Skip to main content

Şeker kamışı üretiminin yol haritası, yeni bir sömürgeleştirme dalgası

Geçen hafta da vurguladık, şeker kamışının geleceği biyoetanole odaklanıyor. Londra’daki toplantının genel görüntüsü, endüstrinin biyoetanole doğru yönelmiş olmasıydı. Biyoetanol şehir içi ulaşımda olası bir seçenek. Ana sorun ise üretim alanlarının genişletilmesinin gerekli olması, mevcut üretim alanları endüstriyel amaçlar açısından yetmiyor. Lakin şeker kamışı sıcak ortamın bitkisi, kıtanın gelişmiş, enerjiye ihtiyaç duyan bölgeleri kuzeyde yer alıyor.

Oysa yetiştirmeye olanak sağlayan topraklar güneyde, Orta Amerika, Afrika ya da Ön Asya’nın fakir halkı barındıran bakir toprakları. Bu durum ister istemez yeni bir sömürgeci tutumu beraberinde taşımak zorunda. Toplantıda Afrika’nın 9 milyon ton şeker açığı olduğunu telaffuz eden uluslararası zihniyet, karnını doyurmaya olanak bulamayan bir kıtanın şeker yemesinden ziyade, biyoetanol yetiştirilebilecek yeni alanlardan söz etmekte. Bu Afrika için yeni bir kalkınma modeli olabilir mi, hiç sanmıyorum. Afrika topraklarının şeker kamışı tarımına açılması demek daha derin bir susuzluk ve daha çok açlık demektir, yani bir “çocuklar ölmesinler, şeker de yiyebilsinler” durumu.

Küresel ekonominin yağmur ormanı anlayışı

Benzer bir sorun Brezilya’nın Amazon ormanlarının kesilerek şeker kamışı tarımına açılması için de tanımlanmakta. Türkiye’den katılan arkadaşlarımızdan aldığımız bu bilgiyi toplantıda doğrudan Brezilya hükümet görevlisine sorduk, “hayır o alanlar farklı” yanıtını aldık ama gerçeklik payı ne kadardı, tartışılır. Zira oturum sonrasında gelen açıklamalar bile o noktada bir takım sorunlar olduğunu gösterdi, yanımıza gelen bir katılımcı o günkü bir Brezilya gazetesini tabletinden göstererek, yağmur ormanı kesiminin tarihin en az düzeyine indiğini söylerken, aslında olduğunu ifade ediyordu. Fransa’dan bir başka katılımcı ise kartını uzatarak daha detaylı bilgi de aktarabileceğini söyledi. Bu durum önemli, çünkü kendi içerisinde derin bir çelişki, daha doğrusu kara mizah barındırıyor. Bir yandan sera gazı etkisini bahane ederek biyoetanole yöneliyorsunuz, diğer yandan bunun elde edildiği şeker kamışını dikmek için dünyanın akciğerleri konumundaki yağmur ormanlarını kesiyorsunuz. Nitekim Doğa Derneği’nin aktardığı bilgilere göre “Brezilya hükümeti, önümüzdeki 20 yıl içinde Amazon’daki nehirlerde toplam 60 dev baraj inşa etmeyi planlıyor. Bunlardan biri olan Belo Monte, bugüne kadar Amazon’da yapılması planlanan en büyük, dolayısıyla bölge doğasına en fazla zarar verecek olan baraj projesi. Belo Monte barajı, tamamlandığı takdirde yağmur ormanlarının önemli bir kısmını yok edecek, en az 20 bin insanın göç etmesine ve özellikle Amazon’daki yerlilerinin geleneksel yaşamının yok olmasına neden olacak”. Oysa yağmur ormanları dünyanın malıdır, Brezilya sınırlarında olması bir şeyi değiştirmez.

Endüstri biyoetanol seçeneğini iyi değerlendirmeli

Üç günlük programın en renkli kısmını katılan arkadaşlarımızla paylaştığımız sohbetlerimiz oluşturdu. Ekibin “alaylı” kısmı toplantıyı sonuna kadar izledi, böylelikle yaptıkları ise gösterdikleri önemi de açıkça ifade etmiş oldular. Zira dünya şeker piyasalarının nasıl oluştuğuna ilişkin bir toplantı, konunun muhteviyatı ne kadar tatlı olsa da, bir o kadar sıkıcı olabiliyor.

Oysa biz sohbetleri şekerde değil, geçmiş güzel günlerde ve gıdanın genel olarak geçirdiği değişimde tuttuk. Son hafta içerisinde ortaya çıkmış yeni bir şeker tartışmasının aslında farkında bile değildik. Tamam rafine şeker tüketiminin artışı sağlıklı bir durum değil. Ancak Enerji Piyasasını Düzenleme Kurumu’nun kararları gereğince benzine 1 Ocak 2013’den itibaren en az yüzde 2, 1 Ocak 2014 tarihinden sonra ise en az yüzde 3 olmak üzere biyoetanol katılması gerekiyor. Motorin için ise bu zorunluluk 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle en az yüzde 1, 1 Ocak 2015 tarihi itibariyle en az yüzde 2, 1 Ocak 2016 tarihi itibariyle en az yüzde 3 olacak. Yani tartışmanın çerçevesinin biyoetanole doğru genişletilmesinde ayrı bir yarar var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir