Skip to main content
Resim: Pera Venedik Sarayı, http://www.tas-istanbul.com/portfolio-view/tophane-venedik-sarayi/ adresinden alınmıştır.

Venedik Sarayı’nda, çikolatanın peşinde…

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u alması bir fetihten çok vuslatı, yani ”kavuşmayı” anlatır. Roma’nın başkenti İstanbul hem Anadolu’dan hem Rumeli’den komşu devlet konumundadır. Vuslat olup, gün geldiğinde, komşuluk yerini bir iç içe geçmeye bırakır. Dolayısıyla yeni konum kolay kabullenilir, ticaret başta olmak üzere, ilişkiler sürmeye devam eder. Dönemin Avrupa ticaret merkezi aslında Venedik’tir, ortada henüz bugün İtalya olarak adlandırdığımız bileşik devlet yapısı yoktur, Venedik gerek ticari, gerekse siyasi ilişkilerin merkezidir, İstanbul’daki temsili de “balyos” üzerinden sağlanır, Balyoslar Venedik’in İstanbul’daki resmi temsilcisidir, çevirmenlerinden danışmanlarına çok önemli bir görevi ifa ederler (1).

Toplantının ev sahipleri (soldan sağa): Moderatör Çağatay Gökmen, Ferrero Genel Müdürü Azmi Gümüşlüoğlu, Onursal Başkan Önceki Büyükelçi Carlo Marsili, Büyükelçi Luigi Mattiolo, Beslenme Uzmanı Banu Topalakçı Salman, Ferrero Fındık Genel Müdürü Stefano Gagliasso
Toplantının ev sahipleri (soldan sağa): Moderatör Çağatay Gökmen, Ferrero Genel Müdürü Azmi Gümüşlüoğlu, Onursal Başkan Önceki Büyükelçi Carlo Marsili, Büyükelçi Luigi Mattiolo, Beslenme Uzmanı Banu Topalakçı Salman, Ferrero Fındık Genel Müdürü Stefano Gagliasso

 

Resim: Pera Venedik Sarayı, http://www.tas-istanbul.com/portfolio-view/tophane-venedik-sarayi/ adresinden alınmıştır.
Resim: Pera Venedik Sarayı, http://www.tas-istanbul.com/portfolio-view/tophane-venedik-sarayi/ adresinden alınmıştır.

Zaman geçer, ilişkiler her zaman sürer, İstanbul büyür, ama Pera Pera olarak kalır. Balyos’un evinin neresi olduğu aslında tam olarak bilinmez (ipucunu başka bir kitap sunar). Venedik’in İstanbul’daki temsil mekanı Venedik Sarayı ise Venedik Cumhuriyeti 1797’te tarih sahnesinden çekilene kadar balyosların önce yazlık evi, sonra resmi elçilik binası olarak yüzyıllarca hizmet verir. 1799’da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na geçer, ama 1918’de Venedik’i de içeren birleşik İtalya’ya geri döner. Elçiler iki ülke arasındaki önemli işbirliklerinde ev sahipliği görevlerini bu sarayda ifa ederler.
Venedik Sarayı ve Ferrero bu kez çikolata sevenleri ağırladı
Venedik Sarayı dün akşam da İtalyan çikolata devi Ferrero’nun (kuruluşu 1946) misafirlerini ağırladı. Ferrero aslında sadece çikolata üreticisi değil, fındığımızın da ana alıcısı, Manisa’daki fabrikasını 2013’te açtı, üç kıtaya buradan ürün satılıyor. Kuruluşun İtalya’daki merkezi Alba ve bizim fındık başkentimiz Giresun arasında imzalanan kardeşlik anlaşması neredeyse altı yüz yıllık geleneğin bir devamı. Ferrero da özellikle Türkiye’de fındık tarımı ve sosyal sorumluluk projelerinde kat ettiği mesafeyi anlattı. Kısa başlıklarla verelim; “Kurulan 70 sosyal tarım merkezinde düzenlenen seminerlerle 34 bin çiftçiye eğitim verildi. Üretime 1264 yeni çiftçi kazandırıldı, 55 model bahçe kuruldu, bütün bu eğitim faaliyetleriyle üretim rekoltesi ve kalite yüzde 30 artırıldı”. Ama işin sosyal sorumluluk projeleri kısmı ayrıca mutluluk verici, “Köyümüze Dönelim projesinin ilk merkezi emekli çalışan Sezai’nin köyü oldu, bunu beş köy daha takip etti, okulları şirket çalışanlarının kendi imkanlarıyla donatıldı. Kinder+Sport etkinliklerine 12 bin çocuk katıldı, onlara doğru beslenmenin ve gereksiz kalori alımından kaçınmanın önemi vurgulandı. Ferrero prensip olarak izleyicilerinin üçte birinden fazlası 12 yaş altı olan televizyon kanallarına reklam vermediğini özellikle vurguladı”.
Zaman geçer, dostluk kalır
Zaman geçer, insanlar geçer, ama mekanlar ve ilişkiler sürer. Venedik Sarayı’nın bulunduğu bölge zamanının “Pera bağları”, üzerine kurulan binaları da dar sokaklar bağlıyor. Balyosun evi neresi, hala tam olarak bilinmiyor, sanrım karşı mahallede bir yerlerde. Bundan mıdır bilinmez, artık herkes önemli olanının sürdürülebilirlik olduğunun farkında. Ferrero da bunu benimsemiş, “çalış, değer yarat ve geri ver”.
Bir saatlik akşam toplantısının paylaşımı da budur, balyosun kulakları çınlasın, ruhu şad olsun.
(1) Tommaso Bertele’nin kaleme aldığı Venedik ve Konstantiniyye / Tarihte Osmanlı-Venedik İlişkileri de bu başlık üzerine kuruludur. Bertele, Balyos’un İstanbul’daki evinin izini arar, bu arayış aslında bir döneme de ışık tutar (Kitap Yayınevi, 2011, Çeviri: Mahmut H. Şakiroğlu).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir