Erotik yayıncılık tarihinin altın yılları

Geçen hafta ana hatlarıyla anlattığımız 1975-1980 dönemi hala tam olarak anlaşılamamıştır. Durmadan yeni filmler üretilir, aslında bunların konusu yoktur, seyirci de konuları olmadığını bilir. Bazı filmler tamamen sıradandır, ama araya “parça” sokularak seyircinin beklentisi karşılanır. Mesele filmin ne olduğu değil, hangi sinemada oynadığıdır. Bu tür filmleri oynatan sinemalar bellidir, Lüks, Rüya sayabileceğim ilk ikisi olsa da ekonomik daralma sinema yelpazesini genişletir. Furyanın tamamen dışında kalanlar arasında Emek, Yeni Melek, Fitaş, Dünya ve Lale’yi sayabiliyorum. Bugün yirmili yaşlarında olanlara anlatmanın olası olmadığı bu dönemin sadece Türkiye’de mi yaşandığı, yoksa dünyada genel bir eğilim olarak mı ortaya çıktığı ayrı bir önem taşımaktadır. Kaynaklar benzer bir dönemin Japonya’da da yaşandığını söyler. Elbette yabancı filmler de vardır, ancak ülkelerinde furya haline dönüp dönmediği bilinmez.

Dönem 1980 sonrasında bir şekilde sonlanır biçim değiştirerek sürer, yeni mecra ise bayilerde satılan dergilerdir. Türkiye’de erkeklere yönelik yayınlanan ilk dergi Erkekçe’dir. Erkekçe  1980’li yıllarda çıkar, kaynakların “erotik dergi” olarak betimlemelerine karşılık aslında bu sıfatı hak eden bir özelliği yoktur. Ercan Arıklı’nın sahibi ve genel müdürüdür, genel yayın yönetmenliğini kuruluşundan kapanıncaya kadar Hıncal Uluç üstlenir. Kapakta ve içinde bugün de meşhur olan pek çok kadın figürü, ama asla tam bir çıplaklık olmaksızın sadece birkaç sayfada yer alır. Bazı ünlülerin başlangıcının bu dergi olduğunu reddetmem, ama arka planda yatan bağlantılar da açıklamaya muhtaçtır. Erkekçe sonuçta kısmen erotik konuları yazıya döken bir kültür dergisi olmanın ötesine geçmez. Araba sporlar, giyim ve hatta kısmen sosyolojik yazılara yer verir. Bugün yayında olan benzerlerinden çok da farklı değildir.

Esas aşama Playmen ve Playboy…

Ancak esas değişiklik bundan sonra başlar, sırasıyla Playman ve Playboy yayın hayatına girer. Bu dergilerde görsel materyal pornografi seviyesine erişmeyen erotik çıplaklığı esas alır. Arada yine kültürel yazılar vardır, ama ana konu artık bellidir. Onları artık pornografi sınırına giren Hustler izler. Kesin satış rakamları bilinmese de tahmin edilenin çok üzerinde olduğu söylenebilir. Ancak öyle ya da böyle telifli, yani içerik için bedel ödenen ve yayın kurullarına sahip dergilerdir. O zamanlar bütün erkeklerin kıskandığı adam Erol Atar’dır, bütün ünlülerin erotik görüntüleri Erol Atar’ın kamerasından geçer.

Daha sonra sıra dışı bir rekabet ve artık bayilerin önüne taşan bir pornografi yarışı başlar. Telifli olanları aksine çok kısa sürede tamamen kopya onlarca dergi çıkar. Bazı dergiler promosyon olarak ses ya da video kasetleri de vermektedir. Hatta kadınlara yönelik ilk pornografik dergi de bu dönemin ürünüdür. Bir süre sonra işi kendine görev edinen bir muhafazakar ekip sansüre başlar, ancak yetişmelerinin mümkün olmadığı bu durumda sonunda “dergilerin siyah poşete girmesi” ile çözüm bulunur. Poşet sadece derginin adını göstermekte, kapak görünmemektedir. Gariptir, bu dönem Avrupa’da da yaşanır, en azından İtalya’nın bu aşamadan geçtiğini söyleyebilirim.

900’lü hatlar dönemi

Bunu yine anlaşılamayan, ama bazı ailelerin ekonomik sıkıntıya girmelerine bile neden olan başka bir alan izler, bu 900’lü hatlardır. Sene artık 1990’lara gelmiştir. Genel olarak 900 ile başlayan bu hatlar arandığında telesekreterden bir kadın sesi anlatmaya başlar… Çok azı canlıdır, neredeyse tümü birinin fantezi anlatması üzerine kuruludur, ancak şimdiki rakamla dakikası 40 lira desek (kesin emin değilim), nasıl bir para toplandığı açıktır. Reklamlar dergiler aracılığıyla verilmekte, böylelikle görsel yayın ve telefon hatları arasında bağlantı kurulmaktadır. Sistemin mucidinin genç bir çocuk olduğu söylenir, toplanan para da ilginç biçimde bir özel üniversitenin kuruluşunda kullanılır. Aileler bir süre sonra bu hatlara ödenen paralar nedeniyle ekonomik sıkıntıya girince sistem tepeden sonlandırılır, ama bu arada da hayli, para toplanmıştır. 

Dönemin neden sonlandığı da hala meçhuldür. Bir olasılık internetin yaygınlaşmasıyla birlikte basılı yayın satışının düşmesidir. O halde liberal ekonomi sadece bir para yönetimi modeli değildir, liberal yapı her alanı etkisi altına alır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.