Sütler ve yoğurtlar bozulmuyor, çünkü siz onları pastörize değil, “petrolize” ediyorsunuz sevgili süt endüstrim!

Geçen hafta başladığımız “süt ve yoğurt bozulmama” deneyi (Yöntem), dediğim gibi 10. günde sonlandırıldı. Sonuç buzdolabına konanlar şöyle dursun, mutfak tezgahına konan süt ve yoğurtlarda da herhangi bir ekşime gerçekleşmedi, buna karşılık kontrol grubu (Saray Muhallebicisi) beklendiği gibi ekşidi. Bu duruma bir açıklama (Tartışma) getirmem gerekiyor. Lütfen dikkatle okuyun ve herkesle paylaşın, çünkü benim cevabım ‘e’ şıkkında, yani bilinmeyenin sınırlarındasınız.

Süt basit bir ürün değil, çok değerli biyolojik ve “canlı” bir sistemdir. Bunun en açık kanıtı da muhtaç yeni doğan için “verilmiş” olmasındadır. Sütün (ve meyve suyu gibi benzeri ürünlerin) fermantasyon (indirgenme, “verilenin” geri döndürülüşü!) işlemi bu unsurların yıkılmasıyla sağlanır. Bu yıkım işleminde yoğurt yapımı sırasında Str. thermophilus ve Lactobacillus delbrueckii subsp. Bulgaricus bakterileri kullanılır. Bunlar yıkımı enzimleri sayesinde bir yere kadar getirirler (tatlı yoğurt), işlem sürdüğü zaman (ya da dışarıdan bulaşan mayalarla) ekşime meydana gelir (bizim ekşimeme sorunumuz!). Ekşime günlük (Pastorize) sütlerde olmakta, ancak UHT sütlerde olmamakta, normal (halis) yoğurtlarda olmakta, ancak homojenize yoğurtlarda olmamaktadır… Bu durumda meselenin cevabı homojenizasyon ve UHT’de (yani basınç ve sterilizasyon amaçlı ‘ısıl’ işlem!) yatmaktadır.

Biyolojik sistemler (ve akışkanlar) normal koşullar altında (NKA) dışarıdan gelen ısıl faktörlere (sıcaklıkla enerji girişi) karşı korumalıdır. Bunun en basit karşılığı insandaki terlemedir. Süt ısıtıldığında da enerji girişi “kaynamayla” karşılanır, yani su molekülleri buharlaşarak biyolojik yapıyı korumaya çalışır. Homojenizasyon işlemi ise 5-20 bar (deniz seviyesi NKA’sının 5-20 katı) altında, UHT ise ortalama 135 derecede yapılır (NKA dışı!). Su bile 100 derecede kaynarken, su bazlı bir sistem olan süt nasıl 135 dereceye çıkabilir ki? Sütün 135 dereceye ısıtılması ancak basınç altında mümkündür.

Homojenizasyon ve UHT biyolojik sistemi “kullanılamaz” hale getirir

Bu sıcaklık canlı her şeyi yok etmekle kalmaz, homojenizasyon basıncı ve UHT ile süte “NKA asla kabul etmeyeceği” bir enerji verilir. Bu durumda süt verilen enerjiyi “koru’n’mak” amacıyla bünyesine katar (absorbsiyon, soğurma, “entalpi” yani kullanılamayan enerji artar!). Bunu da ancak sahip olduğu proteinlerin (ve diğer unsurların) yapılarını “doğada var olmayan” şekillere değiştirerek sağlayabilir (önce denatürasyon, sonra misnatürasyon, yanlış katlanmalar, ‘misfolding’, çapraz bağlanmaklar vb.) (1). Süt ‘biyolojik’ bir sistemdir, Boyle Kanunu sadece inert, yani etkileşemez gazlar için geçerlidir Prof. Dr. Sevgili Yaşar Kemal Erdem (enerji farkı için ise termometri ister). Bu durumu “kağıdın dörde katlanması” ya da “buruşturulması” şeklinde gözünüzde canlandırın, hangisinin üstüne yazılamaz? Bu yapısal değişiklikler ise mass spektrometri ile de saptanamaz, zira kütle aynı kalabilir, üç boyutlu yapı değişikliğini görmek için X-ışınları difraksiyon kristalografisi gerekir. Benzer şekilde, basınç altında “buruşan ya da ‘doğa dışı’ birleşmelere giden moleküller” fermantasyonun alt basamaklarında kullanılamaz! Çünkü entalpi, olasılıkla “en alt kademelerden, en az iç enerjisi olup en kolay katlanabilenlerden, geri yüklenir”. Yani bu durum fermantasyon sürecinin en alt kademesine yansır, bakteri, maya her ne ise, bunları kullanamaz. UHT süt ve homojenize yoğurt (ve olasılıkla UHT meyve suları) ekşimez, ekşiyemez! Ancak küflenebilir (başka bir “geri döndürme” biçimi!). Proteinlerdeki bu yapı değişikliği aslında ‘apaçık delillerle’ sunulmuştur! Isıl işlem sütün Whey protein içeriğini (elbette sıcaklıkla orantılı olarak!) yüzde 50 düşürmektedir (2). Yani “bizim sevgili yerli inekler” proteinden çalmamakta, basınç altında ısıl işlem onların ürettikleri proteinleri saptanamaz ve kullanılamaz biçimde değiştirmektedir

Homojenize ve UHT süt ürünlerinin tüketilmesine “ŞERH” koyuyorum!

Bu durumda ben İstanbul Üniversitesi’nden aldığım “ilime” dayanarak ve Merhum Nezih Demirkent’in verdiği ‘yetki’ ile homojenize ve UHT süt ürünlerinin tüketilmesine “DÜNYA genelinde” “şerh” koyuyorum! Bu yazı lütfen süt endüstrisinden dostlarımız ve sevgili okurlarımız (tüketiciler) tarafından “konunun ehli” olduğu düşünülen (fizikçiler, biyologlar, doktorlar, ajanslar, yani süt ve yoğurtların eskisi gibi olmadığını bilen) bütün herkesle paylaşılıp tartışılsın. Sınama yöntemi basittir, homojenizasyon basıncı ve UHT sıcaklığının daha da artırılması meseleyi açıklar (zaten UHT sütle yoğurt tutmadığı ya da bir garip olduğu da herkesin ortak gözlemidir).

1. Beslenmemiz açısından “bilinmeyenin sınırlarındayız”. (a) Homojenizasyon ve UHT ile ortaya çıkan “doğa dışı” maddelerin sağlık riskleri bilinmemektedir. Bu durum multiple miyelom, B-hücreli lenfoma, yani “alışılmadıkla uyarılan” bağışıklık dokusu kanserleri, neden arttığı bulunamayan kalın bağırsak ve meme kanserleri ve merkezi sinir sistemi belirtileri de veren atipik alerjik durumlar için bir açıklama olabilir. (b) Göründüğü kadarıyla entalpi (maddeye değil ama, süt gibi bir sisteme ‘kalıcı’ enerji yüklenmesi) mümkündür, sistemin iç enerji düzeyi en düşük bileşenlerine öncelikle yüklenir (c) Petrolün basınç ve sıcaklık altında oluştuğu (miktara oranla organik kaynağı bilinemese de) olasılıkla doğrudur, mikroorganizmalar tarafından yıkılamayıp çevre kirlenmesi yaratmasının nedeni açıktır.

2. Codeks Alimentarus ASLA değiştirilemez, çünkü beslenme sadece ve sadece “gelenek” üstüne oturur. Güğüm sütünün “mutlaka hastalıklı” olduğu düşüncesi bir endüstriyel şehir efsanesidir. Buna karşılık esas homojenize ve UHT süt ve yoğurtların doğal sindirilebilirlikleri ve besleyebilirlikleri tamamen tartışmalıdır (Prof. Dr. Ahmet Aydın kesinlikle haklıdır!).

3. Sevgili Tarım ve Köyişleri Bakanım bizim “yerli” ineklerden özür dilemelidir. Süt endüstrisi tesislerini ülke geneline dağıtarak “yerelleşmelidir”.

4. Süte çektirilen bu ezanın “helal” boyutunu ise Diyanet İşleri Başkanlığı’na bırakıyorum.

Kaynaklar:

1. Hereman K ve ark. Protein structure and dynamics at high pressure. Biochem Biohys Acta. 1386; 1998: 353-370.

2. Carbonaro M. ve ark. Disulfide reactivty and in vitro protein digestibilyty of different thermal-treated milk samples and whey proteins. J Agric Food Chem 1997; 45: 95-100.

2. Entalpi, fermantasyon, ‘misfolding’ vb. için Google ile erişilebilen genel kaynaklar

“Sütler ve yoğurtlar bozulmuyor, çünkü siz onları pastörize değil, “petrolize” ediyorsunuz sevgili süt endüstrim!” için 5 cevap

  1. Hocam teşekkür ederim insanın insan kalabilmesi için yaptıklarınızdan dolayı çok sağolun.ellerinizden öperim.

  2. Geri bildirim: Anonim
  3. Keşke bir süt işletmesinde 2 ay staj yapsanız bir süt teknolojisi dersi alsanız 🙂 Bu yanlış bilgilerin hepsine cevap bulur, insanların kafasını karıştırmaktan vaz geçerdiniz. Amacımız insanları doğruya yönlendirmekse daha fazla araştırma yapmalıyız. Gıdadaki sansasyonel haberler gerçekten çok üzücü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir