Skip to main content
Kimera (Resim http://vignette2.wikia.nocookie.net/dragonsdogma/images/0/06/Chimera01.png/revision/latest?cb=20120615060217 adresinden alınmıştır)

Tıbba “anlam” temelinde bakmak açıklamayı değiştirir

Tıpta modelleme ciddi bir sorundur, bunu sık sık ifade ediyoruz. İnsanın içine doğduğu ve bugün artık molekülünün detayına kadar inceleme becerisine sahip olduğu biyolojik sistemi, yani yaşayan canlıları anlaması olasılığı ise çok düşüktür. İnsan görebildiklerini bu nedenle kendi yapabildiklerine (motor, boru vb.) benzeterek açıklar. Oysa meselenin felsefi kısmı daha derindir. Meme örneğini vererek açıklamaya çalışalım, meme erkeklerde de bulunan, ama dişilerde süt verme özelliği gösteren bir dokudur. Bu doku dişinin adet döngüsünden, ama memelilerde özellikle hamilelik halinden etkilenir. Bebeğin anneden ayrılmasıyla birlikte süt salgısı başlar. İlk salgıya kolostrum adı verilir, süte çok fazla benzemez, büyüme faktörleri ve bağışıklık moleküllerinden çok zengindir. Süt bundan sonra gelmeye başlar. Felsefi soru ise şudur: “Meme dokusu annededir, ama işlev olarak yeni doğanın beslenmesini sağlar. Bu durumda meme kime aittir, anneye mi bebeğe mi?”

Kimera (Resim http://vignette2.wikia.nocookie.net/dragonsdogma/images/0/06/Chimera01.png/revision/latest?cb=20120615060217 adresinden alınmıştır)
Kimera (Resim http://vignette2.wikia.nocookie.net/dragonsdogma/images/0/06/Chimera01.png/revision/latest?cb=20120615060217 adresinden alınmıştır)

“Nasıl” sorusunu yanıtlamak nispeten kolaydır, ama “neden” felsefe gerektirir

Biyolojide böyle bir bakış açısıyla irdelenmesi gereken çok fazla benzerlikler bulunur. Örneğin bilim yumurtayla üreyen hayvanlarda doğum yaparak emziren hayvanları da ayrı gruplarda sınıflar. Oysa yumurtanın beyazı ile, süt arasında da pek çok benzerlikler bulunur, yukarıda saydığımız maddelerin çoğu, yani süte özel proteinler, bağışıklık molekülleri gibi maddeler yumurtaya özel formlar biçiminde de ortaya çıkarlar. Memelilerin kalsiyumu süt aracılığıyla aktarılır, yumurtadan çıkanların ihtiyaç duydukları kalsiyum ise kabuktan emilir. Memelilerde plasenta ve göbek bağı kendine özel bir yapı oluşturur, ama yumurtanın içinde de sarının etrafında bulunan, pişirme sırasında bir türlü pişmeyerek varlığını koruyan “kalın albümin” denen kısım vardır. Dolayısıyla aslında bizim “farklı sınıflar” olarak algıladığımız canlılar aslında yine birbirine benzer işleyiş mantığına sahiptir. Hatta bunların ara formları da vardır, ördek gagalı platipusun (ornitorenk) yavruları yumurtadan çıkar, ama beslenmeleri süt emerek olur. Kanguru gibi keselilerde ise erken (prematür, erken) doğum vardır, yaşamın ilk dönemi bu nedenle kesede geçer. İşte bu mantığın anlaşılması önemlidir, zira bilimsel ilerleme bu benzerliklerin ya da farklılıkların saptanmasıyla değil, irdelenip anlaşılmasıyla ortaya çıkar.

Bir biyolojik sürecin “nasıl” ortaya çıktığının anlaşılmasıyla, “neden” öyle gerçekleştiğinin açıklanması arasında dağlar kadar fark vardır. Nasıl sorusu bugün elimizdeki teknik imkanlarla bir yere kadar yanıtlanabilmektedir, ama “neden” sorusunun yanıtlanması anlamlandırmaya ihtiyaç duyar, anlamlandırma ise felsefeyi gerektirir. Tıp başta olmak üzere, biyolojiyle ilgilenen bilimlerin felsefeden yoksun kalması ilerlemelerini durduran ana sorundur. Zira elinizde “neden” sorusunu yanıtlayacak geçerli bir felsefe varsa, yani değişik örneklerde, farklı biyolojik sistemlerde benzer çalıştığını gösterebilirseniz, biyoloji, sağlık durumu ve hastalıklar da öngörülebilir hale gelir. Dolayısıyla tıp dar alanda kısa paslaşmalarla (deneme – yanılma yöntemi) mesafe kaydetmeye çalışmaktan kurtulur.

İnsanın kimera modeli

Son olarak “insan vücudunun tek bir hücreden geliştiği” (yumurtanın spermle birleşmesiyle başlayan tek hücreli süreç) düşüncesinin bile tartışılmaya fazlasıyla açık olduğunu yeniden vurgulayalım. Biz birleşmeyi tek hücre olarak tanımlarız, ancak bunu şekillendiren etrafındaki geçmişten ve çevreden ödünç alınmış hücre zarıdır. İş bununla kalmaz, yumurta hücresi ve bulunduğu ortam çoğalmasını sürdürdükten sonra, içinde ileride yeni canlıyı oluşturacak katmanları meydana getirir. Yeni canlı aslında o yumurtadan değil, içinde ortaya çıkan katmanların farklılaşmasıyla gelişir. Günümüzde bu katmanların aşamaları, hangi gün, hangi saatte hangi organın taslağının yapıldığı ana hatlarıyla anlaşılmıştır. Ne var ki bu katmanların aslında farklı kökenli dokuların birlikteliği olmadığını, farklı dokuların birbirine uyumunun ise bizim bağışıklık sistemi adını verdiğimiz, ama daha çok bir uzlaştırma sistemi olarak işlev gösteren ara yüz tarafından gerçekleştirilmediğini de kimse söyleyemez. Dolayısıyla bakış açısını biraz değiştirirseniz, karşınıza “her bir dokusu kendi içinde değişkenlik özelliği gösteren kimera” çıkar. Kimeralar mitolojide “keçi gövdeli, yılan kuyruklu aslanlar” gibi bileşik formları açıklamakta kullanılır.

Tıbba “anlam” temelinde bakmak açıklamayı değiştirir” hakkında 2 yorum

  1. Nasıl sorusuna verilen yanıtlarda dahi etik sorunlar yaşarken, neden sorusuna Yanıt belkide şimdilik aranmasa daha iyi olur hocam.
    Yani insan araştırma sonuçlarına bile şüpheyle yaklaşıyor. Hani bir sonuca varmak için, yapılan araştırmalarda kullanılan denekler acaba aynı/benzer özelliklere sahipler mi diye soruyorum kendime. Hani YAŞ grubu, aile yapısı, eğitimi, alkol ve sigara tüketimi, Yaşadıkları bölge vs. Hadi diyelimki aynı/benzer özelliklere sahipler. Yine de ortaya çıkan sonuç üzerinden bana bir doktor ” bu böyledir, siz de bunu uygulamalısınız ” diyebilir mi içi rahat bir şekilde. Eğer böyleyse neden kolesterol de çıkan yüksek değerler kalp krizi riskini artırıyor söyleminde rağmen dünya üzerinde taşıdıkları yüksek kolesterol değerlerine rağmen kalp krizi geçirmemiş insanlar varmış Hemde nesillerdir. ( tv de bir programda seyretmiştim. İtalya’da bir bölgeydi adını unuttum.) ya da spor yapmak sağlıklı bir beden yaratır ve Ömrü uzatır söyleminden yola çıkalım. Eğer spor benim için bir işkence olacaksa ve ben salt ömrüm uzasın,sağlıklı olayım diye bu işkenceye katlanıyorsam; kendi Üzerimde yarattığım bu Baskının,stresin,mutsuzluğun bana hastalık olarak geri dönemeyeceğini hangi doktor garanti edebilir ? Ben bir doktorun karşısına oturduğum zaman bir numara olmaktan ziyade bir insan olmak istiyorum. Doktorum ve ben insan olmak bazlı, böylesi bir bilinçle ilişki kurduğumuzda, bu zaten tıp,etik,felsefe,politika ve inanç gibi Konuları içinde barındırmaz mı?
    Ancak ne yazık ki taraflardan biri hep eksik kalıyor.

  2. TIPta basarili olmak icin biyolojiyi derinlemesine anlamak gerekmez.
    Yasamak icin herhangi bir sey bilmek gerekmemesi gibi.

    Neden sorusuna din yoluyla genel bir kacamak cevap verilmistir.
    Bazilari bunu yeterli gorur. Din bile boyle bir zihniyeti onaylamaz aslinda.

    TIP bilgisi olarak insanlik baya bir sey biliyor, ve uygulanirsa muthis
    sonuclar elde edilebilir. Pratikte ise TIP carpitma dolu kontrollu bir endustridir.
    TIPin en basarili oldugu konu cerrahi ve acil mudahelelerdir.
    Bunlarda da basarili olmazsa zaten inandiriciligini iyice yitirirdi.
    Her turlu yaygin tedaviye supheyle bakarim.
    Butun bakkalarda cok uzuca aspartam ve msg iceren abur cuburlar bulunabilir.
    Kimse de cocuklarimizi zehirliyorsunuz demez.
    Alan memnun satan memnun.
    TIP ta boyle birsey.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir