Şimdi bir akıl jimnastiği yaparak hiç konuşma bilmeyen iki kişinin nasıl anlaşabilecekleri üzerine kafa yoralım. Bu kişiler varsayım olarak birbirleriyle dost olsunlar, ama konuşma dilleri olmasın, ilk ortaya çıkacak sonuç işaret dilidir. Bir şeyin yapılması gerektiğini ifade etmek için uygun işaretin bulunması gerekir. Diyelim ki yerde olan bir ağaç kütüğü kaldırılacak, konuşma olmadan da bunun ifadesi mümkündür. Bu kişiler duydukları ilk sesler çerçevesinden pek çok şeyi de kolaylıkla adlandırabilirler, çoğu kelimenin dile yansıması da sesin taklidi ile başlar.
Peki bu iki kişi ilk hangi fiili kullanmaya başlamışlardır derseniz aslında benim kısıtlı bakış açım bütün eylemleri toplam iki fiile indirger. Bunlardan ilki yapmak / etmek, ikincisi ise olmaktır. Yapmak kelimesi adların arkasına getirerek pek çok fiilin ortaya çıkmasını sağlayabilir, daha doğrusu fiil olmasa bile, ilk eylem ortaya çıktığında bileşik kelime sonunda fiili kendiliğinden doğurabilecektir. Gitmek, gidiyor olmak; gülmek, gülüyor olmak biçiminde örneklenebilecek isim eylem birliktelikleri bileşerek sadece eylemi kast edecek hale gelebilir.
Seslerden ad türemesi
Yakın zamanda öğrenmeye çalıştığımız dilin yapısı da bunu çağrıştırır kalıplar gösterir. Fiilin mastar hali ve kullanım hali birbirinden farklıdır. Fiil aynı kalsa da ön ek değiştirilerek eylem, eylemli olmama, eylemi başkasına yaptırıyor olma gibi anlamlar kolaylıkla yüklenebilir. Bir deneme olarak “pişirmek” kelimesini rastlantısal olarak seçip etimolojisine ve benzerliklerine baktık, doğrudan alıntıdır:
Bulduklarımız; pıhtı Farsça “pişmiş” sözcüğünden alıntıdır. Sözcük Farsça puχtan “pişirmek” fiili ile eş kökenlidir. Avesta (Zend) dilinde aynı anlama gelen paçaiti, paχ fiili ile eş kökenlidir. Avestaca fiil Hintavrupa Anadilinde aynı anlama gelen yazılı örneği bulunmayan pek- biçiminden evrilmiştir. Buradan pişmenin pıhtılaşma yani topak oluşturmayla ilgili olabileceği gibi, kızgın ateşin üzerine konan (sallıyorum!) etin çıkarttığı ilk sese de bağlayabilirsiniz.
Olmak fiili sorunu
Ama dil burada kalmaz, pepsin Fransızca pepsine “sindirimde rol alan enzim” sözcüğünü anlatırken Eski Yunanca pépsis “pişirme, sindirme” sözcüğünden türetilmiştir. Eski Yunanca péptō “yemek pişirmek, sindirmek” fiilinden +sis sonekiyle türetilmiştir. Yunanca fiil Hintavrupa Anadilinde yazılı örneği bulunmayan *pekʷ- “pişirmek” biçiminden evrilmiştir.
Ve derken bisküvi Fransızca biscuit “‘çifte kavrulmuş’, iki kez pişmiş kurabiye” sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Fransızca bis “iki kez” ve Fransızca cuit “pişmiş” sözcüklerinin bileşiğidir (NOT: Fransızca sözcük Fransızca cuire “pişirmek” fiilinden türetilmiştir), Fransızca fiil Latince coquere fiilinden evrilmiştir. Buradan kokunun pişirmek eylemine bağlı olduğundan Koch, cook gibi kelimelerin de benzer köke bağlandığını ne kadar varsayabiliriz, çok da hatalı bir yaklaşım değildir.
Bu saydıklarımız eylemle oluşan yakmak / etmek durumlarından türeyen adlardır, ancak mesele “olmak” haline geldiğinde durum karışır.
Not: Umarız bu yazının aceleye getirilmesini mazur görürsünüz, anlamı kapsasa da eksikleri gidereceğiz…