Walden

Korkunun üstesinden gelinmesi geçen hafta anlattığımız nedenlerden ötürü çok kolay değildir. Hayatı daha geniş çerçeveden gören birey genellikle bu dar alanla yetinir; dolayısıyla dışarıda daha büyük bir dünyanın var olduğunu bilse bile, görebildiği dar alan hala fazlasıyla yeterlidir. Bu durum bir miktar dibi bilinmeyen ormanın içine yürümek gibidir, ortada bir göl ve bitişiğinde orman vardır (Walden), siz gölün kıyısında dolaştığınız sürece kaybolmak imkansızdır. Ancak cesaret bulur da ormanın içine yürümeye başlarsanız bu durumda güvenlik hissi yitirilir. Önce daldığınız kıyı gözlerinizden uzaklaşır, daha sonra manzara artık ağaçlarla kapanır. Yolu bulurum diye bir kaç değişik ağacı bellersiniz, ama sonra bunun gibi aslında çok fazla ağaç olduğunu fark edersiniz. İleri yürümeye devam ettiğinizde önce içinizi korku bürür, orman aslında belirsizlik olarak görünür. İşte sizin korktuğunuz tam da budur, belirsizlik hissinin bir ucunda yorulana kadar yürümek vardır, oysa birazdan, eninde sonunda hava kararır bu kez göremez olursunuz.

Görsel https://www.inverse.com/article/43237-walden-pond-thoreau-climate-change-urine-swimmers adresinden alınmıştır. Walden sivil itaatsizlik anlayışının öncülerinden sayılan Amerikalı yazar, filozof ve şair Henry David Thoreau’nun Walden Gölü kıyısında, şehirden ve modern hayattan kopuk bir biçimde geçirdiği yıllara ait deneyimlerini anlattığı kitabın adıdır.


Görsel https://www.inverse.com/article/43237-walden-pond-thoreau-climate-change-urine-swimmers adresinden alınmıştır. Walden sivil itaatsizlik anlayışının öncülerinden sayılan Amerikalı yazar, filozof ve şair Henry David Thoreau’nun Walden Gölü kıyısında, şehirden ve modern hayattan kopuk bir biçimde geçirdiği yıllara ait deneyimlerini anlattığı kitabın adıdır.


Korkunun üstesinden gelmek ormanın kenarından içine dalabilmek cesaretini gerektirir. Kıyı ne olursa olsun güvenlidir; tekne örneğiyle devam edelim, kıyı gözden kaybolmadığı sürece yönünüz bellidir. Ama bir kere kaybettiğinizde bu kez bütün deniz aynı görünür. Kısmen dalgalı, kısmen durgun, gücünüz tükenene kadar kürek çekersiniz. Mesele açılma kararını almaktadır, artık kıyı olmadığına göre bu durumda ileri gittiğinizde, biraz da duyularınız ve duygularınız yardım ettiğinde, yeni bir kıyının da bulunması olasıdır. Kürek çekmekten yorulup gücünüz tükendiğinde ise bu kez kendinizi ister istemez akıntıya bırakırsınız. Bunun orman karşılığı ise hiç olmaza bir akarsu yatağı bulmaktır, evler ve yerleşimler akarsuyun kenarında kurulacaktır, bunu bilirsiniz.

Kopmak

Mevcut olan, ait olunan durumdan kurtulmanın aslında doğada sürekli karşılığı vardır. Mesela meyveler olgunlaştığında da aynı süreç yaşanır, olgun meyvenin sapı kaçınılmaz bir biçimde daldan ayrılır (kelimenin orijinal karşılığı absizyon, meyvenin daldan ayrışmasını anlatır), mevsimin geldiğini düşünürsünüz. Çünkü bu kez meyvenin yeni ağaca dönüşmesi umudu vardır. Nitekim aynı senaryo doğumda da tekrarlanır, zamanı geldiğinde yeni yolculuk başlar. Bebeğin eşi annenin rahminden ayrılır, geride sadece güvenilir bir annenin kolları kalır, sizi bu kez kucağına alır. Hayat denen şey zaten tekrarlardır, o halde orman ya da deniz, ağaçlar ya da sular sizi neden kucaklamasın? Kucaklar elbette, ama her şeyin ayrı bir dili vardır, konuşmayı becermeniz biraz zaman alır. 

Cesaret

O halde, eğer mesele korkunuzun üstesinden gelmekse, ilk aşama mevcut güvenli durum ya da dar pencere, bunu aşmaktır. Daldan ayrılmak belirsizliktir, ama belirsizlik bile yine umuttan beslenir, yani olmamasından değil olmasından karşılık bulur.  Ne var ki toplumsal tutum farklı farklı şeyler söyler. Şarkı “işçisin sen işçi kal” der, ama sorunun işçi kalarak çözülemeyeceğini biliyorsanız, bu kez de işçilere laf anlatmaya dayanırsınız. Söz “dereyi geçerken at değiştirilmez” der, tam tersi de söz konusudur, bu kez “boğulacaksan büyük denizde boğul”dur. Çünkü meyve eninde sonunda bir kuş tarafından yutulur, çekirdek sindirilmeden geçer, bu geçiş onun mayası olur.

Eninde sonunda seçim sizindir, önce içten bir geçiş hakkı istenir. Hak verilirse, orman ya da deniz, yeni döngüye girilir. Geçmişi okuyun, ne kadar tarih yazan varsa, yaptıklarının tek ifadesi “cesaret” olur. Arkanızdan ağıtlar ya da destanlar yazarlar, oysa hiç lüzumu yoktur, bütün olasılıklar sadece belirsizlikten korkmamakla vuku bulur. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir