Skip to main content

PIPOC 2017 notları: Palm yağı nasıl elde edilir?

Siz bu yazıyı okuduğunuz saatlerde, pazar gidilip çarşamba dönülen Malezya Palm Yağı Zirvesi henüz ikinci gününde olacak. Alınan mesafeye görece oldukça kısaltılan bu seyahat, pek çok konuya maydanoz olarak katkı sunan Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) vesilesiyle gerçekleşti. Palm yağının kanser yaptığı yönündeki EFSA açıklaması birkaç aydan geriye gitmez. Konu sorulduğunda aynı düşüncede olmadığımızı açıklayınca, EFSA da “yeniden değerlendireceklerini” söyleyince Malezya Palm Yağı Konseyi’nin (Malaysian Palm Oil Board, MPOB) Türkiye’deki temsilcileriyle görüştük. Böylelikle Uluslararası Palm Yağı Kongresi ve Fuarı PIPOC 2017’ye katılım gerçekleşti. Sekiz günlük seyahat dört güne inse de, Malezya’ya gelmenin esas amacı olan üretim alanları ve tekniği yerinde görüldü, kongrenin iki günü tam katılımla izlendi. Bu yazıyı ne kadar kısaltmaya çalışsam da iki bölüm olacak. Birincisinde palm yağının ne olduğunu, nasıl elde edildiğini ve gıda üretimindeki önemini anlatacağız. Sağlıkla ilgili endişelere ise diğer bölümde yer vereceğiz.

Resim: Palm bitkisinde meyve hevenginin yerleşimi

Palm yağı hurmayla aynı aileden palmiyenin meyvelerinden elde ediliyor (ancak elbette buna “hurma yağı” denemez). Dünyanın tropikal kuşağa yakın pek çok yerinde üretiliyor, toplam üretimin yüzde 10’unu, toplam ihracatın da yüzde 20’sini Malezya gerçekleştiriyor. Endonezya başta olmak üzere, Kongo’dan Güney Afrika’ya kadar pek çok yerde üretim var. Bize gösterilen Sime Darby Plantasyonu, İngiliz Edward Valentine John Carey tarafından 1907’de Sultan Sir Aladdin Sulaiman Shah’ın izniyle kurulmuş, yaklaşık 5 bin hektarlık bir alan. Bu yağın dünyada kullanılan diğer ticari yağlara, yani soya, ayçiçeği ya da susama üstünlüğü ise bitkinin meyvesinin hepsinden daha çok yağ vermesi. Palmiyenin her bir yaprağının sap dibinden (aksilla) meyve hevengi çıkıyor. Tek meyveler görüntü olarak hurmaya benziyor, yağ bunun etli kısmı ve ayrıca çekirdekten de elde ediliyor. Hurmaya kıvam olarak benzer, ama daha lifli bir yapısı var, tat ise baskın değil.

Palm mümbit coğrafyanın üretim avantajını taşıyor

Yağ kaynağı bitkilerin yağ içeriği yetiştiği arazi birimi üzerinden karşılaştırılırsa, aynı miktar yağ elde etmek için 2.2 hektar soya, 1.85 ayçiçeği, sadece 0.26 hektar palm dikmek gerekiyor. İşte palm üreticilerinin “yağmur ormanı yok ediliyor” söylemi karşısındaki en ciddi savunmaları da bu noktada. Soya ekilen alanların daha çok yağmur ormanı kaybına neden olduğunu, esas meselenin kontrollü tarımdan geçtiğini savunuyorlar. Bu duyarlılık daha bilinçli üretim yapan Malezya için özellikle geçerli. Nitekim 1990-2016 arası ekim alanı artışı yağlı tohum alanları için yüzde 45, soya için yüzde 50 ve palm için yüzde 5 gerçekleşmiş. Palmden yüzde 40 yağ elde edilirken, soyanın yüzde 20’si yağa dönüşüyor.

Resim: Palm meyvesi; aşağıdan yukarıya erkek, dişi, ham, az olgun, olgun meyve hevenkleri. Olgun hevengin kaynatılıp sıkılmasıyla yağ elde ediliyor. Kalan püskül fertilizer olarak yeni dikilene fidanların dibine yerleştiriliyor.

Bu durum bitkinin dikey büyüyen gövdeden çok sayıda meyve vermesinin ve elbette coğrafyanın özelliği; denizden belli yükseklikte, belli sıcaklıkta ve yağış alabilir olmak gerekiyor ki, Malezya’da hava durumu “yağmurlu ya da değil” şeklinde tanımlanıyor. Genetik oynama yok, bu coğrafya kendiliğinden mümbit, o nedenle Kuala Lumpur gibi gökdelenlerden oluşan bir şehir bile zamanında planlanırsa rahatlıkla büyük ağaçlara ev sahipliği yapabiliyor.

Haşerat kontrolü baykuşlarla yapılıyor

Resim: Baykuşlar (gamsız ve gamlı)

Bizim gördüğümüz Sime Darby plantasyonu içindeki yerleşimi, akademisiyle birlikte bir kompleks. Çoğu işletme içinde okul da bulunduruyor. Endüstriyel üretim yapanlar 10 hektar için bir kişinin istihdam edildiğini, bunun mekanizasyonla azalacağını, ama işin insan gücüne bağımlı olduğu için en fazla 15 hektara bir kişiye inilebileceğini söylüyor. Zira meyve hevenginin alınması hangisinin olgunlaştığının saptanması, yaprağın kol gücüyle kesilmesi gerekli. Mekanizasyon ve dijitalizasyon ancak üst dallara erişmede işe yarıyor. Bölge ağaç mantarı (Ganoderma) kontrolü için dikkatli ilaçlanıyor, ama ana tarım zararlısı olan farelerin kontrolü için baykuşlar istihdam ediliyor. Yaşlanan ağaçların yerine yeni fideler dikiliyor. Yeni alan açılması konusunda Malezya göründüğü kadarıyla daha hassas, bölge orman yangınları için uydudan takip ediliyor.

Yağ elde etmek için olgunlaşmış hevenkler toplanıyor, kaynatılıyor ve sıkılıp meyvenin dokusundaki yağ alınıyor. Çekirdekten elde edilen yağın daha çok kozmetik alanına gönderildiği söylendi. Posa haline gelen hevenk ise döllenmeyi artırıcı etkisi nedeniyle yeni dikilen fidanların dibine yerleştiriliyor. Palm bitkisinin ve ürünlerinin çok fazla kullanım alanı var, meyve yağı bunlardan biri. Ama gelecekte sürdürülebilir biyoyakıt elde edilmesinin yöntemlerinden biri olacağı düşüncesinden tutun, biyopolimer üretimine kadar çok fazla proje yürütülmekte.

2 thoughts to “PIPOC 2017 notları: Palm yağı nasıl elde edilir?”

  1. Diger bir tropikal yag olan hindistancevizi yaginin cok saglikli oldugu soylenir. Kakao yagi da oyle (belki o kadar olmasa da). Yukaridan anladigimiz kadariyla palm yagi icin soguk baski uretim yapilmiyor. Dogadaki bir yag neden zararli olsun diye sorarsak, ornek olarak: Kastor fasulyesinin icinde siyanurden daha zehirli bir madde olan risin vardir. Kastor’un yagi da bagirsak temizlemek icin dahili, ve baska sebeplerle harici veya baska turlu kullaniliyor. Demek ki dikkat edilmezse bu “sifali” yagin icine kolaylikla risin karisabilir, ve de zararli olur o zaman. Aburcuburlarda palm yagi yaninda pamuk yagi da kulanilir. Pamuktaki bir sorun (belki tek sorun?) pamuklarin bolca ilaclanmasi, ve bu sebeple buyuk oranda bocek ilaci icermesi. Kiyafetlerde bile pamugun organik olmasi bir reklam malzemesi olduguna gore demek ki pamuk yagi organik degilse tuketilmemeli.

    Yakit olarak yag kullanilmasi: Bilemiyorum petrolden daha iyi midir, yoksa kotu mudur. Petrol de yagdir zaten, daha dogrusu petrolun ingilizcesi yagdir. Petrol antik ve organik bitki ve hayvan artiklarindan yapilmis ise de,
    icine heralde ortamdaki baska maddeler de karismistir ya da yapisi bozulmustur, ve aritilsa bile yemeklik olarak kullanilabilecegini zannetmem. Bence petrol kullanimi azalacak.
    Belki daha iyi enerji kaynaklari vardi da kasten kullanilmadi, cunku en buyuk askeri gucler olan Rusya ve Abd’den
    biri buyuk bir enerji ihracatcisi, digeri de petrodolar sistemi uzerinden baskasina ait olan petrol sayesinde kendisi
    dolar adli kagitlari ihrac edebilen bir ulke.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir