Türkiye’de siyasi veliaht yaklaşımının yakın geleceği

Geçen hafta veliaht sorunun siyasi rakip açmazından bahsetmiştik. Aslında konuyu neden yazdığımızı siz de tahmin etmişsinizdir. Lider ne kadar iyi olursa olsun, zaman sonuçta kısıtlayıcı bileşendir. Bugüne dek zamanı aşabilmiş kimse yoktur, o nedenle çok başarılı liderler bile zamanın hükmüne tabidir. Lider konumunu ailesinden uygun birine bırakmak isteyebilir, ancak bu her zaman geçerli ve mutabık kalınan çözüm olmaz. Lider konumundaki kişinin halkla kurduğu ilişki karmaşıktır. Lider başarılı olmayabilir, ama halkla yüzde yüz doku uyumu mevcutsa sorun yaratmaz. Lider başarılı başlayıp sonrasında kontrolü tamamen ele aldığında halktan kopabilir, ama doku uyumu hala kısmen geçerliliğini korur. Liderin seçimle değiştiği durumlarda karşı taraf (muhalefet) uygun bir aday çıkarırsa kazanabilir, ama bu da her zaman mümkün olmaz.

Kütlenin dağılması ve yeni klanların oluşumu

Doku uyumu başlangıçta iyi işler, ama zaman her şeyin üstünde olduğundan bir aşamadan sonra geçerliliği kalmaz. O nedenle yeni liderin kim olacağı karmaşık bir sorun yaratır. Liderin veliaht olarak belirlediği kişi diğerleri tarafından kabul görmeyebilir, genellikle olan da zaten budur. Hareket içinde sivrilmiş ya da sivriltilmiş, dikkati çeken kişiler kendi ikballerini yaratmak için çalışmaya başlar. Bu sadece insanlara özgü bir durum değildir, hayvanlar aleminde de farklılık göstermez. O alemde olası lider adayları cenge çıkar, kazanan yeni lider olur. Cengin sonucu lider adayının arkasındaki topluluğu (seçmeni) mutlu etmeyebilir. O zaman sürü ikiye ya da kaça ayrılacaksa yeni klanlar oluşturacak biçimde bölünür. Bu duruma mafyanın lider seçiminde de geçerliliğini korur, lider kabul göremezse kütle dağılarak yeni liderler oluşturur.

Ancak kütlenin dağılması o kadar kolay kabul edilir bir süreç değildir, genellikle çatışmayla sonuçlanan bir dönemi başlatır. Bu bir yerde iç hesaplaşma, ama esas olarak dengelerin değişerek yeni dengenin oluşması anlamına gelir. Mafya örneğinden gidecek olursak, işler ve alanlar yeniden paylaşıma girer. Bir cins fetret dönemi olarak da adlandırılabilecek süreç sonunda kayıplara rağmen birinin üstünlüğünün kabul edilmesiyle sükût bulur.

Fetret devri ve dengelerin yeniden kurulması

Siyasette ise durum farklıdır. Ülkemizin siyaset tarihinde liderin veliaht seçmesine karşılık tamamen kabul gören bir örnek bulunmaz, varsa bile sadece küçük parti gruplarında işe yarar. Büyük partiler lider çekilmek durumunda kaldığında bu nedenle yenisini belirlemekte zorlanır. Veliaht olarak belirlenen beklentileri karşılamazsa daha seçim aşaması gelmeden de iç hesaplaşma dönemi başlar. Farklı odakları kendi yetkileri çerçevesinde bir güç gösterisi başlatır; beklenmedik tutuklamalar, ruhsat iptalleri, kayyum atamaları, gerekliliğin ötesinde aslında diş göstermek amacını taşır. Veliaht olduğu düşünülen kişi bu eylemlerin muhatabı olmasa bile gereken uyarıyı alır.

Süreç beklenen sonucu verirse siyasi parti fazlaca güç kaybetmeden yoluna devam edebilir; mamafih bu da seyrek görülen bir durumdur. Bizim büyük siyasi hareket olarak algıladıklarımızın çoğu, siyasette ikbal bulamamışların ittifakına dayalıdır. Yani kendi partisinde gelecek göremeyenler, beklediği aşamaya bir türlü nail olamayanlar “yenilikçilik başkaldırısıyla” bir araya geldiklerinden hareketin ilk yılları genellikle başarılı geçer. Bir süre sonra taşlar yerine oturur ve esas emeller de gerçekleştirilmeye başlar.

Ancak bu emeller “bir vampirin beslenme kaynağının bütün kanını içemeyeceği” kuralıyla sınırlıdır. Vampir açlıktan bütün kanı içerse kaynak ortadan kalkacaktır. Liderlik değişiminin en ciddi komplikasyonu budur; seçmen açlık sınırına eriştiğinde veliaht nafiledir.

Sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yeni yıl diliyoruz…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.