Skip to main content
yks-istanbul

Tıp insanı ne kadar anlamıştır ki tantana yapar?

Bilimde “modellemenin” ciddi bir sorun olduğunda daha önce de söz etmiştik. İnsan içine doğduğu sistemi idrak etmekte (anlamanın biraz daha ötesi) zorlanır, dolayısıyla bir takım benzerlikler bularak karşılaştığı durumları açıklamaya çalışır. Ne var ki karşılaşılan durum benzersizse açıklama için gönderme yapabileceği bir kavram da olmayacaktır. Örneğin kalp, beyin gibi organlar benzersizdir, dolayısıyla açıklanmaları da mümkün görünmemektedir. Sizin bu tür organları dış görünüşleri açısından (anatomi) ya da mikroskopik özellikleri açısından (histoloji) incelemeniz maalesef bir sonuç vermez. Sindirim sistemi ise daha kolay anlaşılabilir görünmektedir, zira kalp ya da beyin taşımayan canlılarda da vardır, dolaysıyla konumlandırması bir nebze daha kolaydır. Benzeri olmayan organlar içinse doğrudan insanın geliştirdiği örnekler model olarak kabul edilir, kalbin pompaya, beynin bilgisayara dönüşmesinin nedeni budur. (daha&helliip;)

Resim: Mutluluğun Resmi, Dianne Dengel’in kartpostal çalışmasıdır.

Rönesans sanatla nasıl buluşacak?

Görünen o ki Rönesans aslında toplumun etki gücü yüksek kısmı tarafından kabul edilen, ama toplumun da yaşam biçimine aksetmiş bir ruh halidir. “Ruh hali” sözünü boşuna kullanmıyorum, yeniden doğuşun gerçekleşmesi için toplumun davranış şeklini değiştirmesi tek başına yeterlidir. Örnek vererek açıklamaya çalışalım, birbirini dolandırmanın genel uygulama haline geldiği, dürüst olanın salak kabul edildiği bir toplum, dürüstlüğün erdemini yeniden kabul edip uygulamaya soktuğunda Rönesans zaten gerçekleşir. Bu örnek “sanata verilen önem, haklıya hakkının teslim edilmesi, mümkün olsa bile aşırı kazancı reddedilmesi vb.” gibi bütün durumlarda söz konusudur. Nasıl yozlaşma bulaşıcıysa, erdem de bulaşıcı olabilir. Ne var ki insanlar diğer yolu seçmek için doğuştan gelen bir eğilim içindedir (Cennet’ten kovulma da buna bağlıdır ya). Bütün din, ahlak, hatta tarikat öğretileri insana bundan vazgeçmesini önermekle kalmaz, yollar da sunarlar. Ne var ki uygulaması zor olan bir şeyin uygulanmaması ya da uygulanıyormuş gibi gösterilmesi için de bin bir seçenek vardır. (daha&helliip;)

Resim: Hair (Alman-Amerikan ortak yapımı film, 1979), Age of Aquarius (Balığın Çağı)

Bilimde Rönesans olasıdır, sorun bunun sanata nasıl yansıyacağındadır

“Günümüzde yeniden Rönesans olabilir mi?” sorusunun yanıtı bana göre “evet olabilir” şeklindedir, mantığı da açıktır: “Bir kere yeniden doğuş söz konusuysa, bu yeniden de olabilir”. Hatta başka mantıkla ifade edelim, “doğum zaten gerçekleşmektedir, ama toplum bunun gerçekleştiğini farkına henüz varamamıştır”. Her nasıl olursa olsun doğumun kendisi sancılı bir süreçtir, sancı kolay algılanır, ama doğumla sonuçlanacağı akla gelmeyebilir. Bu noktada tartışılması gereken Rönesans için gereken “kritik bilgi birikiminin” yakalanmış olup olmadığıdır. Bilgiler her zamana artış eğilimindedir, günümüzdeki teknoloji bilginin üretimini ve yayılmasını da hızlandırmıştır, ne var ki “kritik bilgi” dendiğinde öyle bir kavram tanımlanır ki, insanların günlük yaşam algılarını, hayata bakışlarını değiştirebilecek özellik göstermelidir. (daha&helliip;)

yks-14-12-2016-084352-medium

Yeni bir Rönesans mümkün müdür?

Bize anlatılan, Rönesans “yeniden doğuş” demektir. Yani aslında öncesinde de bir doğuş vardır, aradan bir süre geçmiştir ve yeniden doğuş ortaya çıkmıştır. Üstelik bu özellikle doğa bilimlerinin araştırılmasına tahammül edemeyen karanlık çağ denen dönemin sonrasında gerçekleşmiştir. Peki bugün yeniden bir Rönesans mümkün müdür, irdelenmeye değer bir soru gibi durmaktadır. (daha&helliip;)

yks7-12-2016-125630-medium

Şeker tüketiminin prensipleri, lütfen dikkatli okuyunuz

Sağlıklı beslenmeyle ilgilenenler genellikle konuların “evet-hayır” ya da “var-yok” biçimine indirgenmesi beklentisine girerler. Bir gıda ya yenmelidir ya da yenmemelidir. Buna karşılık konuyu üretim (mesela şeker) ve yetiştirme (mesela hayvansal gıda) teknikleri açsından baktığınızda durum değişir. Hele hele bu bilgileri biyoloji ve gelişimin “genel geçer prensipleri” çerçevesinde birleştirebilirseniz o zaman “tüketme-tüketmeme” seçimi ve sonuçları açıklanabilir hale gelir. Bu bir yorumdur, konuyla ilgili kişilere sunulur, kabul görürse görür, görmezse alternatif açıklamaya bakılır. Eğer bir konuda alternatif bir açıklama yoksa, o zaman zaten tek görüş / yorum söz konusudur. Bunun günlük yaşama (mesela beslenme alışkanlıkları) nasıl dönüştürüleceği sonraki aşamadır. Böyle bir bakış açısıyla irdeleme yapmak daha kolay öngörülebilir araştırmalarla sonuçlanır. Lakin isteyen kendi denemesiyle kendi çıkarımını takip etmekte serbesttir. (daha&helliip;)

yks_olagan_supheliler

Londra ve şeker; olağan şüpheliler, şirketler ve endişeler

Bu hafta, Uluslararası Şeker Organizasyonu’nun (ISO) 25. (gümüş) yıldönümü toplantısından söz edeceğiz. Bizim şeker endüstrisiyle tanışmamız bundan beş yıl öncesine dayanır. “Hastalıklar artmaktadır, Pubmed olarak adlandırılan “bilimsel veri tabanı” şekerin hastalıklarla ilişkili olabileceğine dair çalışmalar sunmaktadır. Sanılanın aksine bunlar iyi planlanmış ve meşakkatli bilimsel araştırmalardır. “Her şeyin aynı kaldığı” varsayımı içerisinde şeker de bu nedenle “olağan şüpheliler” konumuna pek güzel yakışır.” (daha&helliip;)

Resim: Evde sirke yapımı (http://blog.emergencyoutdoors.com/how-to-make-homemade-vinegar/ adresinden alınmıştır)

Mayalanma sistemlerinde yıllanma ile ortaya çıkan değişiklikler

Geçen hafta genel olarak anlattığımız mayalanma ürünleri dikkate alındığında sirke farklı özellikle gösterir. Sirkede de mayalanma işlemi içerikteki şekeri kullanarak önce alkol oluşturur, ardından bu da ortadan kalkarak asetik asit denen sirkenin karakteristik bileşeni meydana gelir. Ama esas tılsımlı durum bundan sonra başlar. Asetik asit bakterileri ortam içerisinde selüloz denen molekülleri sentezlemeye başlar. Bunlar mayalanma haznesinin yüzeyinde toplanarak sirkenin anasını oluşturur. Ne var ki buradaki selüloz yapısı bitkilerdeki selülozdan farklıdır. Eğer kurulan sirke çalkalanırsa ana içeriye yayılarak bulanık bir görünüm yaratır, çalkalanmazsa yüzeyde tabaka oluşturur, tabaka olgunlaşma sürdükçe kalınlaşır, yani sirke aslında canlı bir sistemdir. Pratik olarak bütün meyvelerin sirkesi kurulabilir, hatta gül yaprağı gibi çok narin dokularının sirkesini de kurmak mümkündür, dolayısıyla bütün sirkeler birbirinden farklı özellik gösterir. (daha&helliip;)

Resim: Bir mayalanma ürünü olarak boza (Vefa Bozacısı)

Mayalanma dediğimiz şey nedir?

Biz her ne kadar basite indirgesek ve keskin sınırlarla ayırmaya çalışsak da, mayalanma (fermantasyon) beslenmede tahmin edilenden çok daha önemli bir yer tutar. Tıp genel algı olarak sindirim sisteminin kalın bağırsakların üzerinde kalan ağız, mide ve ince bağırsaklar bölümünü “değirmene” benzetir, yani “besinler öğütülerek ya da kimyasal yollarla yapı taşlarına ayrılır ve emilir, posa da kalın bağırsaklara gelir” yakıştırmasında bulunur. Bu benzetme tamamen hatalı değildir, ancak besin bileşenlerinin önemli bir bölümü bütünüyle yapı taşına ayrılmadıkları gibi, esas biyolojik etkileri bileşik formdayken ortaya çıkar. Ne var ki beslemenin esas karmaşık biçimi kalın bağırsaklarda gerçekleşir, çünkü kalın bağırsak sıra dışı bir mayalanma ortamı sunmakla kalmaz, gıdaya ve olasılıkla ortama ilişkin bir enformasyon aktarımını da sağlar. Kalın bağırsaktaki mayalanma burada yaşayan ve genel olarak anneden alınan bakterilerin biyolojik becerisinin bir sonucudur, ama önemli bir kısıtlılığı da vardır, “zaman”. Zira gıdanın sindirim sisteminden geçiş süresi bellidir, ortalama 24 saat olduğunu varsaysak bile, bunun dörtte üçünün kalın bağırsakta olması mayalanmanın nihai biçimleri açısından yeterli değildir. (daha&helliip;)

yks-9-11-2016-083035-medium

ABD’de veri bol, ama analiz becerisi yok; o halde “etiketi değiştirelim”

ABD ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi hedefiyle her yıl düzenlenen ATC (The Amerikan-Turkish Council) Konferansları’nın 35’incisi, 30 Ekim – 1 Kasım 2016 tarihleri arasında Washington’da gerçekleştirildi. Etkinliğin ikinci gününde “Türkiye’nin Gıda Endüstrisi’ndeki Trendler ve Fırsatlar” başlıklı bir açık oturum düzenlendi. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkan Vekili ve Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Rint Akyüz, moderatörlüğünü üstlendiği oturumun açılışında bilgi vererek sağlıklı beslenmeyi “dengeli ve yeterli beslenme” olarak tanımladı. Akyüz şeker konusunda çok fazla bilgi karışıklığı olduğunu ve bunun düzeltilmesi gerektiğini vurguladı. (daha&helliip;)