Skip to main content

Sarımsak neden bu kadar faydalıdır?

Biz yediklerimizden gerekli her maddeyi aslında azar azar alırız, sarımsak bunun istisnasını oluşturur. Yediğimiz bitkilerin içerisinde sülfür açısından en fazla yoğunlaştırılmış olan, yani belli maddeleri en çok içeren sarımsak gibi görünmektedir. Bu maddeler çok önemlidir, vücudun sülfüre ileri derecede ihtiyacı vardır, ama bunun organik form olarak alınması kolay değildir, işte sarımsak da bunu sağlar. Bu maddeler sarımsağa karakteristik kokusunda verir, iştah açıcı etki gösterir, ama en önemlisi biyolojik işlevlere olan katkılarıdır. Bir kısmı pişirme sırasında uçucu hale gelerek ortadan kalkar (beklemiş sarımsağın boşalması da bundandır), ama Taşköprü sarımsağı gibi bir ürün varsa, kalanları bile layıkıyla yeterlidir. Taşköprü sarımsağı ayrıcalıklı mıdır? Evet, Çin’den gelen sarımsakla karşılaştırılamayacak kadar zengin bir bir ürün söz konusudur. Bu olasılıkla bölgenin toprak yapısıyla ilgilidir, volkanik topraklar sülfürden zengindir, sarımsak bu sayede daha keskin bir hal alır, ince dişlidir, kolay ayıklanmaz, ama rayiha çok yoğundur. Çin sarımsağı ise iri dişlidir, çok kolay ayıklanır, ama rayiha yok denecek kadar azdır, bir başı Taşköprü’nün bir dişi etmez. Dolayısıyla zengin sülfür kaynağı alınacaksa kaliteli sarımsak kullanılmalıdır.

Resim http://www.haberken.com/wp-content/uploads/2016/10/sarimsak-neden-cignenmelidir–4572.jpg adresinden alınmıştır.

Sülfürlü bileşikler neden bu kadar önemlidir?

Eldeki veriler sülfürlü bileşiklerin birbirinden farklı, ama her biri ayrı öneme sahip etkilerinin olduğunu gösteriyor. Sarımsak bütün kültürlerde uygulama alanı bulur, koku bazı tarım zararlılarıyla biyolojik mücadeleyi olanaklı kılar, toprağa belli aralıklarla ekilir. Ama et ürünlerinin işlenmesindeki kullanımı özellikle hastalık yapan bakterilerin çoğalmalarının önlenmesine yarar. Hatta Horasan harçları gibi, zamanın ve hava koşullarının bütün olumsuz etkilerine dayanabilen yapı bileşenlerinin hazırlanmasında da kullanılmıştır. Aslında bu harçlar, biyolojik sistemi neredeyse bire bir taklit edebilme özelliğine sahip canlı sistemlerdir.

Canlı sisteminde DNA’nın korunmasından tutun, antioksidan etkiye dek pek çok işlevde sülfürlü bileşikler kullanılır. Bu bileşikler mantarların üremesini de engeller, dolayısıyla kalın bağırsakta bulunmaması gereken mantarlar bu bileşiklerin varlığıyla engellenir. Bu sağlığımız açısından çok önemli kalın bağırsak mikroorganizma örtüsünün korunmasını sağlar. Hele hele ev yoğurdunu sarımsaklarsanız doğal ilaç yerine geçer. Bu nedenle sarımsağın mantar hastalığında yerel uygulanması mantıksız değildir, hatta deriyi yakacak kadar güçlü bir etki elde edersiniz. Beri yandan proteinlerin nihai biçimlerinin verilmesi de sülfürlü aminoasitleri gerektirir.  Biz bunları ekşimiş yoğurtla, ekşitilmiş boza vb. ürünlerle yoğun biçimde alabiliriz, ama sarımsak sülfür kaynağı olarak daha fazla çeşitlilik içerir.

Sarımsağın doğrudan sağlık etkisi var mıdır?

Sarımsağın sağlık etkileri yukarıda saydığımız biyolojik işlevlerinden daha iyi bilinir. Sarımsak kan basıncını düşürdüğünden tansiyonu kontrol altına almada etkilidir, tansiyonun ani yükselmesini kontrol etmek amacıyla en çok kullanılan yöntem ise sarımsaklı yoğurttur. Düzenli kullanım ile kolesterolü de düşürür. Hatta bu amaçla önerilen kür yaklaşımları vardır, uygulanırsa ciddi fayda görülür. Ne var ki bu uygulamaların hepsi çiğ biçimi ile yapılır, zira pişirme işlemi kokuyu azaltmakla birlikte biyolojik etkiyi de azaltır. O nedenle salata, sos vb. nasıl olursa olsun günde birkaç diş sarımsak yenmeli, şifa verici bu özelliklerinden faydalanılmalıdır. Sağlıklı olmak isteyen sofradan sarımsağı eksik etmemelidir.

17 thoughts to “Sarımsak neden bu kadar faydalıdır?”

  1. Sarimsak ayrica vampirleri kovar derler.

    Taskopru sarimsaginda selenyum var derler. Selenyum radyoaktif olmayan metallerin en zehirlisi olan civaya rakiptir. Yani ortamda selenyum yoksa, civa varsa, vucut civayi alir, ne yapalim bununla idare edecegiz der.
    Selenyum civayi detoks eder mi, boyle bir sey duymadim. Ama civa detoks etmeye calisirken, veya civaya maruz kalindiginda selenyum onerildigini duydum. Yani civa dokulara yerlesmeden once onlemini almak gerekebilir. Selenyum ayrica vucutta olusan hidrojen peroksitin tiroide zarar vermesini engeller. Yani bir antioksidan gorevi gorur. Karacigere de iyidir. Yalniz 400 mikrogrami gecmemek gerekir. Dogal formu selenometionindir. Bir de yanlis bir izotopounu almamak lazim, butun mineraller icin gerekli bu. Iyot tiroid icin gerekliyken, hipertiroidde bazen radyaktif iyot verilerek tiroid oldurulur. Bir alternatif tipci (veya bilincli bir normal doktor) niye normal iyot vermezler de radyaoktif olani verirler diyordu.

    Canan Karatay ise tiroid probleminde (hangi tip olduguna bakmaksizin) iyot vermek lazim diyordu.
    Ne kadar dogrudur bilemiyorum. Sonucta anaakim TIPa hic guvenemiyoruz (hashimoto veya hiper’de normal iyot vermezler). Yani anaakim TIP bircok dogru sey soylese bile aradaki kasitli yanlislari ayiklamamiz baya zor. Baska bir kaynaga gore iyotun iki farkli formunu almak gerekir: iyodur, ve iyodat, mi neydi.

    Bir de mineral konusu acilmisken (sulfurle basladi, iyotla devam ediyor), GDOlu urunler kasten bazi mineralleri almamizi engelleyecek sekilde programlaniyor olabilir. Hatta GDOdaki kromozomlarla cep telefonlarinin frekanslarinin belli bir sekilde zarar verecek sekilde ayarlandigi gibi soylentiler de var.

    Sulfurlu bir bilesik olan MSM bircok eklem sorunu takviye urunlerine katilir. Burdaki S harfi sulfurdur. Anaakim medyanin kisaltmasi degil. Pahali degil, ve satanlar mucize oldugunu soylerler.

  2. Yavuz hocam bu değerli ve bizler için mühim paylaşımdan dolayı size teşekkür ederiz. Bir makalede sarımsağın antibiyotikten bin kat fazla kuvvetli bir antibiyotik olduğu da ifade edilmişti. Kullanmak çok güzel ve faydalı, ama kokuyu bir şekilde halletmek de gerekiyor.

    1. Herkes sağlık aşkıyla çiğ sarmısak (sarımsak) yerse hiçkimse kötü sanılan kokuyu hissetmez
      Hissedenler de artık sağlık aşkı ile
      Susuversinler

  3. Hocam günde bir diş sarımsak bütün olarak yada ikiye bölünmüş olarak yutuyorum. Bu şekilde tüketmenin bir faydası var mı yoksa ezip yoğurda karıştırarak yemek daha mı doğru? Saygılarımla.

  4. Yavuz Hocam,
    Her zamanki gibi paylaşımlarınla hayatıma ışık tutuyorsun. Dilerim, ellerin ve aklın dert görmesin. İki sorum var; İlki, zamanında biyoloji hocam, benzer bir fikir beyan etmişti ve sarımsağın koku etkisinin, peşinden yenilen bir tutam maydanoz veya 1 kaşık bal veya içilen bir bardak kırmızı şarap ile azaltılabileceğini öne sürmüştü… Bilimsel dayanağı var mı? ikinci sorum: Çevremde bir çok insan sarımsağın faydasından dolayı, gramaj olarak eşit miktarda sarımsağı, eşit miktarda etil alkol içinde bekleterek (10 gün karanlıkta), daha sonra da 2ml X 2 /gün dosajı ile süte karıştırarak içiyorlar. Bu yol etkisini azaltır mı? Selam ve Sevgilerimle…

  5. Süt içerisinde sarmısağı soyarak bi kaç dk kaynatırsanız kokusu kalmaz ben öyle yiyorum günlük ve bağırsak geçirgenliğine çok iyigeliyor haşladığınız sütüde içebilirsiniz cok yarar sağlıyor

  6. Oglumun ayak parmagi arasinda mantar vardi 2 patmak yariya kadar nasir gibi olu deri goruntusu ve parmak arasi bicakla kesilmis gibi acikti.merhemler kullandik hic fayda etmedi.bir gun sarmisak soyarken elinde minik noktaya deymrsinden fark etmis gecti dedi.Bizde kendi kendimize darmisagi renlryip 1 2 saat oraya sarip beklettik 2 ya 3 kez yaptik ve inanamiyoruz o kesik ve olu derisi goruntu yok bitmek uzere. Belki dr.a gitse orayo oyardi eminim.

  7. Hocam selamlar..Aşağıdaki makale hakkında düşüncenizi paylaşır mısınız?
    SARIMSAK TOKSİK!” başlıklı bu okuyacağınız makale, Tıp Doktoru Dr. Robert C. Beck’in Mart 1996 yılında Amerika, Seattle’daki “Whole Life Expo” adlı konferanstaki konuşmasından bir bölümdür ve Nexus Dergisinin Şubat-Mart 2011 sayısında yeniden yayınlanmıştır.

    “Sarımsağın toksik olmasının sebebi; sülfon hidroksil iyonu, tıpkı DMSO (Dimetil Sülfoksit) gibi, beyin-kan bariyerine nüfuz eden, yüksek yaşam formları ve beyin hücreleri için belirgin bir zehir ihtiva etmesidir.

    Bob Beck ve ben, EEG Biofeedback (Biyolojik Geri Bildirim) aletlerinin dünyadaki en büyük imalâtçısı olan Alpha Metrics Corporation adlı kurumu kurduktan sonra yaptığımız araştırmada bunu keşfettik.

    İnsanlar (doktorlar) bu aleti kullanmayı öğrenmek için bizden eğitim almaya geliyorlar ve öğlen yemeğinden döndükten sonra, onların gelişimlerini ölçmede kullandığımız ensefalograftaki (EEG) görüntülerinde “klinik olarak ölü gibi” gözüküyorlardı.

    Peki, onlara ne olmuştu?…

    İtalyan restorantına gittiğini, ve salatasının sosunda biraz sarımsak olduğunu söyleyenler oluyordu..Biz de buraya gelmeden önce, onlardan yaptığımız çalışma için, sarımsağa dokunmamalarına dair söz aldık. Aksi takdirde onlarla yapılan çalışmanın onlar için para ve zaman kaybı olduğunu söyledik…

    Sanırım aramızda bazılarınız pilot ya da daha önce aramızda uçuş sınavlarına katılanlar var. 1950’lili yıllarda Doc Hallan Grubunun, Uçuş Test Mühendisliği’nde çalıştım. Her ay uçuş doktoru bize gelir ve şöyle derdi: “Bu uçaklardan birini kullanmadan 72 saat önce sarımsağa dokunmayı bile bırakacaksınız. Sarımsağa yer ve hattâ dokunursanız, bu sizin reaksiyon zamanınızı ikiye hattâ üçe katlar! Olduğunuzdan üç kat daha yavaş hareket edersiniz.”

    Bu tarihten 20 yıl sonra, Bob ile ben Alpha Metrics Corporation’ı kurduk ve buradaki çalışmalardan sonra bunun sebebini anladık. Biofeedback (Biyolojik Geribildirim) aletlerini kullanmaya başladıktan sonra gördük ki; sarımsak, beyin dalgalarının senkronizasyonunu bozmakta!

    Daha sonra ben Stanford Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya maddi destekte bulundum ve o çalışmada da sarımsağın bir “zehir” olduğu tespit edildi.

    Bir diş sarımsağı ayak tabanınıza sürün, kısa sürede el bileklerinizin de sarımsak kokmaya başladığını göreceksiniz. Çünkü, tüm vücuda nüfuz ediyor. Bu yüzden DMSO (Dimetil Sülfoksit) maddesi aşırı derecede sarımsak gibi kokar ve bu sülfon hidroksil iyonu, beyinde bulunan korpus kallozumu(beynin iki ana lobu olan sağ ve sol lob arasındaki köprü, 200-800 milyon civarında sinir bağlantısına sahip olduğu tahmin edilmekte) da içeren tüm bariyelere nüfuz eder.

    Aranızda organik tarım yapan varsa, eğer DDT kullanmak istemezseniz, bunun yerine ya da diğer bilindik ilaçlar yerine sarımsak kullanabilirsiniz. Sarımsak, böcekleri öldürür, böceklerden rahatlıkla kurtulabilirsiniz.

    Şimdi, çoğu insan yaşamlarında çoğu zaman sarımsağın yararlı olduğunu duyduklarını söyleyecektir. Bu kişileri biz, bu yüzyıl biterken halâ eczaneden morfin sülfat alıp da bebeklerine uyumaları için veren annelerin yer aldığı,aynı cahiller sınıfına koyuyoruz.

    Eğer düşük seviyede başağrısına ya da dikkat eksikiliği bozukluğuna sahip, öğlenden sonraları bilgisayarda yaptıkları işlere odaklanamayan hastalarınız varsa, onlara bir deney yapın. Bu kişilerin sarımsak yemesini yasaklayın ve çok çok kısa zamanda nasıl iyiye gideceklerini bir görün.

    Ya da onların yaklaşık 3 hafta kadar sarımak yemelerine izin verin ve size şunları söyleceklerdir: “Tüm problemlerimin sebebinin bu olduğuna inanamıyorum!”

    1. Internetten ve kitabindan tanidigim, Nobele birkac kere aday gosterildigi soylenen, Sota.com’da satilan her derde deva aletlerin tasarimcisi olan Bob Beck’in sarimsagin zehir oldugunu tek cumleyle soyledigi bir konusmasini dinledim, ama sebebini o konusmada soylememisti. Keske 77 yasinda mekanik bir sebepten olmeseydi de, onun urettigi aletlerle ne kadar yasayacagini gorseydik.

      Bir madde hem zehir hem mucize ilac etkisi gosterebilir. Zehir etkisi varsa, bence onemli olan bu etkinin kalici olup olmadigidir. Beyin onemli bir organ, ama genetik materyal da bir o kadar onemli, cunku o daha kalici. Bu yuzden “hucre telefonunu” cep telefonu diye, laptop’u dizustu diye turkceye cevirmek hatalidir.

      Sarimsak binlerce yildir kullaniliyor, bir cok yarari biliniyor; yalnizca bazi deney sonuclarina dayanarak onu zehir diye bilmek yanlistir; ama tabi zehir oldugunu dusunenlerin de bunu sebepleriyle beraber paylasmasinda yarar vardir.

      Beyin hucreleri yenilenmez diye biliyoruduk, birkac yildir yenilenebilecegini biliyoruz. Burda belki onemli olan beyinde ne tip bir hasar oldugudur. Bir bolgeye artik kan gitmiyorsa yeniden hucre olusmayabilir.
      Hasarin bazi yetenekleri artirmasi da mumkundur, cunku hasar beynin topolojisini ya da cografyasini degistirir.

      Bence sarimsagin zehir etkisi gosterdigini dusunenler, bir de uzun vadeli etkilerini arastirmalidirlar.

      Bob Beck’in olaya bakisi biyofizik seklinde, biyokimya seklinde degil. Yani elektronlar nerden nereye gitti, niye gitti, manyetik alan uygularsak ne olur, hangi voltaj farki neye karsilik gelir gibi.. Yani ne kadar onemli bir bilim insani ve mucit olsa da saglik gibi bir konuda olaya yeterince genis bir perspektiften bakmiyor olabilir.
      Bunu biraz Aziz Sancar’in 3 kanser sebebi olarak sigara, egzoz dumani, ve gunes’i saymasina benzetiyorum.
      Gunes kanser sebebi degil, kanser ilacidir. Laboratuvarda kanserojen etki gorebilirsiniz, ama bir de gercek hayata istatistiklere bakin. “Modern” dunyada cok guneslenenler kanser oluyorsa, bu gunesten degil gunes kremindendir… Iki nobelli Pauling icin de benzer seyler soylenebilir. Sentetik vitaminin yararli etkilerini goruyor, ama bunlarin gormedigi ve goremeyecegi etkileri de vardir.

      Deneyler acaba hangi sarimsakla yapildi. Bir de Taskopru sarimsagiyla deneyin. Belki deneyde kullandiginiz sarimsaklar zararli baska bir madde iceriyordu. Ya da bizim sarimsaklar, digerlerinin yaptigi etkinin yaninda bunlari notrlestiren etki de yapiyor olabilir.

      Son soz olarak bence bu konuyu Deniz Tukman benden ve Yavuz hocadan ve digerlerinden daha iyi biliyor. Ama biz yine de fikrimizi soyleyelim.

  8. Özellikle sarımsağın taze çıkmaya başladığı bahar aylarında, her sofrada bir baş sarımsağı zevkle yiyorum.
    Kışlık sarımsağı o kadar fazla olmasada genellikle çorbaların yanında peynir ile beş altı diş yerim ama barbunya pilakinin yanında taze de olsa kuru da olsa illa bir baş yerim. 48 yaşındayım ve bu çocukluğumdan beri devam ediyor.
    Kim demiş zehir diye. Halt etmiş onu diyen.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir