İki haftadan önce bıraktığımız yerden özetle devam edersek, internette amaçsızca dolanmak zaman çalıcı bir eylem. Kişinin dalışı ne kadar hızlı olursa olsun, dalmaya ayırdığı vakit artmak zorunda, iletişimciler buna “tıklanma sayısı” adını veriyor. Oysa zamanla ilişkili bir karşılık bir dalış süresinin ne kadar uzun olduğu, yani o sayfada ne kadar kalındığıyla ilgili başka bir kavram. Ancak iş pratiğe aktarıldığında sürekliliğin sağlanması için “yeni içerik oluşturulması” gerekiyor. Tıkanılan noktalardan biri bu, yeni içerik oluşturmak o kadar kolay değil, ister istemez tekrara ya da başkalarından habersiz alıntılananın (bazen ters çevrilerek, yazılardan anlıyorsunuz) içeriğe eklenmesiyle sonuçlanıyor. İçerik oluşturmaktan en az etkilenenler ise kuşkusuz siyasi yorum yapanlar, orada yeni konu sorunu yok, hatta bir güne sığmayacak kadar çoğu kendiliğinden ortaya çıkıyor.
İnternet mecrası seçeneklerin çok fazla olması nedeniyle sürekli tıklama, başını seyretme, hoşlanmayınca başka bir şeye dadanma gibi kötü bir alışkanlığı körüklüyor. Ancak algoritma yarım seyredilenleri de öne çıkardığında kalıcılığın çok az olduğunu kendiniz de anlıyorsunuz “bunu seyretmiştim…” hissi, ama hatırlama neredeyse sıfır. Bu hatırlayamama hissinde hızlandırarak seyretme seçeneğinin etkisi de sorgulamaya açık kalıyor. Hızlandırma, hele hele dış uyaranlar da varsa olasılıkla kalıcılığı ya da anlam bütünlüğünü hırpalıyor. İnsanın hoşlanmadığını fark edip bırakması makul karşılansa da, belli bir sürenin aslında hiçbir şey seyredilmeden sarf edildiği açık.
Platformların dolaylı reklam etkisi
O zaman herhangi bir film için yaklaşık bir buçuk saat sınırı, daha kısa seçenekler varsa bunların tercih edilmesi bir seçenek. Ancak henüz bulaşmadığımız, hatta bulaştığımız kısmından bile sıyrılmaya çalıştığımız “streaming” uygulamasının dizi seçenekleri zaman yaklaşımını değiştiriyor. DVD üzerinden deneyimlediğimiz Breaking Bad bunlardan sadece biri, dolaylı yollardan seyrettiğimiz yerli yapım Kulüp de örnek verilebilir, dizi yapımcıları yaklaşık kırk dakikanın ardından merakı koruyacak bir doruk noktayı bölümün sonuna yerleştirmekte hayli becerikli oluyorlar.
Bu “maraton” olarak adlandırılan bir dizinin bir sezonunun bütün halde seyredilmesiyle sonuçlanırken, elbette başka bileşenleri de destekler hale geliyor. Abone olunan platformlarda reklam yok, ama reklam ya da güdüleme zaten dizinin içerisine yerleştirilerek sunuluyor. Hatırlatılan ürünler de çoğunlukla reklamı yasak olanlar, en başta tütün ürünleri ve alkol. Ama dolaylı yoldan yeme isteğini uyarabilecek herhangi bir şahne, yeni kuşağın gecenin bir vakti telefonlarına sarılarak hazır yiyecek ısmarlamalarının çok da mantıksız olmadığını gösteriyor. Yeterli ekonomik kaynağa sahip birinin evden çıkmadan yaşamak, sosyal iletişim becerisini tamamen kaybetmek ve elbette kilo almak gibi riskleri olacağı açık.
Az kullanılan faydalı özellikler
Bu konu uzar gider, lakin en azından YouTube ortamında görsel sunum sayesinde çok daha kolay öğrenilebilecek binlerce kaynak olduğunu da vurgulamak gerekir. Önceki akşam daha önce izleyip izlemediğimi hatırlamadığım dandik filme karşılık ölçü sistemlerinin nasıl kurulduğuna dair yarım saatlik bir video ya da “History of Simple Things” kanalında 7-8 dakikalık “uçak kabinlerinde kimsenin dikkatini çekmeye üçgen işaretleri neden var, mezuralarda belli yerlerde neden karo işareti var” gibi günlük yaşama dair kısa örnekler bulmak da kolay. Bu tür içerikle başlangıçta saçma görünseler ve “ne işime yarar” algısı yaratsalar da doldurulan bilgileri birbirine yapıştırmak konusunda iyi bir işlev görüyor. Üstelik dalışlardan istenen miktarda kumun çıkarılamadığı hissini de ortadan kaldırıyor.
Not: Geçen hafta kısa bir ara vermek durumunda kaldık, internete erişimin düzenli olmadığı durumlarda mecbur kalınan bir yaklaşım, mazur görünüz.