Skip to main content

Babamı uğurlamak

“Nee!” dedim, “Tripod hasta mı?”. Olan bitenin besbelli ki taçlanmasıydı kedimin hasta olması. 15 Ağustos 1999’da bana ilk geldiğinde, son büyük güneş tutulmasıydı, son büyük depremin sadece iki gün öncesi. 7.4’le sallanmıştık da Tripod yattığı yerden kalkmak zahmetine bile katlanmamıştı. Hani hayvanlar depremi öncesinden hisseder ve uyarırlarmış ya, tamamen hikaye, kapıp kucağıma çelik kapının eşiğine […]

Devamını Oku

Fransa’nın 6-7 Eylül’le tanışması

Bir süreden beri Fransa’da yaşanmakta olan ve hemen ardından diğer Avrupa ülkelerine yayılan olaylardan bizim adımıza da çıkarılacak çok fazla ders bulunmakta. Bu olaylar her ne kadar Avrupa’nın “ikinci sınıf” olarak adlandırmayıp, aslında tavır olarak ikinci sınıf olduğunu kabullendiği üçüncü ve dördüncü kuşak göçmen torunlarının tasarrufu olarak görünse de, konuyu bu kadar düz bir mantığa […]

Devamını Oku

Rektör, iktidar ve darbe

Gündemimizin en önemli konularından biri kuşkusuz Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın’ın ihaleye fesat karıştırmak gibi bir gerekçeyle tutuklanarak cezaevine konulması oldu. Bu yaklaşıma tepkilerini gösteren üniversite rektörleri önce Ankara ve ardından Van’da düzenledikleri toplantılarla, aslında daha açık ifade etmek gerekirse “çıkartmalarla” hem meslektaşlarının yalnız olmadığını vurgulamaya çalıştılar, diğer yandan aslında politik olma […]

Devamını Oku

Tükenmeyi nasıl engellersiniz?

Kısa bir süre önce size tükenmişlikten söz etmiştim. Tükenmişlik bilimsel anlamda baktığınızda üç bileşenden oluşur, bunlar duygusal tükenme, kişisel gelişim isteğinin yitirilmesi ve yabancılaşmadır. Duygusal tükenme bir duyarsızlaşma, gelişim isteğinin yitirilmesi yerinde sayma, yani bir başka bakış açısına göre yerinde sayma, yabancılaşma ise insanlarla ilişkiye girmede eski becerilerini gösterememe olarak da adlandırılabilir. Konuyu bilim ve […]

Devamını Oku

Tahmin toplumundan bilgi toplumuna

Bir süreden beri ulus olarak ileri medeniyetler seviyesine ulaşmanın başlangıç noktasının ne olması gerektiğini düşünüyorum. Sorunun temelini, binyıllardır var olmuş, var olmaya da devam edecek bir ulusun, geleceğini planlarken “cumhuriyet, demokrasi” gibi öngereklilikleri de yerine getirmiş olmasının ardından atması gereken en önemli adımın ekonomik gücünü mü artırmasıdır, bilimsel seviyesini mi yükseltmesidir yoksa başka hangi çıkış […]

Devamını Oku

Ben sana hala mecburum

Sen bilmezsin, ben sana hep mecburdum. Bir akşam vakti aklıma düşmüştün ilk, bir erken yazdı sanırım. Koca köyde henüz üç evdik, akşam ışığına bakardım yatağımdan. Ne kadar geç olsa da saat onu bulmazdı çoğu kez, ben sönen ışığında sarı saçlarını okşardım. Senden çok sonra uyurdum, o zamanlar sadece elini tutmayı düşler dururdum. Sahilde sarı saçlarınla […]

Devamını Oku

Alkol yasağının olumlu yanları

Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bağlı belediyelerin alkollü içeceklerin satışı ve içkili restoranların yerlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin görüşleri ve uygulamalarını büyük bir ilgi ve merakla izlemekteyiz. Ülkemizde alkol tüketiminin azaltılmasında büyük katkılar sağlayacak olan bu proje sayesinde genel ahlak düzeyimizin hak ettiği yeri bulacağı da kuşku götürmemektedir. Alkolün bütün kötülüklerin anası sayıldığı hatırlandığında her ne kadar […]

Devamını Oku

Biz neden rakı içeriz?

Rakının nasıl içilmesi gerektiği üzerine çok yazıldı. Ne kıvamda nasıl soğutulup ya da belki soğutulmadan bardağa konulan iki parça buz üzerine yavaş yavaş sızdırılarak zehrinin alınmasından tutun, “illa ki sek” diyenlere varana kadar ben bunlardan en az iki düzine okumuş ya da dinlemişimdir. Rakının içilme adabı kendini rakı müdavimi addedip de ayda yılda bir kadehi […]

Devamını Oku

Babalar ve oğulları (gecikmiş bir babalar günü yazısı)

Çocukluğuma dair hatırladığım pek çok şeyin içinde babam bir şekilde vardı. Koşullar o zaman bugün olabilecek olandan çok daha ağırdı. Evler o zaman kömür sobalarıyla ısınırdı ve en eskiye dair hatırladığım babamın bodrumda kömür kırdığıydı. Babam her akşam eve geldiğinde çok durmaz aşağı iner, annemin bütün söylenmelerine inat üstü kömürden simsiyah olana dek dönmezdi. O […]

Devamını Oku

Teşekkürler Vodafone, “bin söz yerine bir Troya yeterlidir!”

Bu yazımda iki hafta önce Kahire’de yaşadığımız olağanüstü bir deneyimi aktarmak istiyorum. Söz konusu deneyim Vodafone sponsorluğunda Gize Piramitleri ve Sfenks’in önünde gerçekleştirilen Troya gösterisi idi. Bizim katılımımız açısından bakıldığında bir günlük bu programın, Mısır ve Kahire açısından kalıcılığı olasılıkla yıllar alacaktır. Bu nedenle ben bu olağanüstü performansın sergilenmesinden ziyade, daha çok Vodafone Türkiye’nin ülkemizin […]

Devamını Oku