Skip to main content

Babalar ve oğulları (gecikmiş bir babalar günü yazısı)

Çocukluğuma dair hatırladığım pek çok şeyin içinde babam bir şekilde vardı. Koşullar o zaman bugün olabilecek olandan çok daha ağırdı. Evler o zaman kömür sobalarıyla ısınırdı ve en eskiye dair hatırladığım babamın bodrumda kömür kırdığıydı. Babam her akşam eve geldiğinde çok durmaz aşağı iner, annemin bütün söylenmelerine inat üstü kömürden simsiyah olana dek dönmezdi. O zamanlar ben bu olup bitenden bir şeyler anlamazdım. Günler kömür külüyle başlardı, henüz yeni yanmış sobanın başına ısınsın diye astığı giysileri giyerdim, babam her sabah beni okula bırakırdı. Ben onun babam olduğunu anlamazdım o zamanlar. (daha&helliip;)

Teşekkürler Vodafone, “bin söz yerine bir Troya yeterlidir!”

Bu yazımda iki hafta önce Kahire’de yaşadığımız olağanüstü bir deneyimi aktarmak istiyorum. Söz konusu deneyim Vodafone sponsorluğunda Gize Piramitleri ve Sfenks’in önünde gerçekleştirilen Troya gösterisi idi. Bizim katılımımız açısından bakıldığında bir günlük bu programın, Mısır ve Kahire açısından kalıcılığı olasılıkla yıllar alacaktır. Bu nedenle ben bu olağanüstü performansın sergilenmesinden ziyade, daha çok Vodafone Türkiye’nin ülkemizin dışarıda temsili açısından yarattığı etkiden söz edeceğim ve doğru sponsorluk ve halkla ilişkilerin getirisini vurgulayacağım. (daha&helliip;)