Kanserin neden yengeçle ilişkilendirilmiş olduğu geçen haftalarda da irdelediğimiz gibi hala açık değildir. O halde sorunun yanıtını emsalsiz mitolojik öykülerde aramak da bir seçenektir. Yengeç mitolojide Herkül’ün On İki Görevi öyküsünün ikincisinde karşımıza çıkar. Tiryns kralı Eurystheus Herkül’ü, Hera’nın sırf Herkül’ü öldürmek için yetiştirdiği Hidra’yı öldürmesi için gönderir. Hidra, Yunan mitolojisinde Lerna bataklıklarında yaşayan, dokuz başlı, nefesi bile zehirli olan efsanevi bir yılan canavarıdır. Herkül Hidra’nın yaşadığı Lerna Gölü yakınlarındaki bataklığa ulaştığında zehirli dumanlardan korunmak için ağzını ve burnunu bir bezle kapatır ve Hidra’nın inine, derin bir mağaraya, alevli oklar atar. Böylelikle Hidra ortaya çıkar.
Hidra ve Yengeç’in takımyıldızlara dönüşümü
Herakles için Hidra ile dövüşmek, dokuz canavarla dövüşmek gibidir. Sopasıyla saldırdığı ve kılıcıyla kestiği her başın yerine iki yenisi çıkar. Hidra’nın ölümsüzlüğünü sağlayan ortadaki başa ise diğerlerinin saldırıları yüzünden bir türlü ulaşamaz. Üstelik bataklığın çamuru hareketlerini zorlaştırır. İşte yengeç de bu sırada ortaya çıkar, Herkül’ün ayaklarını ısırıp durur. Nitekim yengeç de Herkül’ün dikkatini dağıtmak için Hera tarafından gönderilmiştir. Oysa Herkül yengeci ezerek ondan kolayca kurtulur, ama Hidra’nın başları yüzünden zor durumda kaldığından yeğeni İolaos’tan yardım ister.
Yakındaki bir çalılığı tutuşturan İolaos’un uzattığı meşalelerle Herakles Hidra’yı ürkütmekle kalmaz, kestiği her başın kesik boynunu dağlayarak yeni başların çıkmasını önler. Geriye kalan son, ölümsüz başı gövdeden ayırarak büyük bir kayanın altına gömer, sonra canavarın karnını yarıp safra kesesine oklarını batırır. Böylece oklarının öldürücü etkisini zehirle pekiştirir. İlginç olan, Hera hem Hidra’yı hem de Herakles’in ayağının altında kalarak ezilen yengeci hizmetlerinden dolayı burçlar kuşağına koyarak ödüllendirir. Önce dokuz başlı canavarı koyu mavi gökyüzü kubbesine Hidra takımyıldızı olarak ve ardından yengeci Yengeç takımyıldızı olarak yerleştirir.
Kanser metaforuna esas benzeyen Hidra’dır
Bu anlatı kanser hastalığının biyolojisi ile ilginç benzerlikler gösterir, ama kansere atfedilen sembolizma yengeçten çok Hidra’ya benzer. Birincisi Hidra bataklıkta yaşamaktadır, yani bataklığın yapışkan toprağına gömülüp istediği yerden çıkar. Bu özellik hastalığın yayılarak başka organlarda da belirmesini çağrıştırır. Üstelik kesilen her başının yerine iki tane çıkar, yani bıçak değdikçe büyümektedir.
Anlatımda kansere atfedilen yengeç ise biraz garibandır, Herkül’ün başına bela olsun diye gönderilse de bir topuk darbesiyle parçalanıp gider. O halde hastalık metaforuna esas benzeyen Hidra’dır, batıp yeniden ortaya çıkmakta, kılıçla (neşter) müdahaleden ise bilakis çoğalarak kurtulmaktadır. Yengeç ise araya giren bir figürdür, ciddi sorun oluşturmasa da Hidra’nın yanı sıra o da burçlar kuşağına konularak ödüllendirilir.
Mitolojinin ve astrolojinin en anlaşılmaz yanı takımyıldızlar kavramıdır. Bu durum noktaların birleştirilmesi bulmacalarına benzer, ama onca benzer yıldız noktaları arasından bir şekil üretmek aslında pek mümkün görünmez. Hayal gücünü zorlarsanız elbette her şey mümkündür, oysa gökteki takımyıldızların biçimlendirilmesi hayal gücüne bile aykırıdır.