Skip to main content
yks 4.4.2016 080414

“Gerçekten tavuk” üretmek isteyen varsa lütfen ses versin!

Geçen haftaki ‘TAVUK’ DAVASI: “Ilık suda 20 dakikada” kaybedilmiş bir itibar öyküsü” başlıklı yazıya gelen bütün yorumlar için teşekkür ederim. Bu yazının amacı ise hem eleştirilere yanıt vermek, hem de piliç / beyaz et yetiştirme mantığının, yani aslında 4-6 aydan önce olamayacak bir büyütme hevesinin nasıl ortaya çıktının açıklanmasıdır. Zira bu durum aslında ülkemizde var olan, ama “kısa sürede daha çok kazanmak” güdüsüyle (zorunluluk ya da hırs) kaybedilen tavukçuluğun öyküsüdür.

 

Önce çok kısa tarihçe: Türkiye’de tavukçuluk aslında vardır, bugün mevcut firmaların bir kısmının geçmişi 50 yılın bile gerisine gider. Üretimi artırmak amacıyla “fenni tavukçuluk” olarak ortaya çıkan girişimler ise 1980’lere dayanır. Ben bu dönemi doğrudan kurucusundan dinledim, “memlekete bir hayrımız dokunsun” diyen Hanri Benazus ve arkadaşları tarafından başlatılan girişim (Yu-Pi), rahmeti Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın da desteğiyle meşakkatli, ama önemli bir ekonomik boyuta gelir. Ne var ki 1990’lara gelindiğinde, doğrudan antibiyotikli yeme dayalı Batılı şirketlerin girmesiyle birlikte “fenni tavukçuluk” da batar. İşte bundan sonrası, bugün hala devam eden “entegre beyaz et tesisi” dönemidir. Çünkü piliç / beyaz et üretiminde karlılığın esası, en kısa sürede (40-45 gün), en az yemle (1.7 kg yeme karşılık 1 kg beyaz et) en çok üretimdir. Üretilen şey tavuk olmadığından “sağlıklı beyaz et” yakıştırması yapılır, bugün bildiğimiz bütün büyük üreticiler bir şekilde “entegre beyaz et” sistemine dönüşür. Bu dönüşüm “piyasa şartları gereği zorunludur”, zira tavuk ile piliç aynı sanılmaktadır. Bakanlığın ilgili “kanatlı” biriminin kuruluşu bile henüz yenidir. Daha az yemle daha hızlı büyüme ise, geliştirenler tarafından çocuksu bir açıklamayla “herhalde gizli enfeksiyon var, bunu antibiyotikle tedavi ediyoruz ki hayvan serpiliyor” şeklinde akla uydurulur.

Rüzgar tersine döndüğünde önce taşeronlar etkilenir

“Gizli enfeksiyonu tedavi ediyoruz” biçiminde ortaya çıkan “akla uydurma” zaten ülkemiz kökenli değildir, lütfen “Tavuk sanılan, piliç denilen kuş” başlıklı yazıları okuyun, Amerikan endüstrisinin vardığı konum Türkiye’ye ithal edilir (*). Aynen “kafeste ve sentetik yemle” üretim yapan “yumurta endüstrisi” için geçerli olduğu üzere, “ucuzlatılmış” beyaz et antibiyotikler sayesinde bol miktarda üretilebilmektedir, ama beyaz et endüstrisi kafesten de muaftır, hem yapay, hem daha kolay genişler. Çünkü yapay genişlemenin (riba olarak adlandırılır) en kolay yolu sizin adınıza üretim yapacak birilerinin bulunmasıdır, buna taşeron adı verilir. Taşeron üretim yapan yerlere civciv ve yem aktarılır, 40-45 gün sonra hayvanlar toplanarak kesimhaneye, yani entegre beyaz et tesisine götürülür. Bu işin endüstri için kazancı çok daha büyüktür, çünkü “beş yıldızlı” üretim tesisi (!) açılmasını gerektirmez, beyaz ete talep olduğu sürece de son derece sürdürülebilir bir genişlemedir. Dahası bu anlattıklarımın “beş yıldızlı, hatta klimalı” tesisle zaten bir alakası yoktur, civcive verilecek GDO dahil antibiyotikli kimyasal yem yeterlidir. Klima ibik gelişmediği için (metabolizmanın çıkarttığı sıcaklığın dengesi), kapalı alan ise aydınlatma (ışık olduğu sürece yeme) ve enfeksiyon riski için gereklidir.

“Halk yanlış yönlenmez”, ama taşeron kolay kandırılır

Ne var ki vatandaş yediği şeyin tavukla ilgisi olmadığını anladığında, yani ortada tavuk değil, kimyasallar sayesinde aşırı büyümüş hasta bir civciv olduğunu fark ettiğinde rüzgar tersine döner. Zira “sağlıklı beyaz et” (bilerek ya da bilmeyerek) kıymeti kendinden menkul bir kandırmacadır, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika’da ortaya çıkmıştır (olası arka planı anlatmayacağım), aynen margarinde olduğu üzere 40 yıl sonra bize de bulaşmıştır. Mamafih Amerika yapısı itibarıyla düzenlidir, beyaz et yanılgısını da içselleştirir, “National Chicken Council” (Ulusal Piliç Platformu) gibi kuruluşlarla halka benimsetir. Ülkemizde konuyu savunan bütün birimler de bu düşünce biçiminin kötü birer kopyasıdır. Gelin görün ki Türkiye’de vatandaş coğrafyanın doğası gereği uyanıktır, 40 günde tavuk olamayacağını da bilir. Rüzgar tersine döndüğünde ise, bunu oluşturan endüstri geri basmaya başlar, öncelikle taşeron üretimi durdurarak kendini kollar. Kendisi için üretim yapan, yani ailelerinin geçimini kendine bağlayan taşeronlara makul bir açıklamada bulmak zorundadır, dolayısıyla “dava açtık” der.

Bu üretim sistemine dahil sevgili arkadaşlarımız bilsinler ki, endüstrinin münferit ya da birleşik açtığı yürümekte olan bir dava yoktur. Onlara telkin edildiğini düşündüğüm (linki yollanan) “kazandık” dedikleri dava da (eğer oysa) Ocak 2016’da reddedilmiştir (adı geçen dördüncü dava). Bir büyük şirketin bir üniversiteye yaptırdığı ve mahkemeye delil olarak sunduğu çalışma ise dava değildir, “hayvanların en iyi koşullarda bile giderek artan oranlarda ölmekte olduğunu” teyit etmekten öteye geçememiştir.

Ama bütün bunlardan daha ağırı, işin içinde olan endüstri ve veteriner hekim arkadaşlarımız anlattıklarımı zaten bilmektedir.

Dolayısıyla taşeron arkadaşlarımız hiç kasvete düşmesin, lakin “gerçekten tavuk” üretmek isteyen varsa lütfen ses versin!

(*) Hızlı büyüme “hayvanın soyunun geliştirilmiş olması” ile ilgili bir kavram değildir. Genetik seçilmenin etkisiyle daha büyük bir hayvan ortaya çıkabilir; ama bu aşırı uca kayma hayvanın tamamen doğal koşullarda bile bir yıldan fazla yaşamasına olanak tanımaz. Bilakis doğası aşırı zorlandığı için enfeksiyonlara fazlasıyla açıktır; küresel kuş gribi tehdidinin nedeni de (aynen domuz gribinde olduğu üzere) budur.

“Gerçekten tavuk” üretmek isteyen varsa lütfen ses versin!” hakkında 36 yorum

  1. Mehdi Bey ben az yerim pilici sizde öyle yapın demişti, demek sebebi buymuş.

  2. “…onlara muhakkak emredeceğim de Allah’ın yaratışını değiştirecekler.” Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı yandaş edinirse açık bir hüsrana kesinlikle yuvarlanmış olacaktır.”

    1. Allah razı olsun. Keşke kendisine Müslüman diyen bir dolu zerzevat, Allah’ın ne emrettiğini böyle anlasalar da bu durumlara düşmesek.

    2. Evet bu ayet insanın kulaklarında cınliyor, kuran herseyden haber veriyor insanoğluna.Duymak yada duymamak onun insiyatifinde

  3. Yavuz Bey, teşekkürler tekrar.
    Daha geçenlerde ünlü bir markanın pilicini aldım. Nasıl bu kadar et olabiliyor anlamadım. Ayrıca biraz fazla haşlamışım kemikleri omurgaları kırıldı, nerdeyse püre gibi oldu.Ne tadı vardı ne tuzu. Kemikleri ile rondodan geçirsem çok güzel tavuk köftesi olurmuş. Ben de sokaktaki kedilere verdim.

    Dileyen isteyen yesin ama biz ailecek pek tercih etmiyoruz. Çevremdeki birçok insan da almıyor fakat siz açıklama yaptığınız için değil, yedikleri şeyin ne olduğunu anlayamadıkları için .

    1. Yerel tohum derneği kurucusu Hakan Mehmet Karahanoğlu’nun iZMİR Seferihisardaki çiftliğinde organik ve doğal köy tavuğu yetiştirdiğini duyar duymaz koştum gittim,son kalan iki tavuğu aldım eve getirip kesince tavuk etinin beyaz olmadığını gördüm,kuzu eti gibi bir rengi vardı.Tencereye haşlamak için koyduğumuzda evi mis gibi bir koku sardı,çocuklarım ve ben ömrümüzde ilk defa böyle lezzetli bir tavuk eti yedik.

      1. Onlar kas et değil organik dedikleriniz çok geziyo kendi gübrelerini yiyor ya o yuzden kas yapıyor tabiki kasın rengide farklı olacak yazık günah verdiğiniz paraya boşuna ama anlaşılmıyor dar ya pencereniz oyuzden hep olumsuz söylenenleri doğru sanıyorsunuz. Ben kendi bokunu yiyen organik tavuk yemem eğer o tavuk organiksede yazık boşuna okumuşum onca sene. ama tercih sizin belki siz oyle seviyorsunuzdur

        1. sayın ılgın karagül,yuvarlak cevaplar yazmadan.zannedersem tarımla ilgili bir eğitiminiz var.daha açık yazarsanız bizde bilgilenmiş oluruz.tek gerekçeniz b*kunu yemesi değildir herhalde.

          1. Evet veteriner hekimim. aynı zamanda yüksek lisansımı kanatlı üzerine yaptım.

        2. Merhaba. Tarım ürünlerini de yememenizi tavsiye ederim. Çünkü tarımsal ürünlerin yetiştiği topraklar eğer ki ürünün ihtiyacını karşılayacaak mineral vb. gibi maddelerden yoksun ise bunu sağlaması için gübre (hayvan dışkısı, saman, bitki artıkları vb. karışımı) kullanılır. Bunu hepimiz biliyoruz. Peki tavuk bunu yapınca sorun ne oluyor? Aydınlatırsanız sevinirim. Şimdiden teşekkürler.

        3. Türkiye’de her şeyde olduğu gibi, eğitim de göstermelik. Üniversiteden mezun olunuyor ama bu mezun olanlar daha dil bilgisinden, imla kurallarından habersiz bir şeyler çızıktırıyorlar. Doğduğum andan itibaren, tavuk, hindi, ördek, kedi, köpek, güvercin, kanaryalarla dolu bir evde yetiştiğimden evimize en çok gelen sağlık görevlisi veterinerlerdi. Şimdi de evimde, bahçemde birçok hayvan beslediğim, ayrıca sokak hayvanlarının tedavilerinde yardımcı olmaya çalıştığım için pek çok veteriner ile muhatap oluyorum. Bu sayede Veteriner fakültelerindeki eğitimin içler acısı olduğunu sanıyorum. Hayvansever insanların bu bölümde okuması gerekirken, YGS sayesinde önüne gelen puanı tutan bu bölüme kaydediliyor. Bence Veterinerlik Fakültelerine YGS sınavı dışında bir de hayvanseverlik testi yapılması gerektiğini düşünüyorum. Maalesef bugüne kadar muhatap olduğum veterinerlerin %99,5 kendisine emanet edilen hayvanlara birer “mal” olarak bakmaktadır. Ve bu yüzden ülkemizde pek çok hayvan gereksiz bir şekilde Veteriner hatalarından dolayı ölmektedir. Maalesef pek çok veteriner, bir aşı daha fazla yapayım, bir serum daha takayım derken masum hayvanlar kaybediliyor. Denetimsizlik en büyük sorun.
          Tanrı masum hayvanları açgözlü veterinerlerin elinden korusun.

        4. Sizin marketten aldıklarını yetiştiği ortamda bir birilerinin bokunu yemiyomu iyi araştır bence

  4. Kardeşim işi gereği sık sık şehir dışına çıkıyor.İstanbul civarında artık irili ufaklı pek çok “işletme” doğal tavuk ve yumurta üretip satıyor.Tavuk geç büyüdüğü için daha çok yumurta oluyor.İşletme derken kendi köyünde yaşayan insanları kastediyorum.”Talep” arttıkça “arz” da artmakta.Toplum bilinçlendikçe talep de artmakta.
    Bence, endüstrinin tepkisinin çoğalması sizin ne kadar doğru bir yolda olduğunuzun kanıtıdır.Kaleminize ve yüreğinize sağlık,teşekkürler.

    1. Bence bütün köydeki tavuklar toplatılmalı ve gömülmeli. Bu işi de profesyonel üreticiler yıllarını vermiş gönüllerini bu mesleğe adamış insanlar yapmalı

      1. Siz de onlardan birisiniz herhalde Ilgın hanım ya da bey. Ben kemikleri cam gibi kırılan tavuk yemem. 80’li yılları çocuk olarak geçirdiğimden, gerçek tavuk’un neye benzediğini de bilirim. O, gönüllerini neye adadığı da belli olmayan insanlar da sizin olsun.

        1. ASLINDA BEN ONLARDAN ÜRETMİYORUM HATTA HİÇ ALAKAM YOK. BİZ ÇOK GEÇ PİŞEN TAVUKLARI KESİYORUZ. ANCAK YURTİÇİNDE PEK DEĞİL HİÇ TUTULMUYOR %100 İHRACATA YOLLUYORUZ. EH İNSANLARDA HAKLI YAKLAŞIK PİŞMESİ 2 SAATİ BULUYOR DÜDÜKLÜ TENCEREDE HEM ELEKTRİK İSRAFI HEM DOĞALGAZ İSRAFI HEMDE EN DEĞERLİ ŞEYLERDEN BİRİSİ OLAN ZAMAN KAYBI. AYNI ZAMANDA YUMURTA ÜRETİCİSİYİZ.

      2. Adamış-mışmış… güldürmeyin bizi. Kamu çalışanıyım ve etrafımdaki en az sizin kadar eğitimli insanların hepsi köy tavuğu peşinde.

        1. AH NE YAZIKKİ EĞİTİMLERİNİZİ TAMAMLAYAMAMIŞSINIZ. SİZİN VE ARKADAŞLARINIZ ADINA ÜZÜLDÜM.

  5. Hocam Sakarya Geyvede yaklaşık 35 dönüm arazide 3 yıldır çalışmasını yapıyorduk. Ekonomik sebeplerden ara vermiştik. Tekrar başlıyoruz. Doğa Tavuk-Doğa Yumurta facebook sayfamızdan çiftliğimizi görebilirsiniz. İnternet sitemiz birkaç güne tekrar yayında olacak. Saygılar;

  6. Bio diye satılan tavuk etleri de çok kısa sürede pişiyor. Annemden duyuyorum tavuk etini saatlerce pişirmek gerektiğini. Üzüntüm bebeğim hasta olduğunda tavuk suyuna çorba yapamıyor oluşumdan.

    1. Sen bence tavuksuyuna çorbaya devam et. Yemin ediyorum tavuklarda hiç bir sıkıntı yok gönül rahatlığıyla yiyebilirsin çocuğunada yedirenilirsin. İnanma çıkan haberlere hepsi aldatmaca ama niye yspıyolar bilemiyorum

  7. Selamlar hocam ,ben de sizin gibi bu etlik piliç ,namı diğer Ross308 olayına çok meraklıyım.Neden derseniz , ne yerseniz osunuz.Ve bu insanlara yemeleri için sunulan şey bir kuş değil bir hayvan değil bu tıpkı filmlerden çıkmış bir android yaratık .Allah’ın en az doksan yüz günde oluşmasına izin verdiği şeyi ilaç ve genetik ile 42 güne indirmek ve indirdiği her gün için de kar marji hesabı yapmak, sonra da insanlara bunu yedirmek …suç olmasa bile vicdanen büyük problem .Ha ben ne mi yapıyorum , tamamen Hibrit olmayan , Yani yumurta verme ve kendine benzer yavru verebilme kabiliyeti olan köy tavuklarını kuluçka makinamda civciv olarak çıkarıyor , ve doğal büyütme ile besleyip yumurtasını ve etini yiyorum .Bunu bilhassa çocuklarım için yapıyorum , ve çok da keyif alıyorum .yapabilen herkese de tavsiye ederim .Saygılarımla .

  8. Çalışmalarınız ve çabalarınız için sağolun, varolun. Sizin gibi insanlara çok ihtiyacımız var, sayenizde bir dayanağımız var ve yalnız olmadığımızı biliyor olmamız çok önemli. Çok teşekkürler!

  9. Merhaba, bu anlatılanlar marketlerden aldığımız hindi etleri için de geçerli mi? O da çabucak pişiyor.. Ya diğer etler?…

    1. Çabuk pişmesi kötü bişey değilki ne güzel zamanda tasarruf, enerji kaynaklarımızdan tasarruf , pratik … Bu anlatılanlar tavuklar için zaten geçerli değil ki…

  10. FİLLER VE PİLİÇLER
    2004 Hint Okyanusu depremi ve tsunamisi
    https://tr.wikipedia.org/wiki/2004_Hint_Okyanusu_depremi_ve_tsunamisi
    230 Bin ile 250 Bin arası kişinin yok olduğu Hint okyanusu depreminde Endonezya en ağır zararı alan ülkeydi, onu Sri Lanka, Hindistan ve Tayland izledi. Eski ismi Seylan olan Sri Lanka Hint okyanusuna toplam 1,340 kilometrelik sahil şeridine sahiptir. Merkez üs 3.316°N 95.854°E Endonezya’nın Sumatra adasının batı kıyısı açıklarında olan deprem 30 metreye çıkan dalgalar üretti. Depremin meydana getirdiği tsunami Sri Lanka’ya ulaşamadan adada bulunan filler ve diğer hayvanlar Pidurutalagala dağının yüksek tepelerine kaçarak en az hasarla kurtuldular. Hint okyanusunun tam ortasında birçok haritada bile gösterilmeyen küçücük bir adada Amerikan hava üssünde olan insanlar ERKEN UYARI SİSTEMİ olduğu için uçaklarına binip kurtuldular Endonezya ve Sri Lanka’ da yaşayan zavallı 250 Bin insan ÖLDÜ.
    Kedi testi : Semt marketinden salam sosis türü piliç ürünü alın mahallenizdeki çöpün başında bekleyen aç kedilere verin; YEMEZLER !

  11. Sn Ilgın.Değerli Hocamın katkılarını,bilgilerimi artırmak için;tesadüfen yorumları da okudum.Tüm yazdığınız yorumlar sanırım şaka.Haklısınız.Değerli Hocamın anlattıkları zaten tavuk değil beyaz et için.

  12. Hocam tekrardan merhaba….
    Artık böyle bir çaba var… Ama çok küçük… Emekli olan bir arkadaşım Kırklareli’nde köyünde tavuk ve yumurta yetiştirmeye başladı. İstanbul’a biraz uzak ama 15-20 güne bir gidip gelen oluyor yumurta tavuk gönderiyor.. Afiyetle yiyoruz.. Yumurtaları tanesi 1 tl’ye tavukları ise 30-40 tl arası gönderiyor.. Bazen Çatalca’nın köylerine gidiyorum oradan da alıyorum.. Hatta orada bir kasabım var, gezen hayvan eti de ne bulursam alıyorum… Neyse asıl söylemek istediğim… Bu konuda örgütlenmek gerekiyor.. Biz mesela bir kaç kişi olduk…. Yavaş yavaş…. Talebi artırmak gerekiyor…. Bu konuda en büyük karşı çıkış bu tip beslenmenin pahalı olduğu… Bence yanlış…. 1- Sigarayı bırakacaksınız.. Yaklaşık aylık 500 tl eder.. Bu da ayda yaklaşık 12 kilo et… Günde neredeyse yarım kilo et eder… 4 kişilik bir ailenin et gideri… Haftada bir gün de balık yeseniz… Sonra günde 5 yumurta da ayda 150 tl ediyor… Süt 5 litresi 12 tl… Haftada 5 litrelik yoğurt yapıyorsunuz… Bir 5 litre de kefir yaparsınız… 100 tl de süt ve yoğurt gideri.. Alın size aylık protein gideriniz sadece 750 tl.. Hem de herşey doğal… Evde herkesin termosu var.. Termosa yoğurt, ayran, kefir koyup çantamıza atıyoruz… Sebzeleri yazdan alıp konserve yapın… VS…. Vs….. Dışarıda yemek yemeyin… Örneğin çalışan insanların çoğu öğle yemeklerini dışarıda yiyor.. Ben de öyle yapıyordum… Artık öğle yemeği yemiyorum… Dışarıda yemek yemiyorum.. Poğaça börek çörek tatlı da yemiyorum… İnanın bana bunlara verdiğiniz parayla çok daha temiz ve sağlıklı beslenebilirsiniz… Ben kendimce artık belirli bir eşiği geçtim sayılır… Herkese saygılar sevgiler.. Sağlıklar….. Dilerim….

  13. sanırım herkesin genel olarak derdi marketten tavuk eti olarak aldığı etin ne olduğunu bilmemesi çoluğuna çocuğuna yedirememesi sağlık endişesi vs.cok merak ediyorum acaba tavuklar hormonla antibiyotikle yetiştiriliyor diyenlerin acaba yem katkı maddeleri diye bir mevzuattan veya bakanlığın bunlarla ilgili denetlemelerinden ya da Haccp denilen yapıdan haberi var mı?sözüm gıda tarım hayvancılık veya sağlık bilimleri ile ilgili herhangi bir eğitim almamış ahmet amcaya ayşe teyzeye değil elbette onlar isminin önüne aldığı eğitimin ünvanları yazılan insanlara inanır.Ancak gerçekten merak ediyorum bizim ürünlerimiz madem bu kadar sağlığa zararlı nasıl ihraç edip tonlarca lira kazanabiliyoruz veya madem bu konu yıllardır gündemde neden tavukların hormonlu antibiyotikli olduğunu söyleyen hiç kimse bunları bilimsel gerekçelere dayandıramıyor neden referans laboratuvarlarında kanıtlanıp belgelenemiyor?ben cevap vereyim çünkü öyle bir şey YOK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir