Joker ne zaman ortaya çıkar?

Joker kelime karşılığı olarak “şakacı” demektir, beklenmedik sürpriz davranışlarla karşısındakileri şaşırtır. Karakter olarak sirklerdeki palyaçolarla ilişkili görünse de, popüler sanatın etkisiyle zaman içinde “masum eğlendirici” kimliğini kaybederek “içten pazarlıklı kötü” rolüne bürünür. Bunda kuşkusuz Batman adlı çizgi roman için yaratılan Joker karakterinin etkisi büyüktür. Zaman zaman Batman’e dönüşen Bruce Wayne, Joker’i anne ve babasının katili olarak anlatırken, Joker’i oraya sürükleyen nedenleri hiç sorgulamaz.

Okumaya devam et “Joker ne zaman ortaya çıkar?”

Savaşların dinamiği ve sonrası

Savaşın zaman içinde özel dinamiğini yaratarak, kendi kendini ortaya çıkardığından geçen hafta söz etmiştik. Bunda iki faktör rol oynar; bunlardan ilki patlama gücünün elde edilmesiyle savaşın ayrılmaz bileşeni olan insan ve cesaret öğelerinin geri plana itilmesidir. Patlayıcılar gübre üretimine benzer işlemlerle elde edilir; yaprak dökücü ilaçlar gibi unsurları da kapsadığında, tarımdaki insan emeğini ortadan kaldırarak barış dönemlerinde de patlayıcı üretimini olanaklı kılar.

Okumaya devam et “Savaşların dinamiği ve sonrası”

Savaşların kısa tarihi

Savaş, eski adıyla harp; ülkeler, hükümetler, bloklar ya da bir ülke içerisindeki toplumlar, isyancılar veya milisler gibi büyük gruplar arasında gerçekleşen topyekûn silahlı mücadeledir ve genellikle dini, milli, siyasi ve ekonomik amaçlara ulaşmak için gerçekleştirildiği kabul edilir. Eric Gombrich tarafından yazılan Genç Okurlar için Kısa Bir Dünya Tarihi, tarihin kilometre taşlarının ve akış referanslarının hep savaşlar üzerine kurulduğunu özetler. Tarih çok erken dönemlerde bile nedense hep savaşları anlatır. Hatta “Asıl olan savaştır, zaman zaman barış dönemleriyle kesilir”; bu tanım bir televizyon yorumcusuna aittir. Gerçekten Yüz Yıl Savaşları, Otuz Yıl Savaşları ve elbette dünya savaşları gibi büyük ve uzun süreli çarpışmalara baktığımızda yorum pek hatalı görünmez. İnsanlar bir alana yerleşir, çoğalır, bir medeniyet kurar ve derken o medeniyet diğerleriyle girdiği savaşların sonucu olarak ortadan kalkar.

Okumaya devam et “Savaşların kısa tarihi”

Julia ile Akşam Yemeği (Batı bilimi için farklı ve anlaşılabilir bir yeni bilim senaryosu)

Julia ile Akşam Yemeği geçen hafta da sözü bağladığımız üzere bir “bilimsel kurgu” olarak yazılmıştır: (1) İçerikte bilimsel kavramlar anlatılmaktadır, bahsedilen bütün kavramların seçilmiş referansları vardır. (2) Anlatılan bilimsel kavramlar diyaloglar halinde sunulur. Bunda amaç okuyucunun sıkılmasını önlemek, konuları araya giren arka plan (akıldan geçen) düşüncelerle tamamlamamaktır. Yine de her bölümün ardından iki sayfa halinde, kurgudan bağımsız, aktarılmak istenen bilgi ayrıca açıklanır.

Okumaya devam et “Julia ile Akşam Yemeği (Batı bilimi için farklı ve anlaşılabilir bir yeni bilim senaryosu)”

“Bilimsel kurgu” üzerine bir deneme: Julia ile Akşam Yemeği

Edebiyat kendi içinde pek çok türe ayrılır, bunlardan biri de bilimkurgu (science fiction) olarak adlandırılan biçimdir. Bilimkurgu, adından da anlaşılacağı üzere daha çok “henüz olmamış, gelecekte olabilecek” bir kavramı temel alır. Buna yakın bir alanı ise fantastik edebiyat oluşturur. Ancak bilimkurgunun aksine fantastik edebiyatta anlatılanların olma olasılığı yoktur. Türün ilk ve çok başarılı örneklerinden biri J.R.R. Tolkien tarafından yazılmış olan Yüzüklerin Efendisi’dir. Sinemaya da aktarılan ve büyük ilgi uyandıran dizi, aslında var olmayan (hoş, belki de var olmuş) bir diyardaki fantastik olaylardan bahseder. Sonraki yakın örneği ise J.K. Rowling tarafından yazılan Harry Potter dizisidir. Her iki örnekte de doğaüstü güçleri olan kişilerin ötesinde doğaüstü güçler, sihir, büyü, görünmezlik vb. kavramlar işlenir.

Okumaya devam et ““Bilimsel kurgu” üzerine bir deneme: Julia ile Akşam Yemeği”

Ders vermenin esasları

Ders “edinilmiş bilginin başkalarına aktarılması” biçiminde tanımlansa da herkeste farklı bir karşılık çağrıştırır. Kelime Arapça kökenlidir, anlamı “bir metnin cümle cümle açıklanmasıdır”. Aramicede ise “yorum” kavramı eklenir, yani “Tevrat’ı cümle cümle yorumlayarak öğretme” olarak karşılık bulur. Bunlardan anlaşılacağı üzere daha çok kutsal metinlerin anlamlarının açıklanması olarak yorumlanır. Oysa ders günlük yaşamda başka başka karşılıklar bulur. Bir örnekten yola çıkarak kendine bir şeyler çıkartma da (kıssadan hisse) derstir. Buna akademik camiada “take-home messages”, yani eve götürülmesi gereken nihai çıkarımlar ifadesi yakıştırılmıştır.

Okumaya devam et “Ders vermenin esasları”

Ruh emicilikten nasıl korunulur?

Ruh emicilik aslında kişilerin bilinçli seçimi değildir. İnsanlar birbirlerini tüketmekten özellikle haz duymaz, ama “ömür törpüsü” denen durum istemeden de gerçekleşebilir. Kişi karşısındakini genellikle kendinden kaynaklanan nedenlerle didikler, bu bir yansıtma durumudur. Örneğin saçlarının döküleceği endişesini taşıyan erkek, çevresindeki hemcinslerini ister istemez saçlarına takılarak didiklediğinde, “senin de saçların seyrekleşiyor galiba” sözü sık duyulacaktır. İthama maruz kalan saç konusunda takıntılı değilse sorun ortaya çıkmaz, ama “insan insanın kurdudur” gereği aslında kemirilecek çok fazla alan vardır. Dolayısıyla bir başka örnek, simetri hastalığı olan biri dağınık ortamda ister istemez söylenici ve düzenleyici konuma geçer. Bu durumda da ketum kalmak çok kolaydır. O halde ruh emicilikten korunmakta aslında çok ciddi bir sıkıntı yoktur, verebileceğiniz en ağır karşılık aslında dikkate almamaktır.

Okumaya devam et “Ruh emicilikten nasıl korunulur?”

Ruh emiciliğin diğer aşamaları

İnsanlar arası ilişkilerin dinamiklerinin farklı olduğundan geçen hafta söz etmiştik, bunun yaygın görülen biçimlerinden biri ruh emiciliktir. Özetle, bir grup insan kendini geliştirebilmek için okur ve kültürel donanımını artırır. Kültürel donanımı artmış olan insan var olabilmek için yine de başkasına gereksinim duyar; ama bu gereksinim almaktan değil, vermekten kaynaklanır. Bir küpü sürekli doldurduğunuzu düşünün, taşmaması için başkalarına (toplumun) aktarılır. Doğru olan yaklaşım budur, birinin kendini çok geliştirmesi, ileri götürmesi, aslında fayda sağlamasıyla dengelenir.

Okumaya devam et “Ruh emiciliğin diğer aşamaları”

İlişkiler çerçevesinde hayvanlar ve insanlar

Canlılar aleminde insan çevre ile ilişkiler açısından hep farklı bir yerde durur. Hayvanların ilişkileri mantığa ve etiğe daha yakındır. Örneğin hayvanlar zaman zaman birbirlerine zarar verseler bile bu asla eğlenmek amacıyla ortaya çıkmaz, genellikle sağ kalma endişesi biçiminde şekillenir. Hayvan kendine ya da kendinden olanlara zarar verilmediği sürece sorun çıkartmaz. Hayvanlar arasında da bir hiyerarşi vardır, ama bu hiyerarşi hiçbir zaman kötüye kullanılmaz. Hayvanlar insanların aksine yaşadıkları ortama zarar vermez, kötüye kullanmaz. 

Okumaya devam et “İlişkiler çerçevesinde hayvanlar ve insanlar”