Corona adında garip bir pandemi

Aslında böyle bir yazı yazmak gibi bir amacımız yoktu, ancak açıklama yapmak zorunluluk haline geldiğinde yayınlanmak üzere hazırlandı.

Başlangıçta Corona olarak adlandırılan, daha sonra Covid-19 olarak adı değiştirilen virüs dünya çapında sadece bir ölümcül hastalığa neden olmadı, hemen her yaştan insanı etkileyen psikolojik salgına dönüştü. Her sıra dışı durumda olduğu gibi olabilen bütün kaynaklardan da bilgi almayı sürdürdük, aktardık; görüşüne başvurulan meslektaşlarımız da bildiklerini anlattı. Halk anlatılanlar ve uyarılar zemininde bir tutum belirledi. Dolayısıyla olağanüstü duruma karşı başlangıçta bir miktar erzak stoklayanlar olduğu gibi, her köşe başından virüs çıkacağını zanneden, boş her zamanı temizlik yapmakla geçirenler de biçimlendi. Kendini daha okumuş addedenler virüsün nasıl bulaştığına anlam veremeseler de, dikkatlerini olası ilacından, koruduğuna inandıkları maske de dahil önlem paketine kaydırdı.

Dünya görüşü çatışması: Kutupların benzerliği 

Ancak olağanüstü her durumda olduğu gibi Corona da aslı üzerinden tartışılmak yerine yeni bir zihniyetler çatışmasına zemin hazırladı. Göründüğü kadarıyla bu çatışmanın üç kutbu ortaya çıktı:

Bunlardan biri aslında kendi durumundan haberdar olduğu için çatışmaya girmeyen, aldığı önlemlerle durumu kontrol altında tutmaya çalışan resmi otoriteydi. Sağlık Bakanlığı tedbirleri azamiye çekerken, sakinleştirici tavrıyla başlangıçta doğrusunu yaptı. Şu ana kadar yaşamını yitirenlerin demografik özellikleri dikkate alındığında, “beklenenden” farklı bir durum söz konusu olmadı, istisnalar olsa da can kayıpları ileri yaşlarda ortaya çıktı.

Kutuplaşmanın ikinci kısmını komplocular oluşturdu. Komplocuların anlattığı senaryo “virüsün bilerek yayıldığı, esas amacın dünya nüfusunun 500 milyona çekilmesi olduğu, bunun da görünmez çıkar çevreleri tarafından gerçekleştirildiği” senaryosuydu. Bu söylemin gerekçelendirmesinin ne kadar mantıklı olduğu tartışılsa da (yani en zenginlerin nüfus planlamasına girişmeleri), insan yapımı bir virüs olasılığı çatışmanın üçüncü kutbu tarafından şiddetle reddedildi.

Bilimcilerin ayrılması

Bu üçüncü kutup ise bilimin üstünlüğünü savunup kanıt aradı. Sıcak örneğiyle açıklama getirelim; öksürük, ateş ve nefes darlığı tablosunun şu an akla gelen ilk tanısı Corona olsa da pozitif bilim bunun testle kanıtlanmasını ister. Nitekim bilimciler Corona meselesini de virüsün evrimiyle açıkladı: “Mutasyonlar oluşmuş ve virüs insanlara bulaşır hale gelmiştir. Hatta yeni mutasyonlar oluşarak daha farklı virüsler de ortaya çıkabilir.”

Bilimciler bu varsayımları için de aslında pek anlamadıkları makalelere gönderme yaptı, “bak adam falanca saygın dergide yayınlatmış” dedi. Vurgu yayınlanan makalenin ne olduğu, içeriğinin değerlendirmesi değildi, “saygın dergide yayınlanmış” olmasıydı. Biraz Jakoben usulü yapılanmaları onları birbirlerini desteklemeye götürdü, bu tutumlarının da hep eleştirilen yandaşlık mantığından farkı yoktu.

(Devam edecek…)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir