Skip to main content
Resim, Troller, http://www.hotelroomsearch.net/im/hotels/fr/trolle-14.jpg adresinden alınmıştır.

Yetersiz eğitimin sosyal sonuçları

Geçen hafta değindiğimiz “gençlerin eğitimi ve iş sorunu” anlatmaya çalıştığımızdan ve tahmin edilenden çok daha ciddi; “eğitim alarak yükselmekten değil de, yatay giderek zaman kaybetmekten söz ediyoruz”. Bölümlerin çoğu iki yıllık olduğundan, eğer iş bulunamazsa (bu zaten dört yıllık bölümlerin de genel sorunu) yeni bölüm okumanın kapılarını açar. Eğer ailelerin imkanı varsa özel üniversite, yoksa devlet üniversitelerinden devam edilir. Açılan bunca yeni bölüme donanımlı öğretim görevlisi bulunması olasılığı olmadığına göre uygulamadan geriye iki amaç kalır, genç bireyin kendisini üniversitede okuyor hissetmesi ya da zaman kazanma. Hangi amaç gerçekleşirse gerçekleşsin sonuç sorunludur. Üniversiteden mezun olan iş aradığında, işlerin de sayısı giderek azaldığından, ama daha beteri aslında bir şey öğrenmemiş olduğunu anladığından hayal kırıklığına uğrar. Bölümü bitirerek iş bulunamayacağı anlaşılmış olduğunda ise iş olasılığı olan diğer bölümlerden birine yönlenilir. Mevcut koşullarda üniversite sınavında bir yer tutturmak yine de çok zor değildir. Böylelikle eğitime bir iki ya da üç yıl daha eklenir, peki ya sonrası?

Resim, Troller, http://www.hotelroomsearch.net/im/hotels/fr/trolle-14.jpg adresinden alınmıştır.
Resim, Troller, http://www.hotelroomsearch.net/im/hotels/fr/trolle-14.jpg adresinden alınmıştır.

Üniversitede kültürel ortamın zorunluluğu

Biz zaman zaman “eğitim şart” şeklinde espriye alsak da, eğitim gencin bireye dönüşmesi için fazlasıyla zorunludur. Aslında yüksek öğretim iki amacı gerçekleştirmeye çalışır (ya da öyle olduğunu düşünüyoruz). Bunlardan birincisi meslek eğitimi, bir alana hakim hale getirilip iş bulması, iş yapması ve hayatını kazanmasıdır. Ama ikinci amaç daha önemlidir, gencin sadece bilgi değil, kültürle de donanması lazımdır ki kendini ifade edebilsin. Bu ikinci amaç ben kendimi bildim bileli hep geri planda kalmıştır, açık genellikle kitap okuyarak ya da kültürel faaliyetlerde bulunarak kapatılır. Üniversitelerin bir amacı da bu kültürel ortamın sağlanmasıdır. Öğrencilere seçenekler sunulur ya da seçenekleri kendilerinin oluşturmaları beklenir. Dolayısıyla öğrenciler yeterli sayıda katılımcı bulurlarsa sosyal faaliyet kolu da kurabilirler. Bu kollar ortak iş yapma becerisinden tutunuz, kültürel derinliğin artırılmasına kadar pek çok niteliğin geliştirilmesini sağlar.

Kültür geliştirememenin “trolleşme” sorunu

Ne var ki bunların yapılabilmesi için de yol gösterenlerin, yani üniversite ortamındaki nüveyi oluşturacak “örnek eğitimci” kadrosunun bulunması gereklidir. Bu kişiler üniversitedeki işlerinin dışına çıkıp öğrencilerle kültürel anlamda da iletişime girerler. Üniversite kampusundan amaçlanan aslında bu ortamın oluşmasıdır, öğrenciler öğretim dışındaki faaliyetleriyle de eğitilir ve kendilerini ifade etme şansını yakalarlar. Çoğu işveren iş adaylarının özgeçmişlerindeki ders notlarını değil, bu faaliyetlere katılmışlıklarını ve sosyal becerilerini dikkate alır. Özellikle insan merkezli çalışan şirketlerde başarı iletişimin güçlü olmasına bağlıdır.

Bireyin kendini geliştirememesi durumunda ise açık ancak gruplaşmalarla, klikleşmelerle giderilebilir. Bu gruplaşmalar “üniversite arkadaşlıkları” değildir, kendine yeterli olamadıklarını bilenlerin oluşturdukları işbirlikleri, kollamacılık, “bizdencilik” üzerine kurulur. Dolayısıyla aslında sosyolojide karşılık bulan bir sınıf kavramı da söz konusu değildir, sınıfın oluşması kültürün varlığına bağlıdır, kültür yoksa grup ister istemez “trolleşme” eğilimi taşır.

Yetersiz eğitimin sosyal sonuçları” hakkında 4 yorum

  1. Hocam yine harika tespitlerle dolu bir yazı.
    Yazınızı okurken,Tıp fakültesinde okumuş olduğumuz yıllardaki,ortamımızı,ders ve sosyal hayatımızı sanki tekrar yaşadık.
    Kaleminize ve yüreğinize sağlık.
    Sağlıcakla kalın

  2. Akpli bazi kimseler egitimsizligi ovmuslerdir.
    Cunku egitimsiz kisiler daha kolay kontrol edilebilir, mamasi verilir oyu alinir diye dusunuluyor olsa gerek.

    Universite egitimi yapanlarin bircogu askerlikten bir sureligine kacmak icin sozde okuyorlar. Haksiz bir sebep te degil. Cunku isnan askerde ne yiyecegini bilemez. GDOlu beslendiriliecegi kesin gibidir.
    Vatan gorevi kutsaldir, ama bu kutsal gorevi yapanlara da gereken saygiyi gostermek ve gereksiz yere sagliklariyla oynamamak gereklidir, ozellikle bu durum erlerin kendi bilgileri ve kontrolleri disindaki bir olay oldugu icin. Ayrica ithal edilen etler de muhtemelen askeriyede, hastanelerde ve diger devlet kurumlarinda tuketiliyor olsa gerek, ve Deli Dana icerme ihtimali var.
    Tavuklar da yamyamlastiriliyor, ve Deli Tavuk hortlarsa sasirmamak gerekir.
    Virus, bakteri, mantar gibi seyleri c vitamini, oksijen, kolloid gumus, zeytin yapragi gibi seylerle yokedebilirsiniz, ama bozuk Prion’lari nasil yokedecegiz.

    Yukarda bahsedilen trollesme bana futbol taraftarligini hatirlatti. Insanlar sebepsiz yere bir takim secer, sonra onun militani olur, hicbir cikari olmadigi halde. Tesadufen baska bir takimi secseydi bu sefer onun
    militani olacakti, onun gollerine sevinecekti, onun icin kavga edecekti.
    Din de ayni sekilde. Batidaki bir dinar buyuk ihtimalle bir cesit hristiyan olur, musluman olmayi dusunmez.
    Ortadogudaki de hristiyan olmayi dusunmez. Ikisi de kendi dininin dogru oldugunu dusunur.
    Ne tesadufse din nerdeyse genetiktir.
    ….
    Bir karne gordum, butun notlar 90dan fazla. Derslerin yarisi bir cesit din dersi. Bu ogrenci muhtemelen hicbir yararli sey ogrenmiyor. Din dersleri selefi propagandasidir, digerleri de kopyanin serbest olmasiyla ya da sorularin ve cozumlerin onceden verilmesi ile ilgilidir diye dusunuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir