Skip to main content

İrlanda mucizeyi nasıl gerçekleştirdi?

Bu hafta ekonomik olarak büyük atılımlar yapmış bir ülke olan İrlanda’dayız. Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD), özellikle ilaç sanayi açısından büyük yatırım almış olan İrlanda örneğini yerinde incelememiz amacıyla Dublin’de yoğun bir toplantı dizisi gerçekleştirdi. Size bu toplantılardan izlenimlerimizi aktaracağım. İrlanda’nın öyküsünü önce rakamlarla ifade etmeye çalışayım. 1980’ler birkaç yüz milyon dolar olan ihracat 2004’e […]

Devamını Oku

Variller

Tuzla’da bulunan zehirli atık varilleri gündemimizi aslında olmasından daha az doldurup kanıksamazlığa terk edildi. Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin “ülkenin önde gelen bir ilaç şirketi sahibi ve sanayicisi” açıklamaları kamuoyu için doyurucu değildi, hele olay aslında gün toprak altındaki boyutlarıyla her geçen gün daha da fazla büyürken, tatminkar bilgi verilmesinden neden kaçınıldığı da anlaşılamadı. […]

Devamını Oku

Çocuklara bir ev yapmak

Ekonomik sıkıntıların ve çarpık kentleşmenin yarattığı çok önemli bir sorunumuz var, bu sorun çocuklarımıza yeterince vakit ayıramamamızla ilişkili. Çalışmak zorunda olan anne ve babalar, yetersiz nüfus planlaması nedeniyle artan aile başı çocuk sayısı ve bütün bunlara karşılık azalan aile ilgisi çocukları ister istemez sokağa itiyor. Ailem Olsun Derneği sokakta yaşayan ve çalışan çocuklara yerel ve […]

Devamını Oku

TASSA toplantısında yanıtı aranan soru: Türkiye Ar-Ge yapabilir mi?

Turkish American Scientists and Scholars Association’ın (TASSA) toplantısı bu yıl Philadelphia’da yapıldı. Detaylarını daha sonra aktaracağım bu toplantıda benim özellikle bulunmak istememin nedeni “biz neden Ar-Ge yapmakta zorlanıyoruz, neden en yetişkin kadrolarımız başta Amerika olmak üzere yurtdışına yönleniyorlar ve biz onları bir şekilde yeniden Türkiye’ye çekebilir miyiz?” sorularına cevap aramak idi. Bu konuyu tartışmamın en […]

Devamını Oku

Tıpta bilimsel gelişmenin itici gücü nedir?

Bu hafta sizlerle bilimsel gelişmenin itici gücünün ne olduğunu tartışmak istiyoruz. Öncelikle belirtelim ki, bilimsel gelişmenin itici gücü kuşkusuz meraktır. Merak duygusu (güdüsü desek belki daha doğru) doğa bilimlerindeki öncü düşüncelerin temelini oluşturur. Günümüze ulaşıldığında merak hala önemli bir itici güçtür, ancak araştırmanın bir ucuna, bunun kazanca dönüştürülebilmesi de eklenmiştir. Şimdi benzer soruyu daha özel […]

Devamını Oku

Şemdinli iddianamesi ne anlatıyor?

Hakkında iddialarda bulunurken iki kere değil, defalarca düşünülmesi gereken kurumlar vardır. Bizim ülkemizde bu kurumlar içerisinde çok değil bundan 20 yıl önce bir çırpıda beş altı tanesini sayabiliyorduk (herkesin bakış açısı ve görüp geçirdiklerinin farklı olduğunu dikkate alarak burada sadece kendi adıma saptamada bulunayım, ordu, polis, adalet, üniversite gibi bir sıralamaya gideyim). Buna karşılık aradan […]

Devamını Oku

Memleket sevgisi nereye gitti?

Doktorlara mecburi hizmet konmasına yönelik yasa konusundaki itiraz üç gün önce Anayasa Mahkemesi’nden döndü ve mecburi hizmet resmen geri gelmiş oldu. Lakin sakın bu girişe bakıp tıpla ilgili bir yazı yazacağımı düşünmeyin, benim bu noktadaki eleştirim, memleketin gereksinim duyduğu bir görevin neden mecburi hale getirilmek zorunda olduğunu sorgulamak olacaktır. Hiç unutmam, 1982’de İstanbul Üniversitesi’ne girerken […]

Devamını Oku

Bilinmeyenin sınırları: Adem ve Havva nerede yaşadı?

İnsanın ortaya çıkışının başlıca iki söylencesi vardır. Kutsal metinlerde yer alan Adem ve Havva söylencesi, insanın yaratılmış olduğunu anlatır. Tanrı tarafından yaratılmış olan Adem başlangıçta cennete yaşamaktadır, ancak yalnızlıktan sıkıldığı için Tanrı’ya yalvararak kendisine bir eş yaratmasını ister. Tanrı Adem’in bu isteğini kırmaz, onun uyuduğu bir sırada kaburga kemiğini aldı ve ondan Havva’yı yaratır. Cennetin bütün nimetlerinden yararlanabileceklerini, bir tek Yaşam (Bilgi) Ağacı’nın meyvesinden yememeleri gerektiğini buyurur. Lakin Adem ve Havva’ya boyun eğmemek konusunda Tanrı ile tartışmış ve lanetlenmiş olan İblis bir gün yılan kılığına girerek Adem ve Havva’yı kandırır ve yasak elmayı yemelerine neden oldu. Adem ve Havva yasak meyveyi yediklerinden birden kendilerinin farkına varırlar, çıplak olduklarını görürler ve utanırlar. Tanrı onları çağırdığında saklanıp utandıklarını söylerler; Tanrı böylelikle yasanın çiğnenmiş olduğunu ve yaşam ağacının meyvesinin yenmiş olduğunu anlar, onları cennetinden kovar. Dünyaya sürülen (düşen) Adem ve Havva burada çoğalıp insan soyunu oluştururlar.

Devamını Oku

Hiçlik

Bize eğitimimiz ve öğretimimiz adına kurumsal olarak öğretilenler sahip olduğumuz pozisyonu yükseltmeye yöneliktir. İlk ve orta öğretimi bitirir, adından yüksek öğretime geçeriz. Bu yetmez uzmanlaşma, mastır, doktora peşine düşeriz, hatta bu da yetmez akademisyen olmakta ısrar edip, doçentlik ve profesörlük peşinde koşarız. Bunlar öğretimle ilgili yükselmemizin hedefleridir. İşle ilgili yükselmemiz de aslında farklı aşamalar dizisi […]

Devamını Oku

Hiçlik

Bize eğitimimiz ve öğretimimiz adına kurumsal olarak öğretilenler sahip olduğumuz pozisyonu yükseltmeye yöneliktir. İlk ve orta öğretimi bitirir, adından yüksek öğretime geçeriz. Bu yetmez uzmanlaşma, mastır, doktora peşine düşeriz, hatta bu da yetmez akademisyen olmakta ısrar edip, doçentlik ve profesörlük peşinde koşarız. Bunlar öğretimle ilgili yükselmemizin hedefleridir. İşle ilgili yükselmemiz de aslında farklı aşamalar dizisi […]

Devamını Oku