindirim tüpü ve sırtta da sinir tüpü olarak gelişmeye başlar. Bu iki tüpün birbirlerine uzunlamasına temas hattının yanlarından gelişen mezoderm ise kas ve kemik gibi dokuları meydana çıkarır. Ne var ki bu dokular kendi başlarına kaldıklarında biçimsiz kütle yığınlarına […]

Devamını Oku

Ekose düşünceden “kimerik” biçime

İnsan vücudunun “ekose” özellik göstermesi bazı hastalıkların, daha doğrusu sendromların açıklanmasında önemlidir. Sendrom “belli belirtilerin birlikte göründüğü (yani ekose desen oluşturduğu) tablolardır”. Örneğin Marfan sendromu dediğinizde göz merceğinin yerinden çıkması, kalp kapakçıklarının gevşek olduklarından kan kaçırmaları gibi birbiriyle alakasız görünen değişiklikler bütünü ifade edilir. Hastanın dış görünüşü de ayırt ettirecek kadar karakteristiktir. İşte ekose sistem […]

Devamını Oku