Skip to main content

Uzaktan izleme (tele-vizyon) uygarlığı nasıl etkiler?

Uygarlığın gelişimi görüldüğü kadarıyla teknolojiye erişimle zıt bir ilişki gösterir. Teknolojinin (mekanizasyon ve programlama) çıkış noktası aslında insanın kültür, sanat, felsefe gibi düşünce faaliyetlerine daha çok zaman ayırabilmesidir. İşleri makineler yapacak, insan da uygarlığının derinliğini artırabilecektir. Ne var ki uygulama böyle gerçekleşmez, insan kazandığı zamanı sanat ya da felsefeye aktarmaz, çünkü aynı teknolojinin diğer uygulamaları işin içine girer, kazanılan zaman bu diğer teknolojilerin ürünlerinin tanıtım ve tüketiminin de kapılarını açar. Basit örneklerle anlatalım, bulaşık makineleri yemek sonrası iş yükünü bir yere kadar azaltır, ama kazanılan zaman “hazır olaylar ve duyguların sunulduğu” televizyon dizilerine aktarılır (aslında ziyafet vermiyorsanız, bulaşığı suya tutmak, makineye dizmek, çıkartmak sadece elleri deterjandan uzak tutar). Zira düşünsel faaliyet genellikle kendi başına yapılmaz, görüş alış verişi yapılabilecek başkaları gerekir, üstelik hazır olay ve duygulara seyirci olmak daha kolaydır. İnsanların çoğu dizileri kendi yaşamları ile özdeşleştirir, yarışma programlarını seyrederken sahanın parçası olduğunu düşünür, ekran başında ama pasif katılımcılardır. Bunun bir diğer örneği artık daha çok telefonlarda oynanan bilgisayar oyunlarıdır, böylelikle yarış pilotu, futbolcu ya da savaşçı olabilirsiniz.

Resim: Dallas dizisinin ana karakterleri Ewing Ailesi (soldan sağa Kahya Ray, Bobby, Pamela, Baba John Ross “Jock”, Miss Ellie, Lucy, adamımız J.R., Sue Ellen), dizi Türkiye’de ne tesadüf 1980’de gösterime girmiştir.
Resim: Dallas dizisinin ana karakterleri Ewing Ailesi (soldan sağa Kahya Ray, Bobby, Pamela, Baba John Ross “Jock”, Miss Ellie, Lucy, adamımız J.R., Sue Ellen), dizi Türkiye’de ne tesadüf 1980’de gösterime girmiştir.

“Hazır olay ve duygularla” birlikte başka şeyler de pazarlanır

“Hazır olay ve duyguları” almak sizi heyecanlandırıp kötü karaktere lanet yağdırmanıza neden olur, kendi duygularınızın ifadesini (ekspresyonunu) ortadan kaldırır. Bu durum sadece birkaç kanalla kısıtlı medya ortamında yine de ertesi güne konuşma konusu sunar, Kaçak, Dallas gibi dizilerin yayın saatinde sokakların boşalması, ertesi günün J.R. tartışmalarıyla geçmesi şaşırtıcı değildir. Ne var ki kanal sayısını artırırsanız bu durum seyrelmeye uğrar, izleyicinin çoğu diziler arasında bölünür, dolayısıyla dizideki olay da tartışılamayacağından (herkesin kendi dizisi vardır), olası sosyalleşmeye katkıları ortadan kalkar.

Birinci paragrafta ifade etmeye çalıştığımız “diğer teknolojilerin ürünlerinin tanıtım ve tüketiminin kapıları” kanallar (diziler) arası seyrelmeden etkilenmez, çünkü reklam kuşakları (reklama gitme zamanı) özenle korunur. Canlı yayın sunucuları bile bu durumu “reklama gitmemiz gerekiyor” şeklinde açıklar. Bütün diziler aynı anda reklama gider, istediğiniz kadar kanal değiştirin, aynı reklamı izlersiniz (kaçmak için tek seçenek bulaşık makinesinin boşaltılmasıdır). Dizilerin bir diğer uygulaması ise, daha başta uyararak yükümlülükten kurtuldukları “ürün yerleştirme” yaklaşımıdır, bunlar aslında dolaylı reklamlardır, bilinçaltına işler. Ürün yerleştirme envai çeşittir; içeceğin turuncu olması doğrudan bir ürüne gönderme yapar, dizide oyuncular pizza yer, gecenin bir saati sizin de canınız çeker, hizmete ilişkin reklam zaten arada verilmiştir. Dolayısıyla bir dizi, hele hele moda çerçevesinde sekilenen bir senaryo söz konusuysa, ayakkabı, kıyafet ya da saç bakım ürünü de pazarlar. Dizideki güzel kızın şampuan reklamının yüzü olması, mağaza reklamlarında oynaması zaten çok önceden planlanmış bir sonraki aşamadır.

Diziler reklamlar arası boşluğu doldurmak için vardır

Şimdi bakış çerçevesini genişletelim; “televizyon kanal çeşitliliğinin artması bizim seçeneklerimizi çoğalması için değil, bir şey satmaya çalışan endüstri için gereklidir”. Çünkü sadece birkaç kanal bulunan bir ülkede, gazete okuma alışkanlığı da yoksa reklam verebileceğiniz mecra çok sınırlıdır. Zaten gündelik sarf malzemelerinin satışı daha çok gazete okumayan kesime tabidir, dolayısıyla reklam verilebilecek görsel medya gereklidir. Türkiye’nin gelişimine baktığınızda, kanal sayısının artması (TRT tekelinin “yasa bir kere delinmekle bir şey olmaz” düşüncesiyle ortadan kalkması, ama ilk ifade Turgut Özal’a ait değildir) endüstriyel işgal ve market patlamasıyla örtüşür. Televizyon kanalları aslında reklam kuşakları için açılmıştır, diziler vb. reklamların arasındaki boşluğu doldurur. Tam da bu nedenle reklam fiyatı dizinin ya da programın aldığı reytingle belirlenir. Dolayısıyla sabit bir reklam fiyatı yoktur, rakam “reyting ve share*” değerleri ışığında ertesi gün ortaya çıkar.

Dünyanın ve günlük yaşamın bu kadar planlı düzenlenmiş olduğu bir ortamda yeni düşüncelerin filizlenmesi, uygarlığın derinleşmesi olası değildir, zaten istenmez.

(*) Reyting (toplam izleme oranı) yüzdesi: Belirli bir zaman diliminin dakikası başına düşen ortalama izleyici oranı. Toplam Türk televizyon seyircisinin izleme oranı yüzdesi. Share (izlenme payı) yüzdesi: Bir kanalın ve programın belirli bir zaman diliminde toplam televizyon izlemeden aldığı pay.

2 thoughts to “Uzaktan izleme (tele-vizyon) uygarlığı nasıl etkiler?”

  1. Mesele vahşi kapitalizmin insanı bir para makinesi olarak görmesidir. Aydınlanma denilen çağ ile birlikte sekülarizm devreye girmiş, görünürde bazı faydaları var gibi olsa da, teknolojinin mabud ittihaz edildiği ve şeytaniyetin hâkim olmaya çalıştığı bir dönem başlamıştır. Özellikle İslâm Dünyası için hak, hukuk, adalet, fazilet, diğergâmlık, sanat, marifet gibi mefhumlar geriye itilmiş; “modernlik” adı altındaki insanı köle ve esir etmeye çalışan bir devir başlamıştır.
    Yazıda da denildiği gibi insanoğlu fen ve tekniğin ilerlemesiyle kültür, sanat, felsefe gibi düşünce faaliyetlerine daha çok zaman ayırabilmeyi hedeflemeli idi. Bunlar arasında belki de en önemlisi: Halikın yani Yaratıcının tefekkürü ve ubudiyet yani kulluğun ifasıdır. Çünkü Cenab-ı Hakk yaratılışın hikmetini; “Ben bilinmez bir hazine idim bilinmek istedim” (Kudsi Hadis) olarak bildirmiş; insanoğlunun gayesini “Ben cinleri ve insanları ancak Bana ubudiyet (kulluk) etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi, 51. ayet) olarak; tarzını ise “Şüphesiz ki biz, yeryüzündeki şeyleri kendine bir zinet kıldık ki, (insanların) hangileri amelce daha güzeldir diye onları imtihan edelim.” (Kehf Suresi 7. ayet) şeklinde buyurmuştur.
    Ayet ve hadislere göre insanın vazife-i asliyesi marifetullah= Cenab-ı Hakk’ı bilmek tanımak’tır. Marifetullah’tan sonra ise muhabbetullah=Allah’ı sevmek gelir. Bir imtihan için ne kadar iyi hazırlanılabilirse yüksek puan alınması o derecede mümkündür. İşte insanoğlu teknoloji sayesinde kazandığı zamanları vazife-yi asliyesi için harcayabilir. Bu da onun için ilave bir kazanç olabilir.

    Vahşi Kapitalizmin esas hedefi olan insanoğlunun parasının alınması, nefsin ve enaniyetin kölesi yapılması, şeytana tabi olunması gibi hedeflerine vasıl eden iyi araçlardan birisi reklamlardır. Diziler ise yazıda da belirtildiği gibi reklam aralarına sıkıştırılmak suretiyle insanların uyuşturulmasına ve gerçek gündemleri olan Yüce Yaratıcılarının tanınmasının önüne geçilmesine ve zihnen biraz sonra gelecek olan meta satışı ameliyesine zihni ihzar eden bir nevi uyuşturucu vasıtalardır. Televizyonun kendisi zaten bizatihi insanı hipnotize eden uyuşturucu bir neşir vasıtasıdır. Bu hipnozdan kurtulmanın yolu televizyonun ya kontrollü ve şuurlu olarak izlenilmesi yahut en sağlam ciheti hiç açılmamasıdır.

    Allah’ı tanımak ve imtihan edilmek suretiyle ahirette ebedi saadet veya ebedi şekavete namzed olan akil insan ise imanı ve tefekkürü sayesinde ne yapması gerektiğini er veya geç bulabilecek, şeytanın ve avanelerinin tuzaklarına düşmeyecektir inşaallah.

  2. 1. Yillar once bir haberde bir rus bilimadami, cep telefonu nukleer silahtan daha tehlikeli diyordu.
    Niye oyle diyordu. Bence su sebeplerle olabilir.

    1a. Radyasyon yaymasi, radyasyonun olumsuz biyolojik etkileri olabilmesi, hatta belki bu radyasyonun tipinin, yonunun, frekansinin ulkeye ve kisiye gore ayarlanabilmesi.

    1b. Bilincaltina hitap eden mesajlar yollanabilmesi. Nasil oluyor bilmiyorum, ama belli frekanslarda bazi tur
    mesajlara insan daha acik olabilir. Mesela insanlar ulus milliyetciliginden etnik milliyetcilige, mezhepcilige ve kimlikcilige yonelip, oylarini ona gore verir, ve siyaset buna gore sekillenir.

    1c. Bedavaya calisan casus. Cep telefonlarini bu anlamda Fetoculere benzetebiliriz.
    Akilli telefonlar hic kapanmaz. Ancak kendi kullaniminiza kapatirsiniz.
    7 gun 24 saat 360 derece, 4pi kuresel radyan kadar bir uzay zamani tarar ve merkeze yollar.
    Bu bilgilerin bazilari anlik yorumlanip reklam iceren mesajlar olarak geri doner.

    1d. Kolaylik gibi sunulan zararli aliskanliklar: Cep telefonuyla foto/film cekilir, bireysel arsiv olarak tutulur.
    Herkes bu arsivi kendine ozel zanneder, Gercekte ise butun dunyayla paylasilmis gibidir.
    Cocuklar akilli telefonda oyun oynar, genetik materyalleri radyasyona maruz kalir.
    Kameralarda wifi vardir, fesybuka baglanti yolu vardir. Herkes epostasindan, beyin frekansindan, parmak izinden, yurume seklinden, ses tonundan, gps yoluyla kolayca takip edilip, anlik olarak gozetlenebilir, zihin okunabilir, veya buna benzer seyler yapilabilir.

    1e. Nesnelerin interneti diye birsey cikariyorlar. Galiba tvler, buzdolaplari, camasir makineleri, bize kolaylik olsun diye cep telefonlari gibi bizimle, birbirleriyle, baz istasyonlariyla ve uydularla irtibata gecebilecekler.

    1f. Zararli etkilerden korunmak icin bilinclenmek ve demokrasi gerekir.

    2. TV

    2a. Insanlar isten donerler, yorgundurlar, herhangi bir yaratici faaliyette bulunacak halleri kalmamistir.
    Bu durumda dizi seyrediyorlar diye onlari suclayamayiz.

    2b. Dizilerimiz onemli bir ihrac malimizdir. Bu etkisi simdilik olumludur.

    2c. Diziler belli bir hayat tarzi dayatir. Bu olumlu da olabilir, olumsuz da. Yalnizca zenginlerin ask hayatlarini
    anlatmasi bence cok olumlu degil.

    2d. Canan Karatay, Yavuz Dizdar, Erkan Topuz v.s. gibi kisilerin tvlere cikartilmasi ve ezber bozmalari olumludur (yuzde yuz onaylamasam da). Gdo ithalatini onleyemiyorlar, ama en azindan bir genel bilinclenme yaratiyorlar. Abdde boyle tv programlari bulmak cok zordur. Bir de cop yakmanin zararlarini anlatmalirini bekliyoruz.

    2e. Butun kanallar ayni anda reklam veriyorsa, kendiniz bir kanal acip ayricalik yaratabilirsiniz.

    2f. Reklama karsi degiliz, ama neyin reklami yapildigi meselesi var. Bir seyin reklami yapiliyorsa,
    o sey yuksek miktarda uretilip pazarlanmak icin yapilmistir. Kar elde edilmesi zorunludur. Urunun iyi birsey olmasindansa kullanisli, herkese hitap eden, bagimlilik yapan,. bir sey olmasi gerekir.
    Ornegin patates cipsi. Hicbir besin degeri yok, katki maddesi. zarari cok. cocuklara hitap eder, heryerde bulunur, bozulmaz, bir de reklami yapildi mi satilacagi garantidir. Tv kanallari ben bu reklami almam, ya da bakkallar ben bunu satmam diyebilir mi. Abdde reklamlarin bircogu ilac reklamidir. Bu acidan iyiyiz.

    2h. Ulkemizde ogretmen kalitesi baya dustu. Okullarin yarisi meslek okulu (imamhatip) haline getirildi,
    sanki halkin yarisi imam olacakmis gibi. Bu durumda kisa vadede ogretmenlerin yetersizliklerini dengelemek icin tum ulkede derslerin bir kismi belli bir kaynaktan teknoloji yoluyla ogrencilere aktarilabilir. Dogru bir egitim modelinde boyle bir sey icin reklam almaya da gerek yoktur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir