Bilimsel düşüncenin değişiminde dostluğun önemi

Biz üç boyutlu bir koordinat sisteminin varlığı üzerinden eğitim alırız. Üç boyutlu uzayda herhangi bir yerin tarif edilebilmesi, üç boyutlu yönlendirmeyi zorunlu kılar. Aslında bu sistem bile üç boyutlu değildir, bir noktanın tarif edilebilmesi için erişimin başlangıcını bilmek gerekir, bu da sıfır noktasıyla anlatılır. Sıfır olmadan üç boyutlu konum tanımlanamaz. Ama bütün koordinat sistemleri üç boyutlu değildir, koordinat iki boyutla ifade edilebileceği gibi dört ya da daha fazla koordinata sahip sistemler de geliştirilebilir.

Görsel https://appel.nasa.gov/2011/01/31/mars-on-a-budget/ sayfasından alınmıştır.

Kavrayışımız zamanı dördüncü koordinat olarak koyar, ama zaman bizim oluşturduğumuz algıdır. Çünkü üç boyutlu koordinat sistemi statiktir, bir konum bildirir, siz buna karşılık başka bir konum bildirirseniz, birinden diğerine geçebilmeniz hız kavramına gönderme yaparken, beraberinde zaman kavramını da ortaya çıkarır. Bu eğer eşit parçalara bölünerek gerçekleştiriliyorsa sabit hız söz konusudur, ama bir kütle varsa harekete geçmek için kuvvet gerekecektir. Kuvvetin kütleye etkisi ise anlık gerçekleşmez, bilardo toplarının hareketi bile ıstakanın yarattığı ivmelenmeyle ortaya çıkar. Sabit hız ancak kuvvetin etkisin ortadan kalkmasıyla olasıdır. Bunun bilardoyla açıklanmasının sebebi (pinponda da aynıdır), ıstaka – bilardo topu (raket – pinpon topu) arasındaki kütle farkı ve noktasal ilişkidir. Matematik bu bakış açısıyla mükemmeldir, ama kütleler işin içine girdiğinde hesapların değişmesi gerekir.

Fizik “öngörülebilir aklı” temsil eder

Fiziğin aydınlanmanın başlangıcı olarak kabul edilmesi rastlantısal değildir. Günümüz biliminin başlangıcı sadece bir elmanın yere düşmesinin farklı yorumunun sonucudur, çünkü fizik matematiğin en iyi kullanılabildiği alandır, yarı yarıya teoriktir, ama dünyadan fırlatılan bir mekiğin doğru hesaplamalarla gezegenler sistemi içinde amaçlanan yere erişebilmesini öngörebilir. Bütün yapmanız gereken yerçekimi kuvvetinin aşılması, rotadaki diğer gezegenlerin çekimlerinin ve merkezkaça etkisinin hesaplanmasıdır. Sizin “kopma ivmesi” için kullandığınız başlangıç enerjisi, kat edilecek mesafe arttıkça göz ardı edilebilir hale gelir. Sonlanma aşamasında, yani istenen gezegenin yüzeyine yerleşmesi için gereken enerji artık mekiğin içine yerleştirilebilecek kadar küçüktür. Mekik bu cüzi enerjinin bir kısmıyla gezegene yönlendirildiğinde, hedefin kütle çekimine girer, son hamleniz yerleşmede zarar görmemesini sağlayacak balonların açılmasıdır. Mekiğin ters ya da düz inmesi izafidir, terslik ve düzlük bizim algımızdır. Teknik olarak mekik her şekilde istediğiniz konuma getirilebilir.

Yeni düşüncenin zedelenmeden yerleşmesi dostluğun korunmasına bağlıdır

Bu “doğal süreç” bilimsel algının yön çevirmesinde de elbette geçerlidir. “Bugün için doğru varsayılanlar” yeterli fırlatma enerjisini verebilirseniz ve bunu sürdürebilecek kadar bilginiz varsa bulundukları yerden koparak ayrılırlar. Bilimsel statüko bu kopmayı engelleyemez, zira ataletini korur. Anlatılanı dinlemeyenler, dinlemek istemeyenler yeni duruma adapte olamaz. Bilimin / mekiğin yönü “mevcut kabullenmeden” daha doğru tanımlanmışsa, “statüko” sadece en başta verilmesi gereken kopma enerjisi kadardır. Çünkü her dogma yıkılmak için kurulur, böyle olduğu için de dogmalaşır. Bilime inananlara düşen, bilimin değişime açık olduğunu kabullenmeleridir. Konu bir süre tartışılır, statüko karşı tez üretemezse mekik çoktan hedefine yönlenmiş demektir.

Ama önemli olan yine de iş ve dostluğun karıştırılmamasıdır. İş başka, dostluk başkadır, yani mevcut konumu korumaya çalışanlar, bilimsel anlamda atalet içinde kalsalar da yine dostunuzdurlar. Amaç bilimsel algının değişimidir; öncekini savunanların kırılması değildir. Mekiğin / algının doğru yere yerleşmesinin esası da budur. Düşüncelerin, onları yeni konuma zedelenmeden güvenle indirecek balonları yoktur; onları zedelenmekten koruyacak tek şey sizin her daim baki kalacak dostluğunuzdur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir