Skip to main content

Hafıza denen garip işlev

Uzun süredir uzaklaştığımız biyoloji sularına yeniden girmek, kaçınılmaz fırtınalardan korunacak dingin bir liman gibi. Tamam liman dingin, ama suyun dibini görebilen de henüz olmamış. Ancak su bu kez daha derin, çünkü hafızadan söz etmek istiyoruz; yani öğrenilmiş ya da yaşanmış bir şeyi akılda tutma yetisi. Üzerine milyonlarca araştırma, yüzlerce cilt kitap yazılmış olsa bile aslında […]

Devamını Oku

Televizyonun geleceği ne olacak?

Televizyon yaşamımıza 1970’lerde girer, TRT tekelinin kırılması 1980’lerin ikinci yarısında gerçekleşirken, günümüzde ise artık izlenemeyecek kadar çok kanal sayısına erişir. Televizyonculuk aslında pahalı bir iştir. Kaliteli işler ya yapanın kalitesine bağlıdır, ya seyircinin ekran başından ayrılmaması için daha bilindik yüzler gerektirir ya da yapımdaki atraksiyon artırılır. Ne var ki yeryüzünde yazılmış senaryolar aşağı yukarı tüketilmiş […]

Devamını Oku

Greyfurt denince ne anlamalıyız?

Greyfurt aslında portakalla pomelo denen bir başka bitkinin tozlaşmasıyla ortaya çıkan bir ara formdur. İçerik portakala göre daha az tatlı, ekşiye yakın ve buruktur. Ama besin değerine bakıldığında A vitamini ve C vitamini açısından zenginleşmiş bir biçimi oluşturur. Doğruya doğru, buruk, ekşi ve hatta ağızda bıraktığı acılığı aslında doğrudan tüketimini kısıtlar. Ama bunun çözümü kolaydır, […]

Devamını Oku

Televizyon kanalı sayısının artması neden gereklidir?

Derken 1980 sonrası TRT’nin yayın tekelin “Anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz” diyerek ortadan kaldırdığında diğer kanalların da yolu açılmış oldu. Artık tek dillilik, yani akşamları ortak seyredilen bir dizi yoktu. Televizyon kanalları birbiri ardına yeni dizileri gösterime sokarken, ister istemez ertesi günün gündemini de çeşitlendirmeye başladılar. Bu dönem sadece kanal çeşitlenmesiyle kalmadı, gece […]

Devamını Oku

Televizyon yayınları nasıl gelişti?

Geçen haftaki yazının görselini Kaçak dizisinden seçmemiz nedensiz değildi. Kaçak Türkiye’de uzun süre ilgiyle izlenen yabancı dizilerden biri olarak hayatımıza girdi. Küçük Ev, Uzay Yolu, Görevimiz Tehlike ya da Komiser Kolombo gibi diğer yabancı dizilere benzer olarak her bölümünde ayrı bir konuyu işlese de, Kaçak kaçmayı sürdürdü. Günümüz dizilerinin, özellikle yerli yapımlarının aksine, gerçek bir […]

Devamını Oku

Televizyon denen sihirli kutu

Medyanın yaşamımızı belirleyen önemli unsurlardan biri olduğunu ileri sürsek sanırım çok fazla çelişkili bir iddia olmayacaktır. Ülkemizde çok değil, bundan yaklaşık otuz yıl önce televizyonun etkinlik alanı genişlemeye başlar. Bu genişleme kuşkusuz kanal sayısının artmasıyla ilişkilidir. Benim çok fazla kanallı yayın konusundaki ilk kişisel deneyimim 1994’te kısa bir ABD gezisine dayanır, yüzlerce kanalın olduğunu görmek, […]

Devamını Oku

Göz dıştan içe açılır, ama görme içten dışa olur

Geçen haftanın nihai sorusu “göz içeriden dışarı mı, yoksa dışarıdan içeri mi açılmaktadır?” şeklinde belli derecenin ötesinde bir felsefe gerektirse de, aslında çaprazlaşma meselesi pratik açıklamaya gereksinim duyar. Bu bilimin betimlediği, ama felsefenin yeterli kalmadığı bir durumdur. Nihayetinde görme yollarının iç kısmı çaprazlarken dış kısmı çaprazlamaz. Arada açıklamaya çalıştığımız gibi, her iki görme alanının kendi […]

Devamını Oku

İlim / bilim algısı nasıl kurulur?

Geçen haftaki yazıda geçen ilim / bilim ikilemine “aslına birbirlerinin farklı dillerdeki karşılıklarıdır” şeklinde bir açıklama gelince konunun daha karmaşık bir başka örnekle geliştirilmesinin yerinde olduğu sonucunu ilettim. Aslında görünen ve görünenin yorumuyla ilgili bu duruma yerinde bir örnek, henüz çözümlenememiş bir organ olan gözden çıkar. Gözün ne olduğunu açıklamanın bilmem ne kadar gereği var, […]

Devamını Oku

İlim ve bilimde algılama becerisi nasıl yitirildi?

Bilim ve ilimin farklı kavramlar olduğunu sık sık vurgulamamızın nedeni iki kavramın karıştırılmasıdır. Bilim bir şeyin bilinmesi durumudur, yani olay açıktır ve bilgi düzeyine erişmiştir. İlimde ise açık olan bir şey yoktur, gözlemlerden hareketle büyük çıkarımlar ortaya konur. Genel örneği yeniden dillendirelim, elmanın düşmesi “durum”dur. Bunun bırakılınca düşeceğinin bilinmesi, hızının zamana karşı hesaplanması yine bilimdir. […]

Devamını Oku