Dönüşlü fiil kavramının ortaya çıkışı: Kendini bilme hali

Geçen hafta değindiğimiz fiil ifadelerini bu hafta da sürdüreceğiz. Fiillerin bir kısmını söyledik, hatırlatacak olursak eylemin (kılış ya da iş fiili) gerçekleşmesi için irade gerekir, kişi eylemi sesler aracılığıyla diğerine aktarabilir. Bu tamamen kişinin iradesine bağlıdır, ama bilinç gerektirip gerektirmediği açık değildir. İkinci gurup oluş fiilleri ise kişilerde, varlıklarda kendiliğinden değişen, kendiliğinden gerçekleşen olayları anlatır. Fiili yapan kişi, varlık, özne kendi iradesini kullanamaz. Oluş fiilleri, gerçekleşmesi belirli bir süreye, zamana gerekli olan fiillerdir. Örneğin yaş almak – yaşlanmak bir oluş fiilidir ama yaşlanan kişi bu fiili isteyerek gerçekleştirmez ve yaşlanmak için belirli bir süre gereklidir, hemen yaşlanılmaz. Bu grup içinde uzamak, büyümek, solmak gibi örnekleri de verebiliriz. Oluş dış dünyadan etkilenme halidir. İlkinin aksine ikincisinde farkındalık vardır. Üçüncü gurup ise dönüşlü fiillerdir, özne işi yaparken aynı zamanda o işten etkilenir; fiili yapan da ondan etkilenen de öznedir. Bu fiiller nesne alamazlar, ama beraberinde kendi kavramını doğururlar.

Bir ben var; benden içeri

Zaten durum da bu tanımlamalarla karışır. Birey fiili gerçekleştirdiğinde bunu yapan zaten kendisidir, ama dönüşlülük hali eylemi yapanın ötesinde kendisiyle ilgili bir başka varlığın olduğunu istemeden ima eder. Yemek yediğinizde sorun yoktur, ama iş yıkanmaya gelince eylemin kendinizde dönüştü olduğunu kabul edersiniz, oysa elini, ayağını, vücudunu yıkadı seçeneklerine rağmen “yıkanmak” biçimi gelir. Türkçede dönüşlü fiillerin ifadesinde “kendini” zamiri pak kullanılmasa da yabancı dillerde kendi başka bir kelimeyle ifade edilir (Almanca sich, Fransızca se).

Bizim yorumumuza göre yapmak etmek ile ilgili fiiller konuşarak anlaşmanın ilk aşamasıdır. Birden çok kişinin anlaşması için bu temel fiil yapısı yeterlidir, var olmak kavramı daha sonra işin içine girer. Bu aşamada aslında konuşma becerisini kazanmış olan kişi kendi varlığını fark eder. Ama iş kendi kavramına geldiğinde dönüşlü fiil ortaya çıkar, “işi yapan aynı kişi olduğuna göre, işten etkilenen kendi kavramı nereden doğar?”

Altıncı his kavramı

Anlaşıldığı kadarıyla bu betimleme biçimi de kendiliğinden ortaya çıkmıştır, ancak irade ile iradenin etkilediğinin farklı kaynaklar olması gerektiği sonucunu doğurur. İrade içine yer aldığı bedeni temizlemek istemektedir, o halde onu yıkayacaktır, böylelikle yıkanmış olur. İrade zayıftır ve ahlak sahibi olmak istemektedir, o halde arlanacaktır.

İnsanın beş duyu ve bir de tartışmalı altıncı hisse sahip olduğu ortak kanıdır. Ne var ki altıncı hissin varlığı ölçülebilir değildir, sadece hissedilebilir. Konu bilimsel çalışmaların da ilgi alanını oluşturmuştur, yöntem farklılıkları olsa bile sayısız örnek bunun şansla alakalı olmadığına işaret eder. İnsan aklının söylediği seçeneklerden bu akıl dışı hissiyatı nedeniyle uzak durabilir. Özellikle ikizlik durumunda altıncı his ya da görünmez bağ kavramı daha belirgin biçimde anlaşılır. Konunun bundan sonrası kısmen metafiziktir, zira bilim ruh kavramını da kabul etmez, beyin bilgileri işleyebilen bir biyolojik bilgisayara dönüşür.

Biz de metafizikten uzak durmaya çalışarak kendilik kavramını sürü davranışına taşıyacağız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.