Skip to main content

Tıpta validasyon (onaylama) sorunu: Taramayla bulunanlar gerçekten ölümcül müdür?

Tıp mesleği uygulamalarının teknoloji zemininde geliştiğini, ama hekimlik nosyonunun ortadan kalktığını sık sık yazıyoruz. Bu durum daha çok görüntüleme alanında ortaya çıkıyor. Örneğin yeni bir görüntüleme yöntemi kullanıma giriyor ya da bilinen bir görüntüleme yönteminin kullanım alanı genişliyor. Bu durumda önceki “klasik” yöntemlerle görüntülenemeyenler de görünebilir hale geliyor.

Resim: Mamografide farklı görünümler (http://densebreast-info.org/img/patients-faq_clip_image002.png adresinden alınmıştır)
Resim: Mamografide farklı görünümler (http://densebreast-info.org/img/patients-faq_clip_image002.png adresinden alınmıştır)

En çok bilinen meme görüntülemesi örneğiyle anlatmaya çalışalım. Meme tümörü için tarama yapılması bütün tıp otoriteleri tarafından önerilen bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın gerekçesi olan ”erken tanı hayat kurtarır” mottosunun ne kadar geçerli olduğu bilinmese de, mamografi cihazlarının yaygın biçimde kullanıma girmesi, devletin bunu geri ödeme kapsamına alması ister istemez mamografi yapılan sağlıklı kadınların sayısını da artırır. Burada “klasik” (standart) tarama yöntemi meme muayenesi, meme ultrasonografisi ve mamografisi üçlüsünün beraber kullanımıdır. Meme dokusu genç bireylerde mamografi ile görüntülemez, yapının detayı ancak menopoz gerçekleştiğinde mamografi ile sağlıklı değerlendirilebilir hale gelir. Dolaysıyla zaten 50 yaş sonrası için önerilen tarama bu mantığa oturur.

Erken tanı gerçekten hayat kurtarır mı?

Ultrasonografi ve mamografi memede ele gelmeyecek derin yerleşimli oluşumları da başarıyla görüntüler. Ultrasonografi meme dokusunun ses dalgalarının geçirmesi / yansıtması prensibine dayanırken, mamografi X-ışınlarıyla bir görüntü farkı olup olmadığını ölçer. Böylelikle (yani ele gelmese, şikayet oluşturmasa bile) saptanan kitleler cerrahi yöntemle çıkarılır. Daha sonra saptanan ve çıkarılanın ne kadar birbirini tuttuğuna bakılır, yani çıkarılan kitle patolojik olarak incelenir. Kanser başta olmak üzere pek çok tanıda patolojik (mikroskop altında) inceleme “altın standart olarak kabul edilir. Böylelikle uzun bir zaman sürecinde biriken veriler de meme kanseri taramasının “erken tanı hayat kurtarır” sonucuna varmasını sağlar.

Ama aynı noktada bir paradoks da ortaya çıkar. Tıp “erken tanı hayat kurtarır” derken saptanan bütün meme tümörlerinin hastanın hayatını tehdit edecek bir hastalık haline dönüşeceğini “varsayar”. Oysa bilimde varsaymak gibi bir durum söz konusu değildir, bu bir tahmindir. Saptanan her tümörün kişiyi (hasta diyemiyoruz, zira hastalık beyan etmemektedir) mutlaka öldüreceği tıbbın varsayımıdır. Dolayısıyla bilimsel anlamda bu iddiada bulunabilmek için “meme tümörü saptanıp, patolojiyle doğrulanıp, ama başka girişim yapılamaksızın takip edilen” bir grup da gereklidir.

Bulunan her kitlenin kansere dönüşeceği genellikle varsayımdır

Görülen o ki aynen erkeklerin prostatında olduğu üzere, kadınların memelerinde de zaman içinde tümör odaklarının ortaya çıkması doğal bir süreçtir. Seksen – 90 yaş aralığındaki erkeklerde prostat kanseri odağı bulunmasının mutlak olduğu otopsi serileriyle kanıtlanmıştır, ama bunlar hastalık yapmamaktadır. Prostat için “yakın takip” bir seçenek oluştururken, memede bulunan kitleler mutlaka çıkarılıp kemoterapi ve radyoterapi de büyük olasılıkla tedaviye eklenir.

Bu anlattığımız durumun bilimsel karşılığı “validasyon”, yani onaylamadır. Ultrasonografi-mamografi bulguları patolojiyle valide edilir, yani bulunanın patolojik incelemeyle de karşılığı olduğu gösterilir. Ama taramayla bir şekilde bulunan tümörün illa ciddi bir hastalık haline dönüşeceği varsayımdır, validasyonu yetersizdir. Zira kitle bulunan herkes tedaviye alındığından tedavinin mevcut duruma, hastanın geleceğine katkısı saptanamaz. Ama ektiğiniz “erken tanı hayat kurtarır” sözü sonsuza kadar yaşar, hasta olmayan bireyin hasta edecek kadar tedavi görmesi de yanına kalır.

Ve derken yeni bir görüntüleme yöntemi daha uygulamaya girer, meme manyetik rezonans (MR) incelemesi, işler tümden karmaşık bir hal alır.

5 thoughts to “Tıpta validasyon (onaylama) sorunu: Taramayla bulunanlar gerçekten ölümcül müdür?”

  1. TIP bir endustridir. Hizmet ve bilim yonu yuzde 10dur. Gerisi yani yuzde doksani Buyuk Eczane denen satanist bati kartelinin oynudur. Insanlarin iyilesmesi istenmez. Hastaliginin idare edilmesi bu arada hastalarin cebinin bosaltilmasi, ve ayrica insanliga toplu bir soykirim yapilmasi amaclanir. Hastanin cebinden gitmiyorsa, bu sefer devletin cebinden gider, devlet borcunu odeyemeyince de limanlarini, kiyilarini, ormanlarini cokuluslu sirketlere satar. Ayrica gunluk kullanilan aletlerde, besinlerde, cocuklara yapilan asilarda, halojenli organik bilesikler, gdolar, bocek ilaclari, agir metaller bulundurulur, ve boylece yeterince hastanin varligi garantilenir. Kanser arastirmasi icin para toplayanlar; ayni zamanda kanserin yayginlasmasi icin ugrasanlar, ve kanseri dogal olarak tedavi edenleri yok edenlerdir. Klinton, BilGeyts gibi kimselerin vakiflari boyle orgutlerdir.

    Yeterince hastalik yoksa, varmis gibi yapilir, bu yuzden erken tani reklami yapilir, ve tani surecinde de radyasyon* verilir, tedavilerin cogu da gereksizidir. Ciddi bir sorunu olmayanlara, kemo, radyo verilir, ameliyat yapilir. Ciddi bir sorun varsa bile genelde basit bir tedavisi biryerlerde vardir. Bu basit dogal tedaviler yasaktir, dahasi, bu tedavileri uygulayanlar, FDA gibi kurumlarin kirli adamlari tarafindan yok edilir. Googleda gcmaf nagalase suspicious suicide diye arayin.

    Bu arada doktorlari suclamiyorum, onlar gorevlerini kendilerine cizilen sinirlar icinde yapiyorlar. Doktorlarin kendilerini egitmesi ve gereksiz uygulamalardan kacinmayi ogrenmesi gerekir. Bu da sistemin tesviklerine ve yalanlarina biraz direnmeyi gerektirir.
    * Radyasyon derken, MR, Rontgen ve Ultrasonun tomografi kadar radyason yaymadigini saniyorum/duydum.

    Yeni Abd baskaninin bu kartelle mucadele etmesini, ve tarihi degistiren bir supurge gorevi gormesini bekliyoruz.

  2. 2014 yılında meme ca tanısı kanuldu. Klasik; ameliyat, kemoterapiler ve ışın tedavileri oldum. Geriye dönmek mümkün olsa idi ameliyattan sonrasını red ederdim çünki.; verilen ilaçların ilikte aşırı hasar oluşturması sebebi ile1 yıl sonra LÖSEMİ (AML) oldum. Halenn tedavi görüyorum. Bundan sonrasını merak etmiyorum ! Tedavilerin hepsi Bir yeri tamir ederken daha kötüsüne yol açıyor. Çekilen eziyet ise karımız kalıyor.

  3. Yavuz bey annemi meme kanserinden kaybettik18 yil yasadi. 54 yasindayim annem kanserli oldugundan her yil mamagrafi cektirmemi istiyorkar vallahi 2 yilda bir gidiyorum her seferinde mamagrafide goruntu iyi alamiyorlar yogunluk varmis ultrasan ile bakiyorlar yok bir sey , birde mr cikardilar onuda cektirdim 27 yasimdan beri bu sureclerden geciyorum cok yipratici okuyor illaki kanser olmak zorunda miyim

    1. Ailenizde degil soyadinizda kanser var, soyadinizi degisitirin. Unlu matematikci bayan Mirzakhani de meme kanseri tedavisinde hayatini kaybetti.

      Ciddi olacaksak, bence mamografiye gitmeyin. Saglikli yasayin. Yaz bitmeden kremsiz olarak guneslenip D vitamini depolayin. Saglikli yasamak ne demektir, heralde internette yeterince bilgi bulabilirsiniz. Mesela hazir corba yerine evde sebze haslama, camasir suyu ve deterjan yerine sabun veya dogal deterjan, civali dolgu yerine beyaz dolgu, sentetik kiyafet yerine pamuk, keten, yun, ipek giysiler, naylon veya kagit bardak yerine cam bardak, teflon yerine celik tencere, gdolu misirozu yerine sizma zeytinyagi..
      Sobaya naylon poset, eski terlik gibi seyler atmamak ta cok onemli.

      Marka ismi vermekte sakinca var mi. Domestos, sanki iylik yapiyormus gibi okullara camasir suyu veriyormus.
      Camasir suyunun uzerinde cok zararlidir diye yaziyor. Ama biz camasir suyu diyince hijyen anliyoruz.

  4. Saygideger Dr. Yavuz DIZDAR Hocamiz, hastalari, hasta yakinlarini ve hasta adaylarini onemli olcude rahatlattiginiz, gariban halkimiza vicdanli.davrandiginiz icin cok tesekkur ederim. Hakikaten tahlil ve goruntuleme sonuclari bizleri ocu gibi korkutuyor. O sofistike cihazlar korkutuyor. Isin aci yani radyolog doktor da pek bilgi vermez, ketumdur, iyiden iyiye korkariz en yalniz, caresiz hayatta hasta rolundeki karabasan anlarimizda. Sagolun varolun. En icten saygilarimla. Eyup Yuksel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir