Kontrolsüz kazanma hırsının nasıl bir sorun olduğundan geçen hafta bahsettik, ne var ki bu öyle büyük bir hırstır ki kazanmakla da tatmin olmaz. Hiçbir şeyi olmayan biri için bir simit ve peynir olması yeterlidir, çoğu kişi için de karşılanabilir bir istektir. Ne var ki görgüsüzlük çıkmazında olan kişi simit ve peynire erişince bu kez kahvaltı, buna da erişirse gurme kahvaltı arayışına girer. Gurme kahvaltı kötü bir şey değildir, ancak maliyetler giderek artmaya başlar. Hayatında “crepe suzette” yememiş biri bunun önemli bir şey olduğunu sosyal medyadan görür, ama esasının ne olduğunu bilmediği sürece lüks bir arzunun karşılanmasından fazlası olmaz. Kahvaltıda yerinin olup olmadığını da bilmiyorum, ne var ki algı “krepsiz kahvaltı olmaz” seviyesinde olduğundan crepe suzette’in annelerimizin bize lalanga olarak yaptığı, akıtma da denen yumurta un karışımıyla aynı kategoride yer aldığı hatırlanmaz.

Kontrolsüz kazanma hırsının nasıl bir sorun olduğundan geçen hafta bahsettik, ne var ki bu öyle büyük bir hırstır ki kazanmakla da tatmin olmaz. Hiçbir şeyi olmayan biri için bir simit ve peynir olması yeterlidir, çoğu kişi için de karşılanabilir bir istektir. Ne var ki görgüsüzlük çıkmazında olan kişi simit ve peynire erişince bu kez kahvaltı, buna da erişirse gurme kahvaltı arayışına girer. Gurme kahvaltı kötü bir şey değildir, ancak maliyetler giderek artmaya başlar. Hayatında “crepe suzette” yememiş biri bunun önemli bir şey olduğunu sosyal medyadan görür, ama esasının ne olduğunu bilmediği sürece lüks bir arzunun karşılanmasından fazlası olmaz. Kahvaltıda yerinin olup olmadığını da bilmiyorum, ne var ki algı “krepsiz kahvaltı olmaz” seviyesinde olduğundan crepe suzette’in annelerimizin bize lalanga olarak yaptığı, akıtma da denen yumurta un karışımıyla aynı kategoride yer aldığı hatırlanmaz.
Paranın lüks tüketime sürüklenmesi
Günlük yaşamdan kazanılan algı “onu lükse harcamak” düşüncesini yaratır. Bütün saatler aynı rakamı gösterse de çoğu erkeğin tutkusu pahalı saatler ciddi biçimde alıcı bulur. Paranın kazanılabilir ama harcanamaz olması prensibi önceleri fark edilmez. Denizle, girmek ve yüzmek dışında bir ilişkisi olmayan kişi bile daha büyük paraların daha gösterişli biçimde harcanabildiği özel yat almak tutkusuna kapılır. İşin hoş yanı yatların lükslük derecesi her bütçeye uygun geniş bir yelpaze sunar. Denizcilik eğitimi alanlar bilir, aslında en keyifli tekneler rüzgarı hızla kucaklayıp bir anda fırlayabilen lazer ya da optimistlerdir. Üstelik yelkenin kullanım prensibi teknenin boyutuna göre büyük bir değişiklik göstermez, ama deneyim ister.
Lükse harcanabilecek sınırsız para varsa, yüzme bilmeyen birinin bile tercihi devasa yatlar olur, neredeyse gemi boyutuna varan bu teknelerin personeli olması zorunludur. Dünyada sınırlı sayıda bulunan en lüks tekneler bile kaynak sorunu yoksa rahatlıkla satın alınabilir. Amaç denizin keyfini sürmek değil, teknenin dolaylı gösterisini yapmaktır, bu da genellikle Monaco’da ıstakozla afişe edilir. Anlatmaya çalıştığımız örnek tam da budur, neresinden baksanız tutarsızdır, ıstakoz balık pazarında satılsa bile bunun Monaco’da yeneni makbuldür.
Why high one why
Örnekleri uzatmaya çalışmanın bir anlamı yok. Kaynağı belirsiz kolay paranın serüveni hep aynı rotayı izler, İstanbul’da sürülmesi olanaksız lüks araç koleksiyonu, taşınması yakışık almayacak kadar pahalı çanta setleri, hala daha para varsa bunların mücevherle bezeli olanları, seçenekler sınırsızdır. Ne var ki sorun bulaşıcıdır, birinin yaptığı diğerlerince takip edilir, kontrolsüz harcama rutine girer ve coşku verici olmaktan çıkar. Bu en tehlikeli aşamadır, aşırı lüksün yolu eninde sonunda meşru sayılmayan ilişkiler ya da narkotikle kesişir. Kontrolsüz para akışının yarattığı tatminsizlik artık sadece satın alma tutkusuyla giderilemez.
Zaman zaman ailelere çocuklarını iyi eğitmeleri gerektiği biçiminde tavsiyelerde bulunuyorum, parayı kazanmak zordur, kolay kazanılan paranın layıkıyla harcanması daha zordur. İyi eğitim neyin nerede ve ne kadar yapılması gerektiğini öğretir, ahlakla yakın, “şekilsel” dini öğretiyle nispeten uzak akrabalığı vardır. Fikret Kızılok’un yozlaşmaya işaret etmesine karşılık yasaklı hale geldiği dizeleri yeniden hatırlayarak sonlandıralım:
Come on everybody
We gonna sing all together tonight
About depression, imitation, implation, depolititation
All together. Come on now. Don’t worry. Come on now
Adidasla tekkelere gidersin
Baklavayla whiskyleri içersin
Nescafeyle falımıza bakarsın
Bu can sana kurban olsun
Benetton’dan eşofmanı giyersin
Jogging yapıp nefesini açarsın
Şapır şupur balgamları atarsın
Bu can sana kurban olsun
Come on everybody
We gonna sing together right now
Clap your hand, haydi
I say why
High! One!
Why
Why high one why
Kaynak: https://www.dibace.net/muzigimizin-modern-ozani-fikret-kizilok/