Skip to main content

Teşekkürler Vodafone, “bin söz yerine bir Troya yeterlidir!”

Bu yazımda iki hafta önce Kahire’de yaşadığımız olağanüstü bir deneyimi aktarmak istiyorum. Söz konusu deneyim Vodafone sponsorluğunda Gize Piramitleri ve Sfenks’in önünde gerçekleştirilen Troya gösterisi idi. Bizim katılımımız açısından bakıldığında bir günlük bu programın, Mısır ve Kahire açısından kalıcılığı olasılıkla yıllar alacaktır. Bu nedenle ben bu olağanüstü performansın sergilenmesinden ziyade, daha çok Vodafone Türkiye’nin ülkemizin dışarıda temsili açısından yarattığı etkiden söz edeceğim ve doğru sponsorluk ve halkla ilişkilerin getirisini vurgulayacağım.

Troya performansını seyredenler, olasılıkla Mustafa Erdoğan ve ekibinin başarısı konusunda benden çok daha fazla bilgi sahibidirler. Mustafa Erdoğan tarihimizin en ağır krizlerine rağmen (ki sonuncusu globaldir) söz konusu başarısını yineleyebiliyorsa, burada prodüksiyonun ötesinde bir şeyler olduğunu vurgulamak durumundayım. Bize aktarılan birkaç detayı vererek vurgulamaya çalışayım. İnsanlık tarihinin en eski ve en iyi bilinen öyküsünün bu yorumunda Anadolu Ateşi’nin 120 dansçısı görev alıyor. Troya’nın müziklerinde dünya çapında isimler var. Yücel Arzen’in yaptığı müziklere Prag Flarmoni Orkestrası eşlik ediyor. 80 kişilik kadrosu ile Troya’ya müzik ve vokal yapan gruba Türkiye’den de alanında uzman 70 müzisyen eşlik ediyor. Ayrıca dünyanın en önemli virtüözlerinden Gheorghe Zamfir, Civan Gasparyan ve Vassilis Saleas’ın da Troya’nın müziklerinde imzaları bulunuyor. Işık Chicago müzikalinin de ışığını yapan Christopher Ash’ya ait. Uçuş sistemlerini “Cirque de Soleil”in uçuş sistemlerini yapan Ted Moore üstlenmiş. Geniş kapsamlı bir tarihsel bir çalışma yapılarak Anadolu Ateşi ekibi, döneme uygun enstrümanları da modelleyerek kayıtlarda kullanmış ve kostümlerini Serdar Başbuğ tarafından tasarlanmış, Bütün bu çalışmalar sırasında projenin tarih danışmanlığını Troya kazılarını da yürüten Arkeolog Doç. Dr. Rüstem Aslan üstlenmiş. Sonuç olarak Prodüksiyon için 3,5 milyon euro harcanmış, 2000 adet kostüm tasarlanıp dikilmiş. Dolayısıyla Troya serüvenine zaten çok iyi hazırlanarak başlamış. Ama hepsine ek olarak, Kahire’deki gösteri altyazısından seslendirmesine dek Arpça yapılıyor. Dolayısıyla seyirciyle bir bütünleşme söz konusu ki, bu noktada şapka çıkartmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok.

Vodafone’un Troya sponsorluğu 3 yılı kapsamakta, yani 2010 sonuna kadar sürecek. Aslında Vodafone’un sponsorlukları Troya ile sınırlı da kalmıyor. Türkiye’nin gelişimine katkıda bulunmak doğrultusunda sadece ekonomik anlamda değil, farklı eksenlerde (Best of Turkey, Turkish Embassy Concert ve Mimar Sinan kitabı gibi) pek çok etkinlik için çok ciddi destek sağlıyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve Türk Eğitim Vakfı işbirliği ile Öğretmene Destek (Active Academy’den “2008 yılı Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ödülü” kazanmış), Habitat İçin Gençlik Derneği işbirliği ile Bilgisayar Bilmeyen Kalmayacak, AKUT işbirliğiyle İletişim HayatTIR! Geleceğimizi Birlikte Kurtaralım, AÇEV işbirliğiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi Yaz Anaokulları ve Aile Destek Programı, UNDP ve Alternatif Yaşam Derneği işbirliğiyle Düşler Akademisi ve yine AÇEV işbirliğiyle Anne Eğitimiyle Çocuk Gelişimine Destek Programı bugüne dek gerçekleştirmiş olduğu projelerden birkaçı. 1985 yılında kurulmuş olan bu dünya lideri toplumsal alandaki çalışmalarını Vodafone Grup Vakfı çatısı altındaki Türkiye Vodafone Vakfı bünyesinde sürdürüyor. Mayıs 2007’den bu yana bizzat proje faaliyetlerinin uygulamasına 5 milyon TL kaynak ayırmış, Vakıf, 2009–2010 dönemi için sivil toplum örgütlerinin toplumsal projelerini desteklemek üzere 1,5 milyon TL’nin üzerinde destek vermekte.

Troya ve Vodafone’un işbirliğinin etkilerini ne yazık ki yukarıdaki gibi rakamsal olarak ifade edemeyeceğim, zira Kahire’de, Piramitlerin dizi dibinde Türkiye’nin Troya gibi olağanüstü bir gösteriyi sergilemesi rakamlarla ifade edilemeyecek bir etki yaratmakta. Gösteriyi izlemeye gelenler  olasılıkla Mısır’a yön veren en seçkin kesimden oluşmakta. Sonuna kadar büyük bir heyecanla izlemekle kalmadılar, sonunda ekiple tanışabilmek ve hiç değilse birlikte bir fotoğraf çektirebilmek için de ellerinden geleni artlarına koymadılar.

Benim kısacası anladığım şu, biz istediğimiz kadar kendimizi tanıtacağız diye faaliyette bulunalım, bu gösteriyi seyredince hepsinin acemice kaldığını görüyorum. “Bin dereden su getireceğimize, bir Troya verelim” hepsine bedel. Bu nedenle son sözüm şu olabilir, “Teşekkürler Mustafa Erdoğan ve Troya ekibi; teşekkürler Vodafone Vakfı!”

Not: Bu bir günlük etkinlik sayesinde görmek şansına eriştiğim Gize Piramitleri’ni ayrıca anlatacağım. Onları kimlerin ve neden yaptığını hala açıklayamıyorum, ama nasıl yapıldıkları konusunda kabul edilmesi zor da olsa anlatabileceklerim var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir