Geçen hafta “kendi” bilincine varmanın ayrı bir aşama olduğunu açıklamaya çalıştık. Sesli iletişimde biri herhangi bir şeyi adlandırabilir, eylemlerine “yemek yapmak” biçiminde adlardan fiil türetebilir. Bir sonraki aşamada komut alabilir, bunu uygulayabilir, konuma sesli yanıt verir, böylelikle iletişim ortaya çıkar. Ancak bunları yapma becerisi “kendi” kavramının ortaya çıkması için yeterli olmaz, kendi farkındalık halidir ve hala açıklanabilmiş değildir. Kendi kavramının ister istemez çağrıştırdığı diğer özellik ise zaman algısının oluşmasıdır. İnsanlar zaman algısının bilincindedir, onu ölçer ve kullanır. Ancak bir hayvanın zaman algısının olup olmadığı (gün ve gece döngüsünü elbette deneyimler) tam olarak bilinmemektedir. Bir kedi genç olduğunu ve giderek yaşlandığını hisseder mi, bir yılan gelecek ayı bekler mi; bu soruların da cevabı yoktur. Bizim naçizane düşüncemiz zaman kavramının oluşmasının da kendi halinin oluşmasıyla ilişkili olduğu yönündedir.
Altıncı his kavramı
Oysa geçen yazının sonunu kendi halinin de ötesinde olan bir altıncı his kavramıyla bitirdik, altıncı histe içten gelen ve açıklanamayan bir hissin insanı ya da hayvanı yönlendirmesi de söz konusu olabilir. Önce karşı görüşü aktaralım. Mesela Evrim Ağacı altıncı hissi, modern bilim tarafından desteklenmeyen ve sahte bilim kapsamına giren bir kavram olarak açıklar. Buna göre duyu dışı algılamalar, bilinçaltımızın fark etmediği duyusal sızıntılar, feromonlar ve ışık yansımaları gibi bilimsel mekanizmalarla açıklanabilir. Örneğin “arkamızdan geleni görmeyip, duymamamıza rağmen hissedebilmemizin birçok nedeni olabilir. Bu sebeplerden en güçlüsü, bizim “duymuyor”, “görmüyor”, “kokusunu almıyor” olmamızın, gerçekten duymadığımız, görmediğimiz veya kokusunu almadığı anlamına gelmediğidir. Bu tip bilinçsiz olarak algıladığımız duyuların toplamına (ve hatta “mistik güç” olarak lanse edilmeye çalışılan diğer algılara da), bilimsel analizlerde, Duyu Dışı Algı (Extrasensory Perception) adı verilir. Algıda seçicilik ve deneyimleyen önyargısı nedeniyle, nadiren gerçekleşen tesadüfi olaylar abartılarak altıncı his varmış gibi algılanmaktadır” (dileyen sondaki ana kaynağı okuyabilir).
İnsanların hayli büyük bölümü ise böyle bir fenomenin varlığına inanır. Astroloji ve fal baktırmak bilinen en sık uygulamadır ve ciddi rağbet görür. Hatta önemli devlet başkanlarının, tarihte ve günümüzde de “kahin” olarak destek aldıkları danışmanlarının olduğu iddia edilir. Altıncı his, duru görü ya da ne derseniz deyin, algılananın ötesini sezme ve söyleme konusunda adı en iyi bilinenler Nostradamus ve Baba Vanga’dır. Kehanette bulunmak çok kolay doğrulanabilir bilgiler sunmaz. “Zamanın biri gelince gökten ateş yağacak” demek çevredeki bir yanardağın varlığında tutarlı bir varsayımdır, ama ucu açıktır, bir gün elbette gerçekleşebilir.
Kehanet kavramı
İleriyi görmek isteği çağlar boyunca bütün kültürlerin ortak ilgi alanı olmuştur, ama kayıtları çok seyrek bulunur. Tarihte kâhinlere düzenli danışan hükümdarlar olduğu gibi, sıra dışı bir kararın, mesela “savaşa devam ya da vazgeçme” benzeri acil ve bağlayıcı durumlarda karaciğer falı kullanıldığı arkeolojik kayıtlardan bilinir. Bu konun detayına daha sonra gireceğiz.
Öncesinde okuma yaparak incelemeye çalışacağımız konuyla ilişkili başka bir kavram var, bu da koloni davranışıdır. Koloni davranışından kastımız bir antilop sürüsünün bir yerden bir yere göz etmesi değildir, canlıların çok büyük kısmı çok muntazam koloniler halinde yaşar, en iyi bilinen örnekleri arılar ve karıncalardır. Koloni bir kraliçenin ortaya çıkışıyla başlar ve devam eder. Yeryüzünün en büyük uygarlıklarını bu yazı dizisine bağlayan kavram ise anlaşmalarını sözlü olarak iletmemeleridir, yani ortada apaçık bir anlaşma biçimi, dil vardır, ancak bu bilindiği kadarıyla ses dalgalarıyla olmaz.
Kaynak: https://evrimagaci.org/6-his-nedir-bilimsel-olarak-nasil-degerlendirilir-349